"reklamcı" etiketli yazılar:

08 October 2016 Saturday

Veri ve Reklam

IBM Watson’un sosyal mecralardaki bazı çalışmalarını Mart 2016’da yayınlamıştım.

IBM-27-@DelatorreJJ-portrait

O günden beri reklamcılara ve reklamverenlere şu soruyu soruyorum: “Bir insanı (sizinle ilişkileri ve sosyal mecralarda paylaştıkları sayesinde) haftanın hangi günü, günün hangi saati, kiminleyken ve neredeyken, nasıl davrandığını bilecek kadar tanırsanız, doğru zamanda doğru teklifi yapmak için reklam ajansının yaratıcı cümlesine ihtiyaç var mı?

  • Dikkat edin, “artık yaratıcılığa ihtiyaç yokdemiyorum. Muhtemelen birkaç yazı sonra, veriye dayalı yaratıcı içgörü örneklerini vermeye başlayacağım. (Birini yakın geçmişte yazdım 😉 )

Bu soruyu sorma amacım, konuştuğum dijital reklamcıların verilere nasıl baktığını ve reklamcılığın geleceği hakkında ne düşündüklerini öğrenmek.

😉

Her gördüğüm reklamcıya bu soruları sorup dururken, ünlü danışmanlık firması Accenture, Mayıs ayında reklam dünyasının AdAge dergisinin bir çalışmasını yayınladı.

Bu yayından dijital ajans network’lerinin 2016’daki sıralamasını alıntıladım:

accenture-2016-1

Yayının Accenture tarafından yapıldığını ve bu nedenle kendilerinin üst sıralarda oldukları listeleri vurguladıklarını gözardı etmeden inceledim. Eskinin anlı şanlı ajans networklerinin ilk beