"öğrenci" etiketli yazılar:

01 October 2017 Sunday

Bana bunlarla gelin

İstanbul Bilgi Üniversitesi MBA programında  yeni dönemin ilk Dijital Dönüşüm dersi bugün.

Haydeeaa, bugün Pazar yahu” diyecekler için şimdiden söyleyeyim. Özellikle Pazar günlerini tercih ediyorum. Herkes İstanbul’u terk ederken burada olmak için.

😉

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde

dersleri veriyorum.

MBA’deki yaklaşımımı CRM dersi için yazdığım (ve az farklarla diğer dersleri birlikte verdiğimiz değerli arkadaşlarla birlikte de hayata geçirdiğimiz) Nasıl bir ders ve Nasıl bir öğrenci konulu yazı [1] , [2] , [3] , [4] dizisinde paylaşmıştım.

İlk derste bunları tekrarlarım. Özellikle “Buraya öğretmek için geliyorum. Sizin de öğrenmek için geldiğinizi varsayıyorum” diye vurgularım.

  • Bu yazıyı da listeye ekleyeceğim.

😮

Serhat Akkılıç ile birlikte verdiğimiz Dijital Dönüşüm  dersini geçen dönem almış olan bir MBA katılımcısı, bu konuda katı bir yaklaşımım olduğunu bilmesine rağmen, Bitirme Projesi‘ni benimle yapmak istemiş.

Şöyle yazmış

Bu talebi, yeni dönemin ilk dersine gelen MBA katılımcılarıyla paylaşacağım.

Sırt sıvazlanmasını ve her koşulda “Aferin” denilmesini bekleyenler baştan bilsinler. Eminim, yol yakınken vazgeçmek ve başka seçmeli derslere gitmek isteyenler olacaktır.

😛

Yeni ders dönemimiz hepimize keyifli ve öğretici olsun.

😀

25 January 2016 Monday

Yine Yaka Rengi

Biliyorsunuz bilgi yönetimi ağırlıklı becerilerin önem kazandığından [1] , [2] , yakın gelecekte daha çok aranan meslekler olacağından [3] sıkça bahsediyorum.

Genç arkadaşım (Brand Talks‘un kurucusu) Murat Durak, bu ilgimi bildiği için “Hocam mesleklerle ilgili yazınıza güzel bir ekleme olabilir”  diyerek Dünya Ekonomik Forumu’nun bir yazısının bağlantısını gönderdi. Yazıdaki “eskiden yoktu ama şimdi gözde meslek” örneğinin veri bilimcisi olması manidar.

 

Bu listeye iyi bakın. Yazının tamamını okuyun. Eğer çocuk büyütüyorsanız, her bir maddesinin üzerinde düşünün.

Dikkat ederseniz, “meslekler” değil, “beceriler“den bahsediyor. Zaten bir meslek eğitimini aldığınızda, eğer öğrenmeyi öğrenmemişseniz okulun verdikleriyle en çok 7 – 8 sene idare edebilirsiniz.

Çocuğunuz, aldığı eğitim sayesinde beyaz yakalı olarak işe başlayabilir. Ancak artık, bilgiyle yıkanmayan tüm yakalar hızla mavileşiyor. İnsanların yerini yazılımlar veya donanımlar alıyor.

Bu blogdaki binbeşyüz küsür yazıdan en çok okunan ve en fazla yorum yazılanı “30’dan Sonra Meslek Değiştirmek” başlıklı yazıdır. Pişmanlık içeren ve çare arayan yorumların büyük çoğunluğu, bir okulu bitirmiş ve meslek sahibi olmuş kişiler tarafından yazılmıştır.

Bu nedenle devamlı olarak “geleceğin mesleği yok, becerileri var[4] , [5] diyorum ya.

Unutmayın, insanı köle yapan patronun değil, kendi bakış açınızdır. Kölelik, beceri yoksunluğunun getirdiği bir ruh hali oluverir. Eğer, köle olmasın ve yerini robotlar almasın istiyorsanız, çocuklarınızı geleceğe hazırlarken bu liste hep gözünüzün önünde olmalı.

 

16 January 2016 Saturday

Anlamak ve Hatırlamak

11 Ocak günü Facebook’da Prof. Ali Nesin’in “Müstakbel Matematikçiye Öğütler” yazısını “Tamamını okuyun. Bazı bölümleri (özellikle YAZMAK ve ANLAMAK bölümleri) her meslek erbabı için geçerli” diye vurgulayarak paylaştım. Ekran Resmi 2016-01-06 07.28.43

Ustalık konusu ne olursa olsun, “Bu benim işim” diyebilen her meslek erbabı için geçerli olan bir bölümünü buraya alıntılıyorum.

Bir kavramı ya da kanıtı anlamak demek, onu bulan kişi kadar iyi anlamak demektir. Gerçekten anlaşılan şey kişinin bir parçası olur. Anlaşılan şey “tabii ki öyledir”, başka türlü olamadığından öyledir. Bir şey anlaşıldığında aslında anlaşılacak pek bir şeyin olmadığı anlaşılır, anlaşılan şey eşyanın tabiatından dolayı öyledir.

Birçok öğrenci daha önce gördüğü teoremleri hatırlamaya çalışır. “Neydi, neydi, mutlak yakınsaklık neydi yahu, mutlak yakınsaklık olunca bir şey oluyordu, ama ne oluyordu?…” Hatırlamaya çalışan kişi konuyu anlamamış demektir. Sadece öğrenmiştir. Bir zamanlar öğrenmiştir ama şimdi unutmuştur. Yani konu onun malı olmamıştır, konu ona yabancıdır. Konu, unutulacak bir şey olarak beyne girmiş, ama içine işlememiştir. Aslında konu anlaşılmamıştır. Konu anlaşılsa hatırlanacak bir şey olmaz, o şey bilinir zaten.

Yakın dostlarımla hemen paylaştım. Özellikle şu “Anlaşılan şey “tabii ki öyledir”, başka türlü olamadığından öyledir.“cümlesi…

Diğer bölümlerinden de alacak çok ders var. Bence satır satır okuyun. Okurken de düşünün.

.