"oyun" etiketli yazılar:

01 May 2011 Sunday

Kumarbazın oyunu

Babam bana ve kardeşlerime kağıt oynamayı küçükken öğretti. Daha okula gitmeden önce bezik oynamayı, 10 – 11 yaşımda King ve Ohel‘i öğrendim.

Tıpkı LEGO veya saklambaç gibi onların da bir oyun olduğunu bilmemizi istedi. Böylece kumar tutkusunu daha küçükken engellemişti.

Muhtemelen bu nedenle, kağıt oynamayı çok severim; ama parasına oynamaktan da o kadar nefret ederim.

:-D

20′li yaşlarımdaydım. Yazlık kampta aynı yaşlarda biri poker oynamayı teklif etti. Dördüncü lazımmış. Parayla oynamayacağımı söyledim. Bunun üzerine “Kazanırsan senin olacak, kaybedersen ben ödeyeceğim” dedi.

Şahane… Daha ne olsun… Oyuna başladık.

İki taraftaki arkadaşların parası onunla benim önümde birikiyor. Sonra… hoooop. Hepsi ona gidiyor.

Birkaç saat boyunca hep böyle oldu.

;-)

Aradan birkaç gün geçti. Daha 20′li yaşlardaki bu genç adamın bazı çevrelerde şimdiden meşhur olmaya başlayan bir kumarbaz olduğunu öğrendim.

Yani, bilmeden adamın diğer 2 kişiyi söğüşlemesine yardımcı olmuştum. Aklımca zaten sevdiğim birşey yaptım ve kumar oynamadım. Ama…

;-)

2008 krizi ve Zeitgeist dizisini birlikte düşününce… Nedense aynı düşünceyi yaşıyorum. Birileri herkesi söğüşleyip…

Sizce?..

:-P

Resim şuradan alıntı.

31 July 2010 Saturday

Sahilde çocuklar

Plajda veya havuzda çocuklar sürekli bağırır, cıyaklar, vıyaklar… Bazı çocuklar ise kendi kendilerine oynarlar.
:-)

Dikkatimi en çok çeken bağırışlar şunlar:

En fazla “anneeee” diye bağırıyorlar. Bazı çocuklar hemen her hareketini bildiriyor . “Anneeee, bak ayaklarıma deniz geldi”, “Anneeee bak iki kulaç yüzdüm”,  “Anneeeee, bak kumdan kale yaptım”,  “Anneeeee deniz kumdan kaleyi bozdu.”

  • Bu ülkede birine sövmeye başlarken neden anne’den başlandığını anladım galiba

:-P

Sonra da “benim o” bağırışları var. Ne görürse “benim” diye bağıran çocuklar.

Nedense “Hayır, o senin değil” diyen anne-babalar azınlıkta. Çoğunlukla “birlikte oynarsınız” diyorlar. Diğer çocuk “Ama o benim” diye tutturuyor.  Kısır döngü…

  • “Benim işçim, benim köylüm, benim vatandaşım” söylemlerinin kökenini buldum galiba.

:-P

Yabancı çocuklar daha az gürültü yapıyor, daha az bağırışıyor. Çok mu kötü yetiştiriliyorlar acaba?

Sizce neden?
:-)

18 June 2010 Friday

Hatalardan ders…

Gidiş Yolu konusunda çeşitli tartışmalar oldu. İkinci yazıyı da yazdım.

Bir müsibet, bin nasihatten iyidir” diye düşünen arkadaşlarımız, hataların daha çok öğretici olduğunu söylediler. Katılmamak mümkün değil. Elbette hatalar öğretir. Bu konuda üçüncü yazıyı ekledim.

Ancak, bazı hatalardan öğrendiklerimizi yeterince kullanamayabiliriz.  Nedense aklıma idam mahkumu Temel geliyor. Son arzusu sorulduğunda “Ha bu bana ders olsun” demiş te…
:-P

Yaşam bir prova değil. “Aaaa, yandık” veya “Game over” oldu, yeniden başlayalım olmayabiliyor.  Hep hatalarımızdan öğrenmek yerine, en doğruyu yapmayı amaç edinmeliyiz.
:-D

Başkasına saygı duymayı öğrenmeden kendisine saygı duyamıyor insan; başkasını anlamadan kendisini anlamıyor; başkasına güvenmeden kendisine güvenemiyor, başkasını sevmeden kendini sevemiyor. Bunlar zaman istiyor, sınama-yanılma gerektiriyor. Yeteneğiniz varsa, daha çabuk öğreniyorsunuz.

Biliyorum ki, (CRM, PR ve HR – müşteri ilişkileri, halkla ilişkiler, insan kaynakları yönetimi – dahil) insan ilişkilerine dayalı herşeyde tecrübe ile uzmanlaşılıyor.
:-P

Bülent Eczacıbaşı bir konuşmasında

- Hepimizin yaptığı bir hata vardır. İnsan tanımak… En büyük yanlışlardan biri “ben insanı gözünden tanırım” zannetmektir.

- İnsana zaman ayırmak, defalarca farklı konularda onu tanımak gerekir.

- Bu konuda alınacak dersin ve yapılacak yanlışların sonu yoktur.

demişti.
:-P

Hatalar doğal, üstelik öğretici… Eğer öğrenmek istersek… (Ata sözlerine inanırım. :-P )

Bu gibi konularda hata yapılmasın demiyorum. İnsanın kuralları sabit değil. İnsan değişiyor. Hem insandan insana farklı, hem de aynı insan değişik zamanlarda değişik tepkiler gösteriyor. Bilgelik ile doğulmuyor. Önce kendini öğrenmek gerektiğinden, hatalara izin vermek şart.

Ve hiçbir zaman tam olarak da öğrenilmiyor.
:-P

Ama kuralları sabit olan konularda ve mesleki işlerde yanılmak yoluyla öğrenmek…

Açık söyleyeyim, akıllı bir insana yakıştıramıyorum.
:-D