"Muhan Soysal" etiketli yazılar:

14 November 2015 Saturday

Tasarımcı Düşünme

Az önce yayınladığım grafiker cümlesini okuyunca, tasarımcı düşünme (design thinking) kavramına tekrar göz attım. Harvard Business Review (HBR)’ın Eylül 2015 sayısında epey yer verilmiş.

Bu vesileyle, bambaşka bir konuyu yazmak istedim.

HBR’da şu kısmı görünce…

TASARIM-3

Herbert Simon‘ı ilk ne zaman duymuştum biliyor musunuz.

1977-1978 ders yılında. Muhan Soysal hocamın derslerinde. Sabah üşenmedim eski notlarımı aradım.

Veee buldum

TASARIM-4😀

 

Biliyorum ki, Muhan Soysal‘ı tanıyanlar “Herbert Simon’dan 1978’de bahsettiğini” duyunca şaşırmayacaklar.

Oyun teorisi Nobel almadan çoook önce de bize “Gelecekte önemli olacağını” söylemişti.

Nurlar içinde yat Muhan hocam.

🙂

12 October 2014 Sunday

Arkasında ne var?

Bugün Ürün Geliştirme dersinde yoklama alırken sayfanın arkasında (tüm sayfayı kapsayacak büyüklükte) şu resim vardı.

absolute

Yoklama kağıdı bana geri dönünce sordum. İmza atan 13 öğrencinin hiçbiri resmi farketmemişti.

Nasıl yorumlamalıyım bilemedim ama onlara bir Muhan Soysal öyküsü anlattım.

😛

Muhan hocam, bizden 3 sene önceki son sınıfa Business Policy sınavında oldukça zor bir vaka analizi sormuş. Sınıf çılgınca çözmeye çalışıyor. Muhan hocam yoklama kağıdını eline almış, teker teker imzalatıyor.

O yıllardaki İdari İlimler anfisinde sıralar arasından geçmek oldukça zor. Her bir öğrencinin teker teker kalkıp yol vermesi gerek. Oysa Muhan hoca, daha önce yoklamayı sınıfın resmini çekerek yapmış bir kişidir. Etkin ve verimli çözümleri hemen üretebilir.

Bir öğrenci durumun – hocanın herkesi teker teker rahatsız etmesinin – garipliğini farkediyor. Muhan hocayı izliyor. Kağıdı tutuşundaki farklılığı anlamaya çalışıyor. Sıra kendisine gelince, kağıdı çevirip arkasına bakıyor.

Yeterli veri olmazsa hiçbir vaka çözülemez” yazdığını görüyor.

Gözlerini kaldırıp Muhan hocaya bakınca “sus” işaretini alıyor. Yoklama bitene kadar bekliyor. Daha önce yazdıklarını silip, sınav kağıdına sadece “Yeterli veri olmazsa hiçbir vaka çözülemez” diye yazıyor ve teslim ediyor.

100 üzerinden 100 alıyor.

🙂

Ders bunun neresinde diye sorarsanız… İşletmecilik son sınıf öğrencisi imza attığı kağıdın önüne arkasına bakmalıdır.

😉

 

30 September 2014 Tuesday

Neden yazıyorum?

Ve nihayet [1] , [2] , [3] , [4] yazıdan sonra neden yazıyorum sorusunun yanıtına geleyim.

Benim duygularım (“sadece 2’sine sığmaz” dedim ama) aslında çok karışık. Astrolojiden hoşlananlar için söyleyeyim,  İkizler burcuyum. Yükselen burcum da ikizler. 2 değil 4, hatta 8 birbirinden farklı duyguyu aynı anda yaşayabilirim.

Nasıl yani diye soracak olursanız, şöyle: Birine hem (bana yaptığından ötürü) kızıp, hem (şirketin geleceği açısından yaptığını) takdir edebilirim. Kaç yazıdan beri vurguluyorum. Ego, özveri, özgüven, ukalalık, bilmişlik, kendini ifade, vb… olabilir. Bunu değişkenlik değil, düşünce zenginliği olarak değerlendiriyorum.

Gerek danışmanlık projelerimde, gerekse okuldaki eğitimlerde bildiğimi anlatmaya çalışıyorum. “Biraz da kendime saklayayım, bana mecbur olsunlar” demiyorum. (Dolayısıyla ÖZGÜVEN var.) Öğrenmeleri için gerçekten çaba sarfediyorum. (ÖZVERİ de var.) “İçinizden başka Uğur Özmen’ler çıkarsa, rakiplerim oldu diye üzülmem. Onlarda emeğim var diye sevinirim” diyorum. (Kendini beğenmişliğin bu kadarı… Demek ki EGO da tavanda.)

