"medya" etiketli yazılar:

22 March 2017 Wednesday

Medya Satın Alma’ya Accenture Tehditi

Campaign‘den Gideon Spanier’in 14 Mart 2017 tarihli  haberini paylaşmak istedim.

Danışmanlık devi Accenture’un dijital kolu olan Accenture Interactive, reklam endüstrisinin korumalı alanında daha rahat ilerlemek için birçok müşterisine şirket içi medya satın alma masası kurmak için görüşmelere başladı.

  • Accenture Interactive konusunda, şu yazıya bir göz atıverin.

Accenture Interactive’in İngiltere ve İrlanda Yönetici Direktörü Joy Bhattacharya, Campaign’in bir kahvaltı toplantısında müşterilerinin birçoğunun kendi dijital medya satın almalarını kendileri yapmak istediklerini açıkladı.

Bhattacharya wants to help clients drive 'complete transparency' in media

Bhattacharya, “müşterilerin  dijital medya tedarik zincirinde şeffaflık eksikliği ve dolandırıcılık konusunda “çok fazla” bir tartışma olduğunu” söyledi.

Müşterilerimizle,  onlar için medya satın alma masalarını nasıl kurabiliriz konusunda bazı görüşmeler yapmaktayız” diye belirtti. “Bence tam bir şeffaflık düzeyi ancak bu şekilde sürdürebilir.”

Müşterilerimizin sahip olması gereken bir boşluk” dedi. “Müşterilerimizin bu yeteneği kurum içinde inşa etmesine yardımcı olmak ve bu süreçte eksiksiz şeffaflığı sağlamak istiyoruz.”

Bhattacharya, Accenture Interactive’in medya alımına geçmek istemediğini ısrarla belirtti.

Bununla birlikte, “Accenture Interactive’in müşterinin kendi bünyesinde medya satın alma masası kurmasına yardımcı olmak için ne gerekiyorsa yapacaklarını” belirtti. Accenture Interactive’in medya alımı dışında müşterilerin medyanın ve pazarlama sürecinin her bölümünü yönetmede elinden gelen bir rol oynamaya istekli olduğunu ileri sürdü.

Pazarlama hizmetlerinde yönetim danışmanlarının en kazançlısı olan Accenture’un hareketi, geleneksel medya ajansının rolünü atlamakla tehdit ettiği için medya alım grupları için büyük bir tehdit oluşturabilir.

Accenture Interactive, müşterilere pazarlama ve satış konusunda yeni ürün geliştirme ve hayata geçirmeye kadar “uçtan uca” bir müşteri deneyimi sağlamak için, dijital, tasarım, kullanıcı deneyimi ve yaratıcı hizmetler sunan (Karmarama ve Fjord’un da dahil olduğu) 10 ajans satın aldı.

Endüstri analistleri, markaların kendi medya alımlarını yapmalarının gittikçe artan bir trend olduğunu söylüyor.

🙂

EKLEME: Sevgili Olcayto Cengiz sayesinde gördüğüm haberi de yazıya ekleyeyim.

Birçok firma, ölçümler ve gösterimlerde sorun olduğu için Google ve Youtube reklamlarını durdurmuş [1] , [2] .

😉

04 January 2017 Wednesday

Ağ, İçerik, Veri

Bugün, pazarlamaya ilişkin yayınlarda gezinirken WARC’ın bir yazısında şunu gördüm.

warc

Aklıma ne geldi?

İsmail Hakkı Polat ve Ercüment Büyükşener ile birlikte yazdığımız ve Harvard Business Review‘nun

Harvard Business Review, Turkiye ile ilgili görsel sonucu

Sosyal Medya Çağında Marka” konulu Mart 2016 sayısında yayınlanan Değişen Pazarlamada Değişmeyen Üç Temel başlıklı yazımızda özellikle bu konunun üzerinde durmuştuk. WARC’ın yazısında “medya, reklam ve teknoloji” diye geçen üçlüyü biz  “AĞ – İÇERİK – VERİ” diye daha geniş kapsamda ele almıştık.

hbr-2016-03

Harvard Business Review’nun Mart 2016 tarihli dergisinin 54’üncü sayfasından kopyaladığım şekilde olduğu gibi, bu üçlü ne kadar yakınlaşırsa, o kadar başarılı yönetileceğini anlatmaya çalışmıştık.

🙂

Derginin kapağına bakıp, içeriğini anlamadan “Bazıları sosyal medyada pazarlama konusunda daha yeni uyanıyor” diyen SMU’lar da oldu. Birçoğu “AĞ – İÇERİK – VERİ” hatta daha dar ele alıp “medya, reklam ve teknoloji” üçlüsünden bahsetmedi.

Biz, bu üçlü yakınsamayı defalarca anlattık ve anlatmaya devam ediyoruz.

Şimdi, uluslararası araştırma firması IPSOS’un da bizimle aynı fikirde olması güzel.

😉

 

 

12 October 2010 Tuesday

e-Tohum İzmir kampı konuşması – 2

e-Tohum İzmir kampı’ndaki konuşmamdan sonraki kahve molasında Ahmet Ürel ile müşteri – hedef kitle ayrımını yeniden konuştuk.

“Müşteriye çok önem verip, hedef kitleyi gözardı etmeyi kabul etmediğini” söyledi. Dedim ki

“Müşterinin taleplerini yerine getirmekten bahsederken, hedef kitleyi tümden dışlamaktan bahsetmiyorum. Hedef kitleyi korumak, hatta sayılarını artırmaya çaba sarfetmek gerekir. Ne de olsa müşteri ile ilişki buna bağlı.”

🙂

Sonra birden “Kayık ile balık avına çıktın mı hiç?” diye sordum Ahmet Ürel’e… (Konuşmam hakkında yazılanları okumuşsanız [1] ve [2], akıl karıştırdığımdan bahsettiler. Muhtemelen Ahmet de “nereden çıktı balık avı şimdi?” diye düşünmüştür.)

35 sene önce Küçükyalı ile Adalar arasından uskumru ve kolyoz çıkardı. İstavrit zaten gelirdi. 4 – 5 saatte kovalar dolusu avlanabilirdi.

Kayıktakiler oltayı aynı anda çekmezlerdi. 2 kişi oltayı çekip balıkları sandala atarken, diğer 3 kişinin oltası denizde dururdu. Balıklar, orada yem olduğu sanıp gitmesinler diye… Balıklar oyalanırken çekilmiş oltalar suya iner, sonra diğerleri çekilirdi. Balıkların olabildiğince orada kalmasına çalışılırdı.

Benim gözümde, gazetelerin “gedikli” yazarlarının görevi de hedef kitleyi orada tutmaktır. Onları toplayıp reklamverene satmak için.

😀

Hedef kitlesiyle müşterisi farklı olan girişimcilere söylüyorum. Eğer müşterinin bizimle çalışma nedeni hedef kitlemiz ise, zaten onları boşlayamayız. El bebek, gül bebek… Müşterimiz için

🙂