"patron" etiketli yazılar:

08 April 2011 Friday

Girişimcinin ölçütü – 2

Girişimcinin ölçütü yazısındaki anıyı bir arkadaşa anlattım. “Genel Müdüre o parayı vereceğime 10 tane işçi alırım” diyen patronu.

O da bana şunları anlattı.

:-)

Türk girişimcisi, “düzgün çalışmıyorsa, daha iyi makine alalım” diye düşünüyor. Türkiye’de dünyanın sayılı matbaa makineleri var. Ama bir türlü, dünyanın en iyi gazetelerini yapmayı beceremiyoruz. .

Nedeni şu: Gazeteyi matbaa yapmıyor.  Muhabir, yazar, resim seçici, editor, yayın kurulu, bilgi birikimi, sayfa tasarımı, dünyayı izleme, gelişmelere açık olma, halkın nabzını tutma, tarafsızlık, vb. bir gazeteyi iyi yapıyor.

Genellikle, en az kaynakla ne kadar yürüdüğümüze bakarız. Bir sonraki krize kadar. Piyasanın okumayı beceremediğimiz tepkilerini “yeni yatırım = makine” diye yorumlarız.

;-)

İnternet öncesi girişimcilerle, internet dönemi girişimcileri arasında, sizce büyük fark var mı?
Eleman yetiştirme ve profesyonellik konusuna bakış açıları değişmiş mi? Ne dersiniz?

:-D

Resim, Charlie Chaplin’in Modern Times (Modern Zamanlar) adlı filminden bir kare.

19 March 2011 Saturday

İyi hafta sonu dilerim

Yurt dışında bir seminere gidecektim. 2 günlük. Çarşamba başlıyor, Perşembe akşamı bitiyor.

Aklımdan geçen hemen ertesi gün dönmek değil. Hazır firma sayesinde gitmişken hafta sonu da kadar oralarda takılmak. Pazar günü Türkiye’ye dönmek. Zaten Cuma dönsem, ancak akşam saatlerinde iş başında olurum. (Yine de bazı patronlar, hemen dönüp mesaide zaman geçirmeni isterler.)

Konaklama ve yiyecek parasını kendim karşılayacağım. Yeter ki, gitmişken orada daha fazla kalayım, etrafı gezip göreyim.

İsmail beye harcırah avans belgesini imzalatmaya götürdüm. Seminer tarihlerine baktı. Ben sormadan “Pazartesi görüşürüz” dedi.

Ezilip büzülmeme, ricacı olmama, aklımda sıraladığım gerekçeleri söylememe fırsat vermedi.

:-)

Kurumsal terbiyeyi almış patronlar farklı davranır.

;-)

17 February 2011 Thursday

Girişimci / girişken

Dün İnternet Pazarı ve Fırsatları konulu Webrazzi Gündem toplantısı vardı.

Değerli konuşmacılar, 2011′i ve sonrasını nasıl gördüklerini anlattılar. Yine sayfalarca not tuttum.

:-D

Yazdığım cümlelerden biri, 10 günden beri üzerinde durduğum konuya dokunuyordu.

Nevzat Aydın, kendisine yatırım için gelen bazıları için: “Rakiplerin ne yaptığını, yurt dışındaki benzer uygulamaları bile araştırma gereği duymadan gelen girişimci değil de girişkenler var.

:-P

Sibel Demirel‘in Onayım olmadan asla isimle yazıma facebook’da yaptığı yorum şöyle: “Aslında “girişimci” öyküsü demek haksızlık degil mi? Bu tiplerin çoğu bence hiç kurumsal şirket nedir görmemiş tipler. delegasyon, inisiyatif, süreç, sürecin kişiyi kontrol etmesi falan gibi kavramlardan haberleri yok…” (İşime gelen yeri cımbızlamış olmayayım. Sibel’in yorumu “…bu versiyonlardan kurumsal şirketlerde de var…” diye devam ediyor.)

:-P

İlginç değil mi? Ben de bunu söylüyorum günlerdir.

Başkasını da umursaması gerektiğini hiç öğrenmeden girişimci olanlar, ya yatırımcı ararken, ya da kendi şirketlerini büyütürken mutlaka çuvallıyorlar.

  • Başkasını derken, yatırımcı, çalışan, yönetici, kamu kurumları, 3′üncü taraflar, tedarikçiler, vb… nin tamamı söylenmek isteniyor.

Canları sağ olsun. Onlar sayesinde danışmanlık müessesesi para kazanıyor.

:-P