"meslekdaş" etiketli yazılar:

18 December 2011 Sunday

Ne meslekler var

Az önce friendfeed’de M. Serdar Kuzuloğlu‘nun bir cümlesini okudum.

CEO, trendsetter, sosyal medya uzmanı, geek, nerd, hipster, yaşam koçu, bilmemne… Meğer hepsi Türkiye’de yaşarmış.

Zaten bir iki gün önce CEO’ların geleceğinin parlak olmadığına dair birşeyler görmüştüm.

M. Serdar Kuzuloğlu’nun friendfeed’deki cümlesi başka bir mesleği hatırlattı. Kartı aşağıda:

Bu genç adama, kartı verdiği bir ajans sahibi sordu:

“Ne iş yaparsın?”

“Deneyim optimizatörüyüm.”

“Peki… Ne iş yaparsın?”

“…”

  • Not: Bu genç adamla ben nasıl tanıştım diye merak ediyorsanız… Öyküsünü yazmıştım. Ben uzak durmaya çaba sarfettim. Ama kartını zorla defterimin arasına sokuşturmuştu.

Serdar usta… Ne meslekler var. Sadece kendileri biliyor ne iş yaptıklarını…

;-)

18 July 2010 Sunday

Mezuniyet sonrası

Öykü rahmetli babamdan…
:-D

Ünlü mimar Sedat Hakkı Eldem‘in hocalık döneminde DGSA Mimarlık‘tan mezun olmuşlar. İşe girmişler.

Bir süre sonra aralarından biri, çalıştığı iş yerinde mimari projede takılmış. Hoca’sını ziyaret edip ona sormak istemiş.

Eskiden eline kalemi alıp 2 dakikada çizen hoca, derste anlattıklarından bir iki cümleyi tekrarlamış. Hepsi o kadar…

Eski öğrencisi “Hocam, şunu bir çiziverseniz…” diyecek olmuş. Hoca hem ders vermiş, hem de takdirlerini bildirmiş:

“Oğlum, düne kadar öğrencimdin. Artık meslekdaşımsın.”
:-P

18 June 2010 Friday

Hatalardan ders…

Gidiş Yolu konusunda çeşitli tartışmalar oldu. İkinci yazıyı da yazdım.

Bir müsibet, bin nasihatten iyidir” diye düşünen arkadaşlarımız, hataların daha çok öğretici olduğunu söylediler. Katılmamak mümkün değil. Elbette hatalar öğretir. Bu konuda üçüncü yazıyı ekledim.

Ancak, bazı hatalardan öğrendiklerimizi yeterince kullanamayabiliriz.  Nedense aklıma idam mahkumu Temel geliyor. Son arzusu sorulduğunda “Ha bu bana ders olsun” demiş te…
:-P

Yaşam bir prova değil. “Aaaa, yandık” veya “Game over” oldu, yeniden başlayalım olmayabiliyor.  Hep hatalarımızdan öğrenmek yerine, en doğruyu yapmayı amaç edinmeliyiz.
:-D

Başkasına saygı duymayı öğrenmeden kendisine saygı duyamıyor insan; başkasını anlamadan kendisini anlamıyor; başkasına güvenmeden kendisine güvenemiyor, başkasını sevmeden kendini sevemiyor. Bunlar zaman istiyor, sınama-yanılma gerektiriyor. Yeteneğiniz varsa, daha çabuk öğreniyorsunuz.

Biliyorum ki, (CRM, PR ve HR – müşteri ilişkileri, halkla ilişkiler, insan kaynakları yönetimi – dahil) insan ilişkilerine dayalı herşeyde tecrübe ile uzmanlaşılıyor.
:-P

Bülent Eczacıbaşı bir konuşmasında

- Hepimizin yaptığı bir hata vardır. İnsan tanımak… En büyük yanlışlardan biri “ben insanı gözünden tanırım” zannetmektir.

- İnsana zaman ayırmak, defalarca farklı konularda onu tanımak gerekir.

- Bu konuda alınacak dersin ve yapılacak yanlışların sonu yoktur.

demişti.
:-P

Hatalar doğal, üstelik öğretici… Eğer öğrenmek istersek… (Ata sözlerine inanırım. :-P )

Bu gibi konularda hata yapılmasın demiyorum. İnsanın kuralları sabit değil. İnsan değişiyor. Hem insandan insana farklı, hem de aynı insan değişik zamanlarda değişik tepkiler gösteriyor. Bilgelik ile doğulmuyor. Önce kendini öğrenmek gerektiğinden, hatalara izin vermek şart.

Ve hiçbir zaman tam olarak da öğrenilmiyor.
:-P

Ama kuralları sabit olan konularda ve mesleki işlerde yanılmak yoluyla öğrenmek…

Açık söyleyeyim, akıllı bir insana yakıştıramıyorum.
:-D