"patron" etiketli yazılar:

26 May 2011 Thursday

SM sana söylüyorum…

Son günlerde sıkça görüyorum. “Sosyal medya sana söylüyorum, patronum sen anla” tipinden mesajları.

Bunların şikayet olanlarını daha hoş karşılıyorum. Doğrudan söyleyemezsen, örneklendir.

;-)

Ama şöyle cümleler yok mu?…

“Büyüklerim doğru söylemiş. En ciddi insanlar bankalarda çalışıyor”

Bu cümledeki kırmızı ve mavilerin yerini şöyle değiştirebiliriz.

- Büyüklerim doğru söylemiş. En yaratıcı insanlar ajanslarda çalışıyor
- Büyüklerim doğru söylemiş. En akıllı insanlar eğitimde çalışıyor
- Büyüklerim doğru söylemiş. En zeki insanlar IT şirketlerinde çalışıyor
- Büyüklerim doğru söylemiş. En pazarlamacı insanlar hızlı tüketimde çalışıyor

Siz de kendinize uygun olayı ekleyebilirsiniz. (Mavi yazılı olanlar, kendi çalıştığınız yer olmalı)

:-)

Aman dişlerini fırçala… Yaladığın yerlerin kokusu sinmesin.

:-D

13 May 2011 Friday

Zaman, kalite ve ahlak denklemi – 2

Yine anı, gözlem ve yorum üçlüsüyle devam ediyorum:

;-)

Bir anı:

Devrim Demirel’in Bilkent’teki konuşmasını izledim.

Soru-yanıt bölümünde katılımcılardan biri, “Yazılım evi kurduk. Firmalar bizi değil, Hindistan veya Rusya’yı tercih ediyor. Türkiye’deki firmalar böyle yaparsa yazılım bu ülkede nasıl gelişecek?” diye sordu.

:-(

Bir gözlem:

Herkes kodlamacı arıyor. Yeni mezun delikanlı işe giriyor. 6 ay çalışıyor. Sonra “onu zengin edeceğime, kendim zengin olurum” diyerek ayrılıyor.

Aradan bir süre geçiyor. Aldığı maaş kadar kazanamıyor. Eski patronuna gidip iş istiyor.

Ben seni daha önce işe aldım. 6 ay boyunca işi öğrettim. Tam verimli olacakken bırakıp gittin. Şimdi sana nasıl güveneyim” diye soruyor, eski patronu.

Bu öyküyü en az 20 ayrı kişiden duydum.

;-)

Benim yorumum:

Söz verdiği zamanda ve kalitede iş yapılmamasını haklı bulan IT’ci bakış açısı, aslında kendi mesleğine zarar verir.

Türkiye’de yazılım evlerine neden iş verilmiyor? Neden işler yurt dışına yaptırılıyor?” diye sorarlar. Yanıtını kendi meslekleri içinde çözmeleri gerekirken girişimcilerden medet umarlar.

Şunu da ekleyeyim:

Ahlaksızlıkla o parayı kazansalar bile, bir sonraki aşamada daha sonra kendi projeleri için aynı durumu yaşarlar. 30 yılı aşkın iş yaşamım, bir dümenle patron olanların en çok kendileri gibi insanlar tarafından kazıklandığını göstermiştir.

:-D

08 April 2011 Friday

Girişimcinin ölçütü – 2

Girişimcinin ölçütü yazısındaki anıyı bir arkadaşa anlattım. “Genel Müdüre o parayı vereceğime 10 tane işçi alırım” diyen patronu.

O da bana şunları anlattı.

:-)

Türk girişimcisi, “düzgün çalışmıyorsa, daha iyi makine alalım” diye düşünüyor. Türkiye’de dünyanın sayılı matbaa makineleri var. Ama bir türlü, dünyanın en iyi gazetelerini yapmayı beceremiyoruz. .

Nedeni şu: Gazeteyi matbaa yapmıyor.  Muhabir, yazar, resim seçici, editor, yayın kurulu, bilgi birikimi, sayfa tasarımı, dünyayı izleme, gelişmelere açık olma, halkın nabzını tutma, tarafsızlık, vb. bir gazeteyi iyi yapıyor.

Genellikle, en az kaynakla ne kadar yürüdüğümüze bakarız. Bir sonraki krize kadar. Piyasanın okumayı beceremediğimiz tepkilerini “yeni yatırım = makine” diye yorumlarız.

;-)

İnternet öncesi girişimcilerle, internet dönemi girişimcileri arasında, sizce büyük fark var mı?
Eleman yetiştirme ve profesyonellik konusuna bakış açıları değişmiş mi? Ne dersiniz?

:-D

Resim, Charlie Chaplin’in Modern Times (Modern Zamanlar) adlı filminden bir kare.