"müşteri odaklılık" etiketli yazılar:

11 October 2011 Tuesday

Şarap ve müşteri odaklılık

Birkaç sene yabancı sermayeli bir bankada çalıştım. Yurtdışındaki eğitimlerde bazı yoğun günlerde, neşeli bir ara olsun diye “şarap tadımı” yapılırdı. Birkaç kere katıldım. Sonunda - itiraf etmesi zor ama – şunu öğrendim. Bende şarap damağı yok.

Davranışsal açıdan olayı biliyorum. Önce kadehi şöyle tut, böyle rengine bak, şöyle kokla, böyle tadına bak, içinden hava geçir, damağının şurasında ve burasında biraz tut, vb… Rakamsal olarak da hangi noktada tadının ne kadar kaldığını sayabiliyorum. Sertliği konusunda fikrim oluyor.  Hangi tadlarla hangi şarapların birlikte iyi gittiğini de öğrendim, gerekçeleri ile…

Lokantada hava atmak için herşey hazır. Ama…  İçindeki o ince elma, erik veya şeftali kokusunu bir türlü alamıyorum.  “Tadı damakta patlıyor” gibi bir cümleyi benden duyamazsınız. Hiç de öyle hissedemiyorum.

:-)

Müşteri olarak eleştirdiğim bazı firmalar lütfediyorlar. “Hocasından duyalım” diyorlar.  Müşteri ilişkileri yönetimleriyle toplantı yapıyoruz, sohbet ediyoruz.

Kimisinin samimi çabasını görüyorum. Bir kısmı ise… Benim şarap damağım gibi… Şirkette müşteri odaklılık kavramı oturmamış. İğreti duruyor. Aldıkları eğitimler, hazırladıkları süreçler, yaptıkları araştırmalar hep bizzat kendi düşünce engellerine takılıyor. İlerleyemiyor.

Her eğitim herkese uymuyor demek ki. Zaten ben de, bunca eğitimden sonra bile şaraptaki o ince elma, erik veya şeftali kokusunu bir türlü alamıyorum. Onları anlıyorum.

;-)

Resim şuradan alıntıdır.

26 June 2011 Sunday

Bir haftanın dökümü

Biliyorsunuz, bu hafta başında Webrazzi yeni açtığım uzaktan CRM eğitimi isimli siteyi duyurdu.

Blog dışında hem Gennaration’da, hem de E-Ticaret MAG’da yazılarım yayınlandı.

Hem tüm yazdıklarımı (9 tane) bir şekilde kayıt altına almak, hem de genelde blogdan izlemeyi tercih edenler için bir bilgilendirme yapmak amacıyla yoğun haftaların sonunda “haftalık döküm” yapmaya karar verdim.

Bu hafta (20 – 26 Haziran arasında) neler oldu?

;-)

Pazartesi günü oldukça yoğundu. Bir önceki hafta başladığım Dijital oyunlar ve pazarlama dizisine devam etim.  Bir yazı daha yayınladım.

Webrazzi uzaktan CRM eğitimi sitesini duyurdu. Geniş açıklama burada.

;-)

Gennaration “Kimin seçimi” isimli yazıyı yayınladı. Adı seçim olsa da, bu yazının konusu “eğitim” veya “anlayarak seçim yapmak” da diyebiliriz.

Gelecekte “Taaa ne zaman söylemiştim” denilebilecek çok özendiğim yazıları  Gennaration’a yazmayı tercih ediyorum. Basılı da yayınlandığı için, gerçek anlamda “tarihe kayıt düşmek” oluyor.

;-)

Gerek geçtiğimiz hafta sonunda, gerekse bu hafta başında sohbet ettiğim bazı genç arkadaşların “müşteriyi tanımlamak” konusunda hiç çaba sarfetmediğini, üstelik bu nedenle birçok hata yaptıklarını gözledim.

Bu nedenle haftanın ana konusu müşteriyi tanımlamak oldu.

2’si uzaktanCRMeğitimi’nde,

2’si de E-Ticaret MAG’da

1 tanesi kendi blogumda

olmak üzere müşteriyi tanımak konulu 5 yazı yayınladım.

;-)

İki hafta önceki Karadeniz seyahati sırasında tuttuğum notlardan bazılarını Taş yerinde mi ağırdır? isimli yazıda paylaştım. Yöresel tatların yok olmasını ve “herşeyin en iyisi İstanbul’da” olmasını hiç beğenmiyorum.

:-(

Rahmetli Muhan Soysal hocamı anlatan kitapta okuduğum ve paylaşmak istediğim bazı noktaları yazmaya Medeniyet ve trafik ile başladım.

Muhan hocamın, kitabın yazarı Mehlika Babaoğlu’na anlattıkları yanında kendi 35 sene önceki ders notlarımı da alıp birkaç yazı daha yayınlayacağım.

:-D

Cumartesi günü Bi Büyük Fest’e katılamadım. Umarım benim yerime de keyif yapmışsınızdır.

Bi Büyük Blog için gönderdiğim yazı Şanslı dönem. Eğer değişimin içinde kalmak yerine farkına varırlarsa, bugünün gençleri için büyük fırsatlar olduğunu anlatmaya çalışmıştım.

:-D

O sırada Mercedes-Benz’in test sürüşü etkinliğindeydim.

Arabalar harika. Ancak etkinliğin tamamını ele aldığımızda, dijital ajansların blogger konumlandırması üzerine biraz tartışmamız gerekiyor. “Bindikleri dalı kesmek” mi desem, henüz “marka konumlandırması konusunda yeterince çalışmamak” mı desem bilemedim.  Geleneksel ajanslarda işe  başlayıp dijital ajanslara geçmiş / geçecek arkadaşların temel marka iletişimi kavramlarını diğerlerine hatırlatmalarını bekliyorum.

Ortaokuldan bir sınıf arkadaşımın oğlu ile aynı etkinliği paylaştığımı öğrendim. Keyif duydum.

;-)

Cumartesi’nin bir güzel yanı da Devletşah ve Barış Özcan’ın oğulları Sufi’nin doğum haberi idi.

Allah anneli, babalı, sağlıklı, mutlu, huzurlu, keyifli büyümeler versin.
Birlikte büyüsünler, birlikte yeniden keşfetsinler dünyayı.
Her olguya onun gözüyle bakmayı öğrensinler. Tekrar tekrar şaşırsınlar zaten bildiklerini sandıkları herşeye.
Ve ona, doyasıya, kıyasıya yaşamayı öğretsinler.

:-D

Pazar gününü bu yazı için haftayı derleyerek geçirdim. Bir de Sufi’yi görmeye gittim.

:-)

24 June 2011 Friday

Orjinal Pembe Maske

Fırsat sitelerinin bir kere e-posta adresini ele geçirince gereksiz (hatta imkansız) birçok teklifi sunmaları ile dalga geçiyorum. Görüştüğüm bazı fırsat sitesisahibi arkadaşlar, “şu anda kişiselleştirme için uğraşmaya gerek olmadığını, en az 2 yıl daha böyle idare edeceklerini” bildirdiler. Başarılarının devamını dilerim.

;-)

Yazımın bundan sonrası, çoğunlukla bana gelen mesajlardan oluşuyor. Siz anlarsınız.

Şöyle bir mesaj aldım.

Hemen arkasından şu mesaj geldi.

Sonra…

Bitmedi…

Nihayet…

11.33′den 11.48′e… 15 dakikada 5 mesaj…

Diyeceğim o ki, kendi aranızda yazışmanıza itiraz etmiyorum da… Niye beni aracı yapıyorsunuz. Üstelik, pembe maske ile işim olmaz.

:-P