"melek yatırımcı" etiketli yazılar:

05 June 2017 Monday

“Düzeltilir” demiştim

6 – 7 sene önceydi.

Bir Webrazzi etkinliğinde (yine en ön sırada oturmuştum) anlı şanlı internet girişimcilerine, daha önce şirket veya portföy satın alma deneyimi olan biri olarak “Değerleme rakamları yatırımın geri dönüşünü sağlamazsa, bir süre sonra finansal kaynak bulamazlar” demiştim.

Dönemin en bilinen internet girişimcisi “Geleneksel ekonomi kurallarıyla internet girişimlerine bakmanın yanlış olduğunu” ve “Benim internet ekonomisini anlamadığımı” söylemişti.

O dönemde blogumda “Düzeltme Gelebilir” diye yazmıştım.

😉

Bir hafta içinde iki kapanmayı okuduk.

Önce Markafoni

Ardından da Bukoli

Webrazzi’den duyduğum kadarıyla Zomato da Türkiye’den çekilme sinyalleri veriyormuş.

😛

Biliyorsunuz, daha önceden de çok sayıda web girişim kapılarını kapatmıştı.

İş dünyasında bu dalgalanmaları çok doğal görüyorum. Belki de, internetin büyük abi’sinin dediği gibi “Ben internet ekonomisini anlamıyorum“.  Ama şunu biliyorum ki, para veren karşılığını almak ister.

😉

Aklıma meşhur Temel fıkrası geliyor. Mezar taşına şöyle yazdırmış:

Düzeliysun demiştinuz. Hani… N’oldu?

😀

11 October 2016 Tuesday

Startup Istanbul Notlarım

Bu sene Startup İstanbul’un son gününe 10 Ekim’deki oturumlara katılabildim.

İlk yıllarında, kafelerde toplanabilen bir oluşumun artık Volswagen Arena’ya sığmayacak duruma gelmesine çok sevindim.

Derslerimde kullanmak üzere bazı notlar aldım ve resimler çektim. Aldığım notlardan bazılarını (maalesef konuşmacının adını not almamışım) bilginize sunuyorum.

Her zamanki gibi, arada kişisel yorumlarım varsa, (parantez içindedir)

startup-2016

Trendleri gördüğünüzde geç kalmışsınızdır. Artık onun zirvesinde olma şansını kaybetmişsinizdir.

Başkası için değer yaratmaya odaklan. Paraya odaklanırsan, başarısız olma ihtimalin artar.

Her şeyi aynı anda yapmaya çalışanlar, neyin yanlış gittiğini kolay anlayamıyor.

Doğru yatırımcı en iyi mentor olur” (Bu cümle, “Kimin çok parası var?” diye bakan girişimcilere)

Devlet, şirketleri açık olmaya ikna etmeli” (“Devletler ne yapmalı?” sorusuna)

Empati, birini anlamak değil, başkasının bakış açısıyla bakmaktır.” (Burada bir pazarlama dersi var. “Müşteriyi de anlıyorum ama…” diyen ve hoşgörü ile empatiyi karıştıranlara söylüyor)

Çok şey öğrendiğini söyleyebilirsin. Eğer bir sonraki aksiyonunun ne olacağını bilmiyorsan, yeterince öğrenememişsindir.

Büyük düşün, küçük başla. Ama şunu da unutma “Bir kadın 9 ayda bir çocuk yapar ama 9 kadın 1 ayda çocuk yapamaz

Start-up mısın, scale-up mısın?

IBM, bizzat icat ettiği PC dahil donanım işinden çıktı. IBM artık bir bilişsel (cognitive) çözüm şirketidir.

Gelişmekte olan ülkeler, innovasyonlar konusunda daha heyecanlılar.

Endüstriyel internet, iş gücü verimliliğini arttıracak” (Burada beceri ve eğitim eksikliği olan işçinin verimliliğinden bahsedildiğini sanmıyorum. Hem multi-branş olanların, hem de sürekli bilgisini yenileyenlerin kasdedildiği kanaatindeyim. Bu vesileyle 2013 tarihli Endüstriyel Büyük Veri yazımı da hatırlatayım. )

Artık CEO’nun ayrı ofisi olmalı mı diye tartışıyoruz” (Ne kadar uzun süreden beri söylüyorum. Hatta blogda da yazdım. “Mutlaka bir ofisiniz olması gerektiğini düşünüyorsanız… Bakmayın şu anda kendinizi beyaz yakalı sandığınıza… Aslında bilişim döneminin mavi yakalısı olmuşsunuz“)

“Amazon, segment değil bire bir kişiselleştirme yapılabileceğini öğretti.

Endüstriyel internette %1’in gücü” (bu kavramı beğendim ve başka konularda da marjinal verim ölçüsü olarak kullanabilirim.)

Gelişmekte olan ülkelerde dinleme, paylaşma ve sorgulama kültürü yok.” (Silikon Vadisi’ne göre artılar ve eksiler” konuşmasından… Bu konuda ben de birkaç şey söyleyeceğim.)

