"Pisano" etiketli yazılar:

21 December 2017 Thursday

Tasarım, Deneyim, Deneyim Tasarımı -1

20 Aralık akşamı, Kadıköy IDEA’da Pisano‘nun Müşteri Deneyimi Buluşmaları‘ndan birinde konuşmacıydım.

Sohbet etme şansını bulduğum bazı dinleyicilere, anlattıklarımı blogda yayınlayacağımı (hatta bazılarını zaten yayınladığımı) söylemiştim.

Bu sözü yerine getiriyorum.

😉

Giriş sayfaları Tasarımcı ve Grafiker arasındaki farkları vurguladığım yazıdan ve görsellerden alıntıydı. Aynı görsellerle başladım ve o yazıdaki iddialarımı tekrarladım. (Siz yazıya bakıverin)

Tasarım, her aşamasında BAŞKALARI’nın olduğu bir süreçtir.” Müşteridir, müşterinin müşterisidir, kullanıcıdır… Ama her o başkası vardır. Kullanacak veya başkasına önerecek veya satacak olan odur. İyi bir tasarımcı, başkasının duygu ve düşüncelerini dikkate alır.

Başkalarını dikkate almadan TASARIM yapılınca ne olduğunu, artık klişe olmuş resimle anlattım.

ODTÜ’nün mimarları Behruz ve Altuğ Çinici, modern mimarlıkta “süs”ten ziyade “işlev”i vurgulayan, sadeliği ve rasyonaliteyi yansıtan, betonun sıvasız halde bırakıldığı “brüt beton”u ODTÜ yapılarında karakteristik olarak uygulamış ve binaları bitirmiş, araba yollarını yapmış, ANA YOL denilen yaya yolunu da yapmış ama küçük yaya yollarını, özellikle binaların arasındaki geçiş patikalarını bırakmışlar.

Nedenini sorduklarında «Biraz bekleyin» demişler. Zaten inşaat birkaç sene sürüyor. Biten binalarda eğitim yapılıyor. Öğrenciler gidip gelmeye başlıyor. Bir yıl sonra, öğrencilerin yürüyerek patikaya çevirdiği yerleri taşla, betonla kaplanmış.

Başkasının deneyimine saygı duymak budur.

🙂

Bir başka mimarlık öyküsünü de anlatayım.

Bir acil yardım hekimiyle tanıştım. Mimari kongreye dinleyici olarak katılıyor. Ünlü mimar bir eserini överek anlatırken söz alıyor ve tasarımın kötü olduğunu söylüyor.

Ünlü mimar “Siz hangi binayı tasarladınız?” deyince “Ben mimar değilim, doktorum” diye yanıtlıyor. “Ne cüretle benim tasarımımı eleştiriyorsunuz?” sorusuna yanıtı, kendisinin tasarımcı olduğunu düşünen herkesin kulağına küpe olacak kadar ilginç.

Ben şu anlattığınız binadan kalp krizi geçiren hastayı çıkarıp ambulansa yetiştirmeye çalıştım. O övünerek anlattığınız merdiven yüzünden neredeyse ölüyordu

🙁

Tekrarlıyorum. “Tasarım, her aşamasında BAŞKALARI’nın olduğu bir süreçtir.

Devamı gelecek yazılarda

.

07 July 2016 Thursday

Ego ve Navigasyon

31 Mayıs ve 1 Haziran 2016 tarihlerinde otelcilik ve perakende sektörlerinde müşteri deneyimi ile ilgili Pisano Sektör Buluşmaları gerçekleştirildi.

Bu buluşmaların ikisinde de (hem konaklama , hem de perakende sektörü buluşmalarında) müşteri / misafir bilgilerine ulaşımın önemine, veri anlamlandırmaya, gizli müşterinin neden yetersiz olduğuna ve müşteri deneyiminin nasıl iyileştirileceğine kısaca değindim.

  • Konaklama sektörü sunumunun özetini şurada bulabilirsiniz.

Sunumlarda ayrıca Pisano’nun müşterileriyle gerçekleştirdiği başarı hikayelerinden bahsedildi.

Bu buluşmalar sırasında dikkatimi çeken birşey oldu. Hani “mutlaka paylaşmalıyım” gibilerden…

🙂

Buluşmaların öncesinde ofisin koridorlarında yerde sunumların ve sunum sonrası kokteylin nerede yapılacağına dair yönlendirme okları vardı.

Davetlilerin büyük bir kısmı sunum salonunu kolayca buldular.

Ancak içlerinden birkaçı… Başlar dik ve geride, gözler ufukta bir noktaya kilitlenmiş, çene yukarıda (askerdeki merasim yürüyüşü gibi) girdiler.

Bastıkları yere hiç bakmadıkları gibi, sağla solla da ilgilenmeden yürüyüp gittiler. L biçinindeki koridorda (neyse ki başka yön yoktu) doğru yöne dönüş yaptılar. Sunumun yapılacağı salonun cam duvarlarından bakıp içerideki kalabalığı ve sunum için hazırlanmış kürsüyü de görmediler.

Birkaç saniye sonra, onlarca genç adamın çalıştığı bir açık ofisin ortasında olduklarını farkedince de şaşırdılar.

Ben, ofise girdikleri andan itibaren bu “ego üstü krem şanti” yöneticileri izliyordum. Birden kendilerini “neredeyiz biz” hissetmeleri beni çok güldürdü.

😉

Pisano’daki girişimci arkadaşlar (çoğunlukla şahit olduklarımın aksine) nazik ve mütevazi gençler.

Bu olayları başka şekilde yorumladılar. Kendilerine dersler çıkarmışlar.

Bu yol gösteren okları etkinlikten önce ofisin yerlerine yapıştırdık. Yürüme yolu üzerine yapıştırılmış olan okların konuklarımızı kolay yönlendireceğini düşündük. Fakat gözden kaçırdığımız bir şey vardı ki uzun boylu olan konuklarımızın yere yapıştırdığımız oklar dikkatlerini çekmedi. Etkinlik sırasında bu dikkatsizliğimizden dolayı konuklarımıza verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz.

diye yazmışlar.

😀

Benim sözüm genç girişimcilere değil, sektörlerinde “usta” diye anılan yöneticilere.

Siz gençlerin nazik ve düşünceli olmalarını beklemeyin. En azından ayağınızı bastığınız yere dikkat ederek yürüyün. Bugünlerde her zemin kaygan. Özellikle egosu büyük yöneticiler için…

😉