"Pazarlama Zirvesi" etiketli yazılar:

06 December 2016 Tuesday

Pazarlama Zirvesi 2016

6  –  7 Aralık’ta Pazarlama Zirvesi’nin 17’ncisi Zorlu – Raffles otelde gerçekleşiyor.

paz-zirve-2016

Bu ülkede, bir etkinliğin 17’ncisini yapmak kesinlikle bir başarıdır. Management Center Türkiye‘nin CEO’su Tanyer Sönmezer‘i bu nedenle kutluyorum.

🙂

Bildiğiniz gibi benim hem işim, hem de hobim PAZARLAMA. Verilerin sürekli çoğaldığı dünyada pazarlamanın [1] , [2] , [3] , [4] , [5]  ve marka iletişiminin [a] , [b] ne duruma geldiğini sürekli olarak izliyor ve öğrendiklerimi mümkün olduğunca paylaşmaya çalışıyorum.

Bu doğrultuda, pazarlamaya ilişkin etkinliklere katılmak hoşuma gidiyor. Davet edilince, yoğun programımı değiştirdim ve Pazarlama Zirvesi’ne katılmaya çalıştım.

6 Aralık sabahı, kayıt sırasında ismim bulunamayınca kuşkulandım. (Yazışmalarımız süresince tüm iletişim bilgilerim tekrar istendiği için, adımın bilinmemesi beni şaşırttı.) Daha önce bir benzeri başıma gelmişti zaten.

🙁

Toplantı öncesinde yıllardır görmediğim arkadaşlarla karşılaştım. Onlar profesyonel yaşamlarını sürdürüyorlardı. Değişen ABD$ ortamında bütçe ve tahmin yapmanın zorlukları gibi bazı ciddi konuların sohbetini yaptık. Sonra birlikte toplantı salonuna yöneldik.

Toplantı salonuna girerken tüm kartların üzerindeki QR kod, görevlilerce okutularak salona alınıyordu.

paz-zirve2-2016

Benim kartımda sorun çıktı. “Siz kenarda bekleyin” denildi. Arkadaşlarım girdiler. Kenarda – gerçekten – bir süre bekledim. Sonra kapıdaki görevlinin keyfinin gelmesini beklemedim ve içeri girdim.

Kahve molasında da aynısı tekrarlandı. Kapıdan her çıkan, geri girerken kartını okutarak girmek zorundaydı. Ben yine birkaç dakika bekledim ve yeniden okunmasını denemeden içeri girdim.

Saat 11.30 gibi çok acil bir telefon geldi. Görüşme yapmak için salondan çıktım. Telefon konuşmam bittiğinde geri girmeye çalıştığımda yine QR kod okundu ve “Sizin içeri girmeniz yasak” denildi.

Kapıdaki görevliye anlatmaya çalıştım. “Buraya davetli olarak geldiğimi, bu etkinliğe girmek için sahte QR kod üretmenin anlamsız olduğunu, üzerindeki diğer kağıtlara ve boynuma asılı kurdeleye bakarak bile bunun benim üretimim olmadığının anlaşılacağını…

Görevli “Yasak” diye tutturdu.

Anladım. Bu durumda burada kalmanın bir gereği yok. Girip eşyalarımı alıp çıkayım bari” dedim. Ona da izin vermedi.

Kayıt masanına gidip durumu aktardım. “Kim öyle söylemiş, bana gösterin” diyerek bir görevli benimle geldi. İçeri alamayan kişiye gerekli uyarıları yaptı. (O arkadaşa gerekli uyarıları yaptı ama, bana “Kusura bakmayın, bir hata olmuş” demedi.)

İçeri girip eşyalarımı alıp çıktım.

🙁

Bir yandan 17 yıldır sürdürülen bir etkinlik. (Bugünlerde sürdürülebilir bir şey yapmak çok zor. Bu nedenle kesinlikle takdir ediyorum ve karalamak istemem.)

Diğer yandan kapıdakinin düşüncesiz davranışı. (Bir kişinin düşüncesiz davranışı nedeniyle onlarca kişinin emek harcadığı bir etkinliğin olumsuz anılması doğru olmayabilir ama…)

Kendime “Neden salona her girişte QR kodlar okutuluyor?” diye sordum. Bilirsiniz, 20 yıldan beri veriye dayalı pazarlama ile ilgileniyorum.

  • Kimlerin hangi oturumlarla ilgilendiğini öğrenmek için olabilir. Gelecek senelerde konu seçiminde dikkate alacaklar
  • Kimler geldi, kimler gelmedi. Gelecek sene davetli listesini buna göre ayarlayacaklar.