Dedim ya farklı (hatta karşıt) duyguları eş zamanda yaşayabiliyorum.

😉

İlk yazının yorumlarında başka blogger’ların neden yazdıklarına dair görüşleri var.

Örneğin

  • Ayşemhayatlara dokunmak” için.
  • Burçakunutmamak, yazık olmasın” diye,
  • Gökhankişisel ve mesleki manada gelişmek, mesleki anlamda sektörel değer üretmek” için,
  • Fatihfarkedilmek, kimin kim olduğunu farketmek” için,
  • Canerkendine not almak, düşüncelerini daha derli toplu ifade etmek” için,
  • Cananpaylaşmak, öğrenmek, hatırlamak” için ve “başkalarının farklı pencerelerden bakan yorumları” için,
  • Taylansadece anlam yaratıp birilerinin bundan faydalandığını görmek” için

yazıyormuş.

Birçoğumuz bloglarımıza reklam almıyoruz. Dolayısıyla para kazanmak için yapmıyoruz.

  • Yanlış anlaşılmasın, reklam alınmasına veya bloglardan para kazanılmasına karşı değilim. [1] , [2] , [3] , [4] , [5] , [6] . Aksine uzmanlığın bir şekilde ödüllendirilmesini destekliyorum. Ne de olsa atalarımız “marifet iltifata tabidir” demişler.

🙂

Ben ise… Neden ortalama 2 günde bir’den daha sık, hani neredeyse mesai gibi, bir gazete yazarı gibi, adeta zorunlu gibi… yazıyorum.

Muhan hocamdan, Osman hocamdan, Ömer hocamdan, Kamil hocamdan, Emin hocamdan, Bilge abladan, Emel hocamdan ve birçok hocalarımdan ders ile sınırlanmayacak kadar çok şey öğrendim. Ne kadar çalışsam hep öğrencileri olarak kalacağım. Onlara borcumu doğrudan ödeyemem. Belki dolaylı öderim diye yazıyorum.

Ayhan beyin, İsmail beyin, Metin beyin, David Hill’in yanında çalıştım. Okuldan sonra yine benim için hem okul, hem de ekol oldular. Her zaman çırak olarak kalacağımı biliyorum ama belki başkasının ustalığına katkı yaparım diye yazıyorum.

İş hayatımda başlayan ama öteye taşan şahane ekip arkadaşlıkları yaptım. Düşünce yapımın ve yönetim tarzımın şekillenmesine yardımcı oldular. Onlarla birlikte çalışma şansına ulaşamayanlar için yazıyorum.

İçten bir samimiyetle “Saçmaladın ha!” (hatta “Hass’tir lan”) diye uyarabilecek yakınlıkta (isimlerini yazarsam satırlar dolduracak) 35 – 40 yıllık arkadaşlarım var. Her birinden bir parçayı düşüncelerimin ve davranışlarımın bir yerlerinde taşıyorum. Onlarla arkadaş olamayacak kişilere aktarmak için yazıyorum.

Adını vermek istemediğim bazı amirlerden, iş arkadaşlarımdan ve yönettiklerimden sağlam kazıklar yedim. Aynısı başkalarının başına gelmesin diye yazıyorum.

30’dan sonra meslek değiştirmek yazısına “İyi ki okudum. Hayatıma yön verecek enerjiyi buldum” diyenler için yazıyorum.

Emlak arama yazısını “Tam zamanında gördüm. Açıkta kalmaktan kurtardı” diye (hak ettiğimden fazla) beğeni sunanlar için yazıyorum.

CRM konusunda yetişmesinde emeğim olduğunu” söyleyenler için yazıyorum.

Hayatlarına veya kariyerlerine veya düşüncelerine veya bakış açılarına olumlu katkılar yaptığımı” yazanlar için yazıyorum.

mentorluk-a

Muhtemelen hiç karşılaşmadık ama “Girişimime Uğur Özmen mentor olsaydı” diyen Ahmet, Kaan ve Bircan için yazıyorum.

😉

Ama en çok

EceninMesaji

“Geçen sene siz benim amirimmişsiniz gibi çalıştım” diyen Ece için yazıyorum.

Ogretmenlik-2a

Öğrencim olmadan öğretmenler günümü kutlayan Sami için yazıyorum.

Bilenin bilmeyene borcu vardır” demişler. Borç ödemek için yazıyorum.

Paylaşmak bilmenin zekâtıdır” demişler. Vecibeyi yerine getirmek için yazıyorum.

😀