"rekabet" etiketli yazılar:

12 September 2011 Monday

Ülke – marka çelişkisi

Batı Avrupa’nın en güzel giyinenleri İtalyanlar, en kötü giyinenleri de Almanlar.

Ama Almanya daha kalkınmış, İtalya’nın başı dertten kurtulmuyor.

:-D

Dünyanın en büyük şapka ihracatçıları Bengladeş’deki firmalar. Bengladeş’te şapka giyen yok.

Apple tüm üretimini Çin’de yapıyor. Ama Çin değil Apple biliniyor.

:-D

Unutmayalım. Ürünler söz konusu olduğunda ülke marka olmaz, şirket marka olur.

:-P

Not: Bu yazı, Osman Ataç’la sohbet 1‘in devam yazısıdır.

11 September 2011 Sunday

Rekabet

Rekabet tanımı hakkında Osman Ata Ataç hocamdan öğrendiklerimden birini daha önce yazmıştım.

Kısaca hatırlatayım.

  • “Aynı pazarı veya aynı kaynakları hedefleyenler rakiptir. Bu kaynaklar, bazen para, bazen arazi, bazen ham madde , bazen de insan olabilir. İşlek bir caddede ayakkabı satmak için dükkan kiralamak istediğiniz vakit, kiraların artmasına neden olduğu için bankalar bile rakibiniz oluverir.”

Bugün yine rekabet konusunda başka bir cümle. (Yine Osman Ata Ataç hocamdan)

;-)

Şirket, iş tanımı yaptığında, rakibini kendi tanımlar.

Ayakkabı yapacağım derseniz, her ülkede binlerce rakibiniz vardır. 40 ve üstü numaralarda, parlak ve dore renklerde geniş taraklı ayaklar için kadın ayakkabısı yapacağım derseniz, dünyada sadece 2 – 3 üretici var.

:-D

Heyyyt, var mı ulan bana yan bakan” diye nara atarak karete kulübüne dalarsanız, iyi bir dayak yemeniz kuvvetle muhtemeldir. Ama aynı narayla ana okulunun bahçesine dalarsanız, hemen kral olabilirsiniz.

İş tanımınızı yaparken dikkat edin.

;-)

02 September 2011 Friday

Rakibi küçümsemek

Futboldan anlamam, ama spordan anlarım. 44 yıldan beri spor yapmaya çalışıyorum. Bazı spor yazılarımı okumuşsunuzdur. [1], [2], [3], [4], [5], [6] Spor olayına da genel geçer noktalardan değil, farklı bakarım. Fanatizmden hiç hazzetmem [7], [8].

;-)

Bu geceki maçtan önce bazı yorumcuları dinledim. İçlerinden biri “Kazakistan futbolu hakkında bilgim yok. Zaten Dünya futboluyla ilgilenen birinin Kazakistan fotboluyla ilgilenmesi mümkün değil” gibi bir cümle söyledi. Arkasından futbolcularla yapılan röportajlar yayınlandı. Bir küçümseme, bir aşağılama…

Kazakistan Teknik Direktörü ise “Kendileri için zor maç olduğunu bildiklerini, ellerinden geleni yapacaklarını, rakip takımı oynatmamak için değil, iyi futbol oynamak için sahaya çıkacaklarını” söyledi.

Maçın başlamasına 3 – 4 saat kala, çok zor geçeceğini söyledim.

:-(

Neye benzettiğimi de söyleyeyim.

Büyük şirketlerde rakiplerini küçümsemek, kurumsal kültürün bir parçası durumuna gelir. Kendilerine yakın bir-iki firmayı izlerler. Diğerlerini yok sayarlar.

Oysa piyasaya yeni giren küçük firmalar, niş pazarlarda iş yapmaya başladıklarında diğer küçüklerden değil en büyüklerin payından tırtıklarlar.

O kendine güven, küçük rakipleri adam yerine koymama ve aşağılama gerçeğin görülmesine engel olur.

  • Burada itiraf edeyim. Pazarpayı %40 küsür olan bir firmadan ayrılıp, pazarpayı binde 5′den küçük bir şirketin pazarlamasını yönetmeye gitmeseydim, özgeçmişimde yazılı yeniliklerin hiçbiri olmayabilirdi.

Kurumsal olduğunu sananlar yeniliklerle ilgilenmiyorlar, hatta küçümsüyorlar.

;-)

Bugünün 3 – 4 tane dev firmasının, burnu büyüklüğü kurumsal kültür haline getirmesi nedeniyle, yakın geleceklerinin çok kötü olacağını iddia ediyorum. Bu kendini beğenmişlik hataların görülmesini engelliyor.

Sonra da gerçekle yüzleşince maçlar zor geçiyor.

;-)

Önemli not: Sevgili Haluk Mesçi ağabeyimizin vurguladığı gibi, doğrusu “kurumsallaşmak” değil, “kurumlaşmak”tır. Yukarıda bilerek kurumsal kelimesi kullanılmıştır.

:-P