Verilerin toplanma nedenlerini düşünürken, “Cihazlar QR kod okumazsa ne yapılacağı” konusunda bir talimat verilmediğini düşündüm. (Konuşmacılardan Mark Ritson – benim de sıkça söylediğim gibi – “Ne yapılacağını bilmek değil, ne yapılmayacağını bilmek önemlidir” demişti. Demek ki, organizasyonu yapanlar bunu atlamış.)

Teknoloji kullanımını eksik yapan kurumlar gibi, araçlar amaç olmuş ve QR kod okunmazsa “YASAK” deniyor.

😉

Hep söylerim. Önce amaçlarınızı saptamalı, sonra en uygun teknolojilere karar vermelisiniz. Eğer istisnalarda ne yapacağınızı saptamazsanız, tüm teknoloji yatırımlarınız boşa gidebilir.

🙁

Umarım başka bir etkinlikte, sizinle ilham verici içerikleri paylaşma fırsatım olur.

😉

07 December 2012 Friday

Zirveler ve beklentiler

Pazarlama Zirvesi’nin ilk (en azından benim gördüğüm ilk yarım) gününü Yiğit Kalafatoğlu (‏ @yicit ) in 2 tweet’i ile özetleyebilirim.

Bu at-avrat-silah kilişesinin postmodern yorumunu sanki ilk defa Mike Walsh zikretmiş gibi yapmasak ne güzel olurdu. #pz2012

Bilinenlerin, yeniden üretilip daha eğlenceli bir şekilde sunulduğu; bu anlamda da türevleri içinde en iyisi olan #pz2012 bugünlük sona erdi     

😉

İkinci yarım günü de benzer şekilde geçti.

Ercüment Büyükşener (@ercumentb) “Pazarlama Zirvesi’nde şaşırmayı bekliyorum! Konuşmalar beklentilerin altında ne yazıkki…” diye tweet’ledi.

Andy Reid’in ön sıraya 5 cümle söyleyip, son sıradan duymak istemesi konusunda hayranlık dolu tweet’ler gördüm. Bize iletişimin ne olduğunu öğretmiş 😛  Ben sadece, “Sözlü iletişime güvenme. Kulaktan kulağa giderse değişir. Sakın hikayeni böyle anlatma” dersini aldım.

Son 5 yıldan beri hikayeleştirme gündemde. Kimisi 10 emir gibi anlatıyor, kimisi 5 sihirli anahtar kavramı sunuyor, kimisi 3, kimisi 6, 8… Artık uğurlu sayınız ne ise, o kadar maddede toplayıp özetliyoruz…

İşin hikayeleştirme boyutu vurgulandıkça, aklıma 35 sene önce GIRGIR dergisinde gördüğüm Hasbi Tembeler sahneleri gelir.
  • Hasbi yine geç kalmıştır. Çavuş’a “Neden geç kaldığımı açıklayabilirim” der. Çavuş “Dur, hiçbir şey söyleme. Beni takip et” der.Onu diğer çavuşların olduğu bir odaya getirir. Sonra “Artık ‘yeni bir bahane uyduramaz’ demiştiniz, şimdi dinleyin” diye Hasbi’ye söz hakkı verir.

5 yıldan beri defalarca hikayeleştirme dinlediğimden ötürü PZ2012’nin iki yarım günü boyunca yeni tek bir kavram duyamadığımı söylemeliyim. (Öğleden sonraki oturumlarda değerli paylaşımlar olduysa, lütfen blog yazınızı bildirin, okuyayım.)

🙁

Tanıyanlar bilir. Zirvelerde, toplantılarda sıkı not tutarım. Bunları da paylaşmaktan zevk duyarım. (Bu yazının sonunda çeşitli paylaşımlarımı göreceksiniz.)

Son zamanlarda Türkiye’de yapılan etkinliklerde paylaşmaya değer içerik bulmakta zorlanıyorum. Bunun büyük kısmı benim suçum. “Çok bilmiş ve huysuz ihtiyar” evresindeyim, pek bir beğenmez oldum  (Sayın Konuşmacılar ;  Sayın konuşmacılar – 2 ). Ama bir kısmı da, içeriği hazırlayanların suçu.

Daha 2 ay önce yurt dışında bir konferansa katıldım. 1 gün (8 saat) boyunca onlarca sayfa not tuttum. Bir kısmını yayınladım, daha sırada başka yazılar da var.

