"Operasyon" etiketli yazılar:

08 March 2010 Monday

Veri ambarı oluştururken…

Hayatında bir tek hammadde ambarı veya mamul madde ambarı görmemiş Pazarlamacılar ve IT’ciler, gerçek zamanlı veri ambarı üzerinde uzun tartışmalar yaparak ambarın nasıl olması gerektiği üzerine saatlerce çene enerjisi tüketebilirler.

devamı

:-)

24 September 2009 Thursday

MBA hakkında…

Birkaç seferdir MBA hakkında yazıyorum.

Aslında, içi boş iyimserlik ile bir yere varılamayacağını yazmıştım.  Friendfeed’deki yorumlarda MBA konusu gündeme geldi.

Sonra ABD’deki Executive MBA Counsil‘in açıkladığı bazı rakamları yayınladım.  Çalışırken MBA yapmak konusu Friendfeed yorumlarında yer aldı.

MBA neden iş tecrübesi varken yapılmalı… Onu yazacağım.

:-P

Doktora öğrenciliğim sırasındaydı. Bir “spor ayakkabısı” markasının kötü biten yolculuğu tartışma konusu idi.

Bu marka, Michael Jackson’lı reklamlar yapmıştı. Meşhur ay yürüyüşü ile… Oysa ABD spor camiası tarafından  Michael Jackson pek sevilmiyordu. Çocuk değil, büyük değil… Zenci değil, beyaz değil…Kadın değil, erkek değil…

Genelde taraf tutma konusunda sert sınırları olan sporcular olumsuz karşıladılar. Marka, Nike ve Adidas’ın açık ara önde olduğu pazarda tutunamadı.

Ödevi alan grup epey zaman harcamış, kendilerince çözümler bulmuşlardı. Sunum yapmaya başladılar. Michael Jackson yerine ( o zamanlar henüz genç olan) Shaquille O’Neal’e sponsor olunmasını önerdiler. Sınıf neredeyse ikna olmuştu ki…

:-o

“Şirket zaten zor durumda… Shaqille O’Neal’e verilecek 10 milyon doları bilançoya koyduğunda ne olacak…” diye sordum. Durmadım, devam ettim.

Sponsorluk yetmiyor. Bunu duyuracaksınız. Reklam ve PR için de birkaç milyon dolar harcanancak. Bu 12 – 14 milyon doları çıkarmak için kaç ayakkabı satmaları gerek? Bunu hangi fiyatlama politikaları ile destekleyeceksiniz? Nike ve Adidas ile sadece fiyat rekabeti mi yapacaksınız?.. Giderek uzmanlaşan, araştırmalar ile desteklenen spor ayakkabısı pazarında bu şirket sizce kalıcı olabilir mi? Özellikle, 12 milyon dolar, kasasından çıktıktan sonra…

Elindeki kaynakları, Nike ve Adidas gibi markalarla rekabet etmek yerine başka bir şekilde kullanmasını önermek daha doğru değil mi?

:-o

Hoca da dahil hiç kimse, tüm faaliyetlerin birbirlerini etkilediğini, pazarlama ve finansmanın bağımsız olamayacağını görmemişti. Ayrıca, ürünün ayakkabı değil de vaatlerin bütünü olduğunu (muhtemelen duymuştu, ama) gerçek hayatta yaşamamıştı.

Tartışmalar yeniden başladı. Değişik bir noktada sonra erdi.

:-P

MBA yaparken, üretim, finansman, pazarlama, insan kaynakları, bilgi kaynakları gibi konularda bir şeyler öğrenmek ister misiniz?.. Ya da gerçek yaşamda kullanabileceğiniz silahları edinmeyi mi? Bazen bu ikisi farklı olabiliyor.

MBA seçerken, okuldaki profesör sayısına değil, gerçek hayatta ne yaptıklarına bakmak gerekir.

:-P

Bir şey daha var…

Listedeki cümleler size uygunsa… MBA yapmak konusunda ısrarlıysanız, size engel olmayayım. Ama eğitimi, okulu, hocaları suçlamayın.

Malum fıkradaki gibi… “Siz başlattınız…

:-P

13 July 2009 Monday

Çabalama kaptan

Bir çok kişiye şu soruyu sormuşumdur.

  • Geminin nereye gideceğine kaptan mı karar verir?

Genç yaşlarda, alt unvanlarda olanlar çoğunlukla EVET derler. İş hayatında anlamlı bir süre çalışan ve dinamikleri kavrayanlar farklı yanıtlar.
:-o

Büyükçe bir yolcu gemimiz olsa… Bu gemiye taşıyacak yolcu bulmamız gerekir. Hangi mevsimde, nereden nereye yolcu taşımanın bize para kazandıracağına bakarız. Çeşitli turizm firmaları ile anlaşmalar yaparız. Geminin nereden nereye gideceği de böylece belirlenir.

Kaptan ne yapar. Kendisine verilen çıkış – varış limanları arasında geminin düzgün bir şekilde gitmesini sağlar. Motorların düzgün çalışması, sürekli bakım yapılması, ışıklarının yanması, geminin temizliği, vb… Kaptan’a bağlı mürettebatın sorumluluğundadır.

Yani Kaptan’ın yönetiminde olan ekibin sorumluluğu, varılması gereken hedefe hızlı, güvenli bir biçimde gidilmesini sağlamaktır.

Varılacak liman hakkında söz söyleyebilir mi?.. En fazla “o limana yanaşmak çok zordur, hemen yakınındaki şu liman olur mu?” diye önerebilir. “Ben Portekiz’ce bilmiyorum. O nedenle Brezilya’ya gidilmesin” diyemez…
;-)

Bunları neden yazdım. Son günlerde çok duyuyorum. Operasyon’cular, hatta IT’ciler kendi özel nedenleri ile keyfi kararlar alıyor, diğer bölümlerin iş yapmasını engelliyorlarmış. Benim de başıma birkaç kere gelmişti…

IT müdürü karar vermiş. E-posta dışında tüm iletişimi kapatmış. Word, Excel, Powerpoint dışında dosyaların da açılmasını engellemiş. Nedeni de çok uzmanca…  Güvenlik

Pazarlama departmanı, ajanstan gelen reklam filmini görmek için her seferinde izin istiyor. Bu izin de süreli…

Çağdaş pazarlamanın gereği… Web ortamında da var olmak için çalışıyorlar. Ama Facebook, Friendfeed, Twitter, Xing, vb… pazarlama departmanına dahi kapalı.

IT’nin bunlarla işi yok. Ama kendileri her yere erişebiliyorlar. Üstelik, yetkilere göre kullanıcılara isim takmışlar. Kendileri “ayrıcalıklı kullanıcı”, diğerleri “alt kullanıcı”…

IT müdürü “Biz herkesin, her şeye erişimini kapatırız. Zırıldayan olursa, ona göre açarız” demiş. Kimse de “herşey kapalıyken, sana ne gerek var” diye soramamış.
:-(

Bir başka yerde Operasyon kökenli bir müdür, departmanların verilere ulaşmasını engellemiş. İnsanlar işlerini yapmak için ihtiyaç duydukları verilere bile ulaşamıyor. Nedeni de aynı… Güvenlik…

“Senin departmanına neden güvenelim” diye soruyor herkes…
;-)

İşini iyi bilmeyen yöneticiler, uzman görüşü gibi sunulan art niyetler ile kandırılabilir. Hemen yönetimin temel prensiplerini hatırlamalıyız.

Kaptan ve mürettebatı kolaylaştırıcı olmalıdır. “Stratejik karar verici” değil.
:-P