"müşteri odaklılık" etiketli yazılar:

22 August 2017 Tuesday

Teknoloji ve Müşteri Odaklılık

Geçenlerde Twitter’da şunu gördüm:

İlk okuyuşta çok güzel göründü. Gerek CRM, gerekse Dijital Dönüşüm dersleri için malzeme olabileceğini de düşündüm. Ne de olsa sıklıkla müşteri odaklı süreç tasarımı (MOST®) prensiplerinden söz ediyorum. Olağanüstü başarıları MOST®‘a bağlamak fena olmazdı.

😉

Ne var ki, İngiliz filozof Bernard Shaw’un “Bu söylediğim de dahil olmak üzere, bütün genellemeler yanlıştır” cümlesine inanan ve sorgulamayı ilke edinen biri olarak biraz da kuşkuyla karşıladım. Üstelik son zamanlarda ABD’de “Amazon yüzünden batmak” diye bir deyimin artık günlük ticari dile yerleştiğine dair bir yazı okumuştum. (Maalesef cep telefonumdan okuduğum için, referansını kaydedemedim 🙁  )

Amazon yüzünden batan tüm kurumların, hatta küçük dükkanların hepsinin “müşteri odaklı olmadığını” iddia etmek pek akılcı gelmedi.

Yukarıdaki yazının kaynağını araştırırken şu tartışmaya rastladım.

Özetlersek, (yazarın kendi cümleleriyle)

Rahatlık ve fiyat avantajı sağlayan teknoloji zaten kesinlikle bozucudur (disruptor). Başka bir şeye inanmak basitçe saflıktır.

Üstelik “müşteri odaklı olMAmak” herhangi bir iş için büyük bir tehdit oluşturabilirken, yukarıda diğer sektörleri bozan (disrupting) veya bozulan (disrupted) olarak adı geçen şirketlerin herhangi birisinin başlıca nedenlerine yakın bile değil.

diyor.

🙂

Bazı kurumların ve sektörlerin ortadan kalkma nedeni “müşteri odaklı olmamak” değil. Değişen teknolojinin getirdiği fırsatları ve tehditleri anlayamamak.

Booking.com’u örnek olarak verebiliriz. TÜRSAB’ın Booking.com ile mücadelesini ve Türkiye’den girişin yasaklanmasını hepimiz biliyoruz. Tur operatörlerinin maliyetlerini taşımayan Booking.com’un sektörü rahatsız ettiğini ve değişmeye zorladığını da söyleyebiliriz. Ancak, fiyat avantajı dışında “tüketici (veya kullanıcı) odaklı” olduğunu söylemek hiç doğru değil. Aksine, otel odaklı bir yaklaşımı vardır. Otelleri kullanıcıların değerlendirme sırasına göre değil, aldığı komisyonun büyüklüğüne göre sıralar.

  • Şurada Endüstri 1.0’dan 2.0’a geçiş konusunda basit bir örnek var. Enerji kaynağını değiştirmek ve buhar motoru yerine elektrik motoru koymak, değişimi anlamak değildir. Değişim, yeni teknolojinin kullanıcı veya müşterinin hayatını kolaylaştırması durumunda gerçekleşir.
  • Burada at arabasından otomobile geçiş örneği var. Kendi kendine giden araca uygun tasarım olmayınca, yenilik yapılmış olunmaz, sadece değişime uyum öne çıkar.

😉

Sonuçta, müşteri odaklı olunmasa da teknolojiyi iyi kullananlar başarı elde ediyor. İşte bu nedenle “en başarılı” görünen şirketi kopyalamayıp, onun eksiklerini giderecek bir süreç tasarlamak gerek. Aksi takdirde, zaten başlamış bir yarışa sonradan katılıp şampiyon olunmaz.

🙂

 

19 August 2017 Saturday

İyi Mezun, Düşünmeyen Eleman

Bugün Twitter’da @umutaydin‘dan iki gümle gördüm.

Aklıma gelenleri paylaşayım.

😉

İstanbul Bilgi Üniversitesi MBA programında yıllardır CRM dersi veriyordum. 2017 Ocak ayında (Project House‘un kurucu ortağı Serhat Akkılıç ile birlikte) Dijital Dönüşüm dersi de vermeye başladık.

Dijital dönüşümün en önemli aşaması, müşteri odaklı süreç tasarımıdır  (MOST®) . Şirketin iç süreçleri ne kadar karmaşık olursa olsun, gerek müşterilerin gerekse müşterilerle temas eden çalışanların – bu karmaşayı hiç hissetmeksizin – işlerini kolayca ve sürtünmesiz yapmalarını sağlamak için teknolojinin – gerekli olduğu yerlerde – kullanılmasına Müşteri Odaklı Süreç Tasarımı (MOST®) diyoruz.

Ödevlerden birinin konusu MOST®’dur. MBA katılımcıları, kendi seçtikleri bir sektörde müşteriye doğrudan dokunan süreçlerden birini  ele alıp, teknolojiyi de kullanarak müşteri odaklı hale getirmeye çalışırlar.