Ben bir gün katıldım, Şule Özmen 3 gün izledi. Özetini yayınladı. [1’inci gün] [2’inci gün] [3’üncü gün] Onda da daha çoook malzeme var.

😉

Etkinlik düzenleyenler,

Katıldığım zaman, katılmayanlarla paylaşacak yeni birşeyler duymak istiyorum. Hiç değilse, çoğunluğun bilmediği, ilk defa duyduğu birşeyler olmalı. Hem ben beslenmeliyim, hem de izleyenler ve okurlar.

Ne de olsa, dünyanın yenilik merkezinde değiliz. Bari yenilikleri bize ilk anlatan siz olun. Hikayenizi masal gibi dinleyelim. Dinlemeyenlere ilk anlatan olmak için yarışalım.

🙂

.

Meraklısına eski “Dinlediklerim” yazıları

Sayın Ahmet Bozer (Kendisi bu yazıları Kurumsal İletişim’e yönlendirmiş ve “Ne anlattığımı soran olursa, burada var” demiş.)

Sayın Bülent Eczacıbaşı

Ayrıca dinlediğim birçok “keynote speaker”

Ve yazmaya değer bulduğum etkinlikler:

Sizin kavramlarınızı, düşüncelerinizi, hikayenizi de paylaşmak isterim.

😉

06 December 2012 Thursday

Pazarlama Zirvesi 2012 – İlk günün ardından

Pazarlama Zirvesi 2012’nin ilk günü öğle saatine kadar olan konuşmaları izleyebildim. Öğleden sonra işim olduğu için çıkmak zorundaydım.

Öğle saatine kadar yapılan konuşmaların önemli cümleleri Twitter’dan paylaşıldığı için ayrıca yazmayacağım. Onun yerine gözüme çarpan bazı noktaların üzerinde duracağım.

😛

Sevgili sponsorlar, stand açanlar, ve daha sonra konuşacak olanlar (ve hepinizin arkadaşları, tanıdıkları, ekipleri, çalışanları, ve diğer ilgili kişiler…)

İlgi çekmek sizin hakkınız. Bunca emek ve/veya masraf yaptınız. Sayenizde bu zirve oluşturuldu. Karşılığını da almalısınız. Sizi can-ı gönülden destekliyorum.

Aynı zamanda sizden bir şey daha rica ediyorum. Ne zaman, hangi konuda, kim tarafından, nasıl bir içerikle twit atacağınızı da önceden çalışın.

….’nın sunumuna dakikalar kaldı
…. az sonra sahnede
…. koridorda sizleri bekliyor
….’nın sürprizleri var

gibi birkaç dakika önce hazırlandığı belli olan twitler atmayın. Gerçek zamanlı olmak bu değil.

Hele ki konuşmacıların ekipleri… Az sonra ne söyleneceğini biliyorsunuz (en azından bilmelisiniz.) Öncesinden twitlerinizi hazırlayın. Daha cümle ağızdan çıkarken gönderin. Böylece konuşmaları da – kısmen – yönlendirebilirsiniz.

TV’deki dizi filmlerde bile yapıyorlar. Siz daha hazırlıklı olmalısınız.

Ne de olsa iletişim, bütünleşik pazarlamanın bir parçasıdır. Emeklerinizin karşılığını almak için biraz daha zaman ayırın – ki masrafınıza değsin.

🙂

Pazarlama Zirvesi’nden en geç 2 – 3 gün sonra, sanal medyadan derlenmiş bir özet görmeyi umuyorum. Konuşmacılara ve konuşma içindeki (kronolojik) sıraya göre, kimin hangi cümleleri daha fazla twit edilmiş gibi bir bildirim, hem özeti verir hem de üzerinde durulan cümleleri, kavramları gösterir.

Bu çalışma bir de konu ağları ile süslenirse. Tadına doyum olmaz.

🙂

Konuşmacılara göre incelemenin yanında, twit atanlara göre de analiz yapılırsa, Pazarlama Zirvesi etkinliğini en iyi tanıtan kişi bulunur. Gelecek seneki Pazarlama Zirvesi’nde o kişiye özel içerik sağlanabilir, davetiye verilebilir, konuşmacılarla görüşme yapabilir. Böylece tanıtımda daha fazla kullanılabilir.

Yurt dışında kullanılan bu yöntem, dikey blogların içeriğini güçlendirecek ve ilgili blogger’ları da kendi konularında daha fazla araştırmaya itecektir. Sonuçta içeriğin kalitesi artar ve bundan herkes yararlanır.

🙂

İlk yarım gün için yazacaklarım bu kadar. Umarım yarın görüşürüz.

😉