🙂

Aslında not alınacak çok cümle vardı. (Benim notlarım da bunlarla sınırlı değil.) Kendime hatırlatma için aldığım ve tek başına yazınca anlamı olmayan veya uzun bir içerik ile birlikte aktarılması gerekenleri buraya yazmadım.

E-Tohum’un ilk günlerine şahit olan biri olarak, Aslı ve Burak Büyükdemir başta olmak üzere emeği geçen herkesi kutluyorum. Şahane işler başarıyorsunuz.

🙂

22 May 2014 Thursday

Moda Olarak Girişimcilik

Girişimcilik konulu konuşmaların ana teması (nedense) “ücretli çalışmanın kötü tarafları” oluverir. (Girişimcilik konusunda başka konuşacak şey bulamayanlar çoğunluktadır.) Böyle olunca konuşmacıları can kulağıyla dinlerim.

Yakın geçmişte katıldığım bir konferanstaki konuşmacıları 3 gruba topladım.

  1. Hayatında tek bir gün bile maaşlı çalışmadıkları halde “neden ücretli çalışılmamalı” temalı konuşma ve/veya sunum yapanlar.
  2. Bugünkü pozisyonlarını ücretli çalıştıkları zamanlara borçlu olup “ücretli olmayı” kötüleyenler
  3. Gerçekleri söyleyenler

Şöyle açıklayayım:

Birinci grup hakkında: Hayatında tek bir gün bile başkasının yanında çalışmayanların, hiç sahip olmadıkları bilgi ve birikimlerle konuşmaları, diğer tüm söylediklerinin PALAVRA olduğu düşüncesini perçinliyor.

Profesyonel yaşamım boyunca çok sayıda girişimciyle çalıştım.  [1] , [2] , [3] , [4] , [5] , [6] , [7] , [8] , [9] , [10] , [11] , [12] . Bazen onlara rağmen şirkette güzel şeyler yapmaya çalıştım. Yıllar sonra karşılaştığımızda haklı olduğumu da itiraf ettiler.

😛

İkinci grup hakkında: Şimdilerde yüksek tutarlı fonları yönetiyorlarsa, bazı girişimlerde yönetici konumundalarsa, hatta kendilerine ait 2 haneli milyon dolarları varsa bunu ücretli çalıştıkları yıllara borçlu olduklarını biliyoruz. Zaten özgeçmişlerini şişinerek anlatırlarken kendileri de söylüyor.

Çoğunluğu o sırada bir fikrin büyüsüne kapılıp çok sıfırlı maaşları terkedip girişimci olmuş da değiller. Büyüyen girişimci + yatırımcı eko-sistemine adeta paralel geçiş yapmışlar. Onları bugüne getiren bilgi ve para birikimini ücretli çalıştıkları yıllarda edinmişler. Şimdi kalkıp ücretli çalışmanın aleyhinde bu kadar hevesle konuştuklarını görünce, gençleri kandırdıkları kanaati ediniyorum.

😛

Üçüncü grup hakkında: Her iki tarafta bulunmuş olan da var, sadece girişimci olarak çalışan da… “Girişimci olmayanı dövüyorlar veya günün modası girişimcilik cümlelerini duyduğunuz için bu işe kalkışmayın” diyebiliyorlar. Girişimciliğin sadece düzenli maaşın öteki seçeneği olmadığını, vur-kaç (veya sat-çık) girişimcilik kavramının doğru olmadığını anlatıyorlar.

“Sevgilimi mi yoksa girişimimi mi çok seviyorum diye baktım. Girişimime zaman ayırabilmek için sevgilimi bıraktım” diyebiliyorlar. Ücretli çalışanların hayallerindeki okulları bitirip geldikten sonra, projeleri uğruna nasıl süründüklerini biliyoruz. Bugün onlarca adam çalıştırıyorlar ama “10 siparişi geçtiğimiz ilk gün 3 ortak -sadece 3 kişilik şirket- bunu kutladık” diye söylüyorlar. “Bir fikre inanmanın ve bunun gereklerini yerine getirmenin” bedelini anlıyor ve anlatabiliyorlar.

😉

İşin rakamsal boyutuna geldiğimizde, başka gerçekler de ortaya çıkıyor. Türk gençlerinin %85’i  iş kurmak, girişimci olmak, kendi patronu olmak istiyormuş. Basit bir ekonomi sorusu sorayım. Bu durumda %85’in mi, kalan (başkasının yanında çalışabilecek) %15’in mi daha fazla başarılı olma şansı vardır.

Konferansları dinlerken bu yazdığım noktalara dikkat edin. Hoşunuza giden masallara odaklanıp kendinizi kandırmayın. Üçüncü gruptaki arkadaşlardan Ali Servet Eyüpoğlu’nun dediği gibi “Herkes girişimci olamaz. Moda olduğu için girişimci olunmaz”.

.