Bu konuda en kötü ödevleri kimler verir biliyor musunuz? Bilmem hangi listede ilk 100, hatta ilk 50 arasında yer alan… “Türkiye’de en çok patent alan” sıralamasına ilk sıraları paylaşan… Bir yerlerde teknoloji veya inovasyon konuşulduğunda mutlaka kurumsal konuşmacıları olan kurumlar.

Bu kurumlardan MBA’ya gelenler işin kolayına kaçar ve mevcut bir süreci ele alırlar. Sonra da kurumda zaten uygulanan aşamaları aynen yazarlar. (Evet, mevcut süreci AYNEN yazarlar.)

Aramızda şöyle bir konuşma geçer:

– Bu zaten mevcut süreciniz değil mi?
– Evet hocam.
– Bu sürece senin bir katkın var mı? Derste öğrendiklerini bu sürece uyguladın mı?
– Hayır hocam.
– Neden bunca hafta boyunca öğrendiklerini bu sürece uyarlamadın.
– Eğer daha iyisi yapılabilseydi, bizim şirket yapardı.

Bu cümleyi ilk duyduğumda şaşırmıştım. Sonra, yukarıda saydığım BÜYÜK kurumların çalışanlarından sıkça duymaya başlayınca…

Alıştım diyemem. Sadece üzülüyorum.

😉

Bir teknoloji konferansında bu kurumlardan birinin üst yöneticisi “ne kadar yenilikçi olduklarını” anlatan sunum yaptı. Sunum bitince yanına gittim ve bizzat kendi kurumlarından gelen MBA katılımcılarının cümlelerini aktardım. Hiç inanmadı (hatta ciddiye almadı.) “Bizim kurumumuz yenilikçiliğe önem verir…” gibi cümlelerle geçiştirdi.

En iyi okulların en seçme mezunlarını çağırırlar. O gençleri 8 – 10 aşamalı elemelerden geçirirler. Sonra işe alırlar. Birkaç sene içinde o pırıl pırıl çocukları “kurum kimliği” kavramı altında o duruma getirirler ki çocuklar kurumlarından bağımsız düşünemez olurlar.

🙁

Umut Aydın’a katılıyorum.

Geleceğimizi “Eğer daha iyisi yapılabilseydi, bizim şirket yapardı” diye düşünenler belirleyecekse, vay halimize.

🙁

Not: Bu yazı, Bilanço Egosu‘nun geniş açıklaması oldu.

.

24 July 2017 Monday

Şikâyet ve Geliştirme

Neredeyse 20 yıl oluyor. O zaman çalıştığım bankada her sene büyük tantana ile Yıllık Müdürler Toplantısı yapılırdı. Bu toplantılarda genel müdürlük bir sonraki yılın stratejilerini aktarır, şube müdürleri de dertlerini dile getirirlerdi.

Bunlardan birinde müdürler “şubelerin kalabalık oluşundan, yeterli eleman bulunmadığından (a), kalabalık nedeniyle sadece gürültü değil, zaman zaman kavgalar olduğundan” bahsettiler.

Genel Müdür sahneye çıktı ve “Onlara bir sürü kanal sunuyoruz. Çağrı merkezimiz var, internet şubesi var, ATM’ler var. Onlar illa ki şubeye gelmek itiyorlarsa, beklemeyi de göze almalılar” diye kurumun görüşünü açıkladı.

  • Bu Genel Müdür daha sonraki yıllardaçeşitli yerlerde ve defalarca “müşteri odaklılık(b) konusunda konuşmalar yapmıştır.

🙂

Bunu niye yazdım.

O genel müdürü anmak için değil. Müşteri Odaklı Süreç Tasarımı’nın (MOST®) en önemli kavramlarından biri şudur:

Bir müşteri veya temas noktası çalışanından şikâyet geldiğinde, mevcut ürünün veya hizmetin veya süreçlerin veya yöntemlerin “aslında ne kadar iyi” olduğunu anlatmak ve ikna etmek değil, şikayeti mükemmelleşmek için bir fırsat olarak görmek gerekir.

Şurada yazdığım gibi, “Ne yapıyorlar?” ve “Nasıl yapıyorlar?” yerine NEDEN ÖYLE YAPIYORLAR diye bakılmaya başlanınca, MOST® da gerçekleşmeye başlar.

Verilerden yola çıkarak, “Ne yapıyorlar?” ve “Nasıl yapıyorlar?” aşılıp “Neden öyle yapıyorlar?” noktasına gelinmesi, ustalık gerektiriyor.

EK NOTLAR:

(a)

Şubeler şikâyetlerini (biraz da abartarak) sundular. Aslında teknoloji veya süreçlerin düzenlenmesini değil daha fazla eleman istiyorlardı. Kendisine bağlı personel sayısı, onların ne kadar büyük olduklarının en önemli göstergesiydi.

Operasyonel işlerin bazıları ve uzmanlık gerektiren değerlendirme konuları şubelerden alınıp Bölge Müdürlüklerine (hatta genel müdürlüğe) aktarılınca daha az adamla daha fazla iş yapıldı.

(b)

O dönemde bankalar ne kadar müşteri odaklı olduklarını

örnekleri ile anlatırlardı. Müşteri odaklı süreç tasarımı kimsenin hayatında yoktu.

😉