"perakende" etiketli yazılar:

04 January 2017 Wednesday

Amazon: Reklamda TV Tercihi

Hani şu “web’de doğan şirketlerin sadece web’de iletişim kurması” gibi, bütünleşik marka iletişimini anlamayan (hatta inkar eden) SMU’culara bir araştırma yanıt vermiş.

amazon-reklam

Araştırma sonucu yayınlanan bu görselde, ABD’li en büyük sekiz perakende zincirinin marka iletişimi konusunda, 2015 ve 2016 yıllarının Ekim-Kasım ayları için mecra seçimindeki değişiklikleri görebilirsiniz.

Şöyle ilk bakışta:

  • Amazon ve Target, TV bütçesini arttırmışlar ama online reklamlara daha büyük ağırlık vermişler
  • Walmart tümden online reklama yönelmiş
  • JC Penney ise tümden TV’ye ağırlık vermiş
  • Sears ve Nordstrom reklam bütçesini her mecra için kısmışlar
  • Kohl’s online reklamı azaltıp basılı mecrayı arttırmış

🙂

Daha doğru bir yorum için elbette tüm yılı incelemek gerek. Ancak yukarıdaki veriler bile perakende zincirlerinin konumlaması ve büyümeye çalıştıkları hedef kitleler konusunda ipucu veriyor.

Türkiye’deki reklam yayınlarının benzeri bir karşılaştırmayı yapmalarını bekliyorum.

😉

07 July 2016 Thursday

Ego ve Navigasyon

31 Mayıs ve 1 Haziran 2016 tarihlerinde otelcilik ve perakende sektörlerinde müşteri deneyimi ile ilgili Pisano Sektör Buluşmaları gerçekleştirildi.

Bu buluşmaların ikisinde de (hem konaklama , hem de perakende sektörü buluşmalarında) müşteri / misafir bilgilerine ulaşımın önemine, veri anlamlandırmaya, gizli müşterinin neden yetersiz olduğuna ve müşteri deneyiminin nasıl iyileştirileceğine kısaca değindim.

  • Konaklama sektörü sunumunun özetini şurada bulabilirsiniz.

Sunumlarda ayrıca Pisano’nun müşterileriyle gerçekleştirdiği başarı hikayelerinden bahsedildi.

Bu buluşmalar sırasında dikkatimi çeken birşey oldu. Hani “mutlaka paylaşmalıyım” gibilerden…

🙂

Buluşmaların öncesinde ofisin koridorlarında yerde sunumların ve sunum sonrası kokteylin nerede yapılacağına dair yönlendirme okları vardı.

Davetlilerin büyük bir kısmı sunum salonunu kolayca buldular.

Ancak içlerinden birkaçı… Başlar dik ve geride, gözler ufukta bir noktaya kilitlenmiş, çene yukarıda (askerdeki merasim yürüyüşü gibi) girdiler.

Bastıkları yere hiç bakmadıkları gibi, sağla solla da ilgilenmeden yürüyüp gittiler. L biçinindeki koridorda (neyse ki başka yön yoktu) doğru yöne dönüş yaptılar. Sunumun yapılacağı salonun cam duvarlarından bakıp içerideki kalabalığı ve sunum için hazırlanmış kürsüyü de görmediler.

Birkaç saniye sonra, onlarca genç adamın çalıştığı bir açık ofisin ortasında olduklarını farkedince de şaşırdılar.

Ben, ofise girdikleri andan itibaren bu “ego üstü krem şanti” yöneticileri izliyordum. Birden kendilerini “neredeyiz biz” hissetmeleri beni çok güldürdü.

😉

Pisano’daki girişimci arkadaşlar (çoğunlukla şahit olduklarımın aksine) nazik ve mütevazi gençler.

Bu olayları başka şekilde yorumladılar. Kendilerine dersler çıkarmışlar.

Bu yol gösteren okları etkinlikten önce ofisin yerlerine yapıştırdık. Yürüme yolu üzerine yapıştırılmış olan okların konuklarımızı kolay yönlendireceğini düşündük. Fakat gözden kaçırdığımız bir şey vardı ki uzun boylu olan konuklarımızın yere yapıştırdığımız oklar dikkatlerini çekmedi. Etkinlik sırasında bu dikkatsizliğimizden dolayı konuklarımıza verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz.

diye yazmışlar.

😀

Benim sözüm genç girişimcilere değil, sektörlerinde “usta” diye anılan yöneticilere.

Siz gençlerin nazik ve düşünceli olmalarını beklemeyin. En azından ayağınızı bastığınız yere dikkat ederek yürüyün. Bugünlerde her zemin kaygan. Özellikle egosu büyük yöneticiler için…

😉

23 January 2016 Saturday

Pazarlama ve -izm’ler

Televizyonda Avustralya Açık Tenis Şampiyonasını izlemeye çalışıyorum. Bir maçta ara olunca hemen diğer kanala geçiyorum.

Dikkatimi çeken şu oldu: Liste başı oyuncular dışında kalanların kıyafetleri ya aynı, ya da çok benziyor. Liste başı olmayıp da tümden farklı giyinen çok az. Sponsorlar adeta üniforma giydirmişler.

😉

3 hafta önce, genç bir yazar ile bu özgün olmama eğilimi konusunda sohbet ediyorduk. Daha önce yayınladığım resmi anlatıyordum.

Farkli-olmak-2a

Resimde (yakında veya uzakta) görünen 7 genç hanımdan 6 tanesinin dış görünüşünü

  • ayakta bot, çizme veya yüksek bileklikli ayakkabı
  • tayt
  • belden sıkılmış palto
  • omuzda büyük bir çanta
  • açık bırakılmış saçlar

diye tanımlayabiliyorum. (Farklı olan bol paçalı pantalon… Gerisi aynı)

🙂

“Ne öyle, üniforma gibi… Kravat, gömlek…” diyen gençlerin çoğunluğu, iş yerinde giyimi serbest bıraktıklarında yine birbirlerine çok benzer kıyafetler giyiyor. Sakalların ve saçların kesimleri bile aynılaşıyor.

Bir psikolog arkadaşım, araştırma sonuçlarına göre “gençlerin farklı olmaktan çekindiğini“söylemişti.

Bu konuları tartışırken genç yazar, “Sosyalizmin yıllardır yapamadığı tek tip elbise’yi kapitalizm yaptı” demişti. İlk bakışta pek ilişki kuramamıştım. Hatta itiraz da ettim.

İtiraf edeyim. Tenis izlerken genç arkadaşa hak verdim.

😉

Pazarlamacılar için çok keyifli bir dönem. Doğru referans noktalarını sapta. Herkese onların giydiğini teklif et. Arada “Aslında sen farklısın” de… Müşteri de bunu kabul etsin. Ne güzel…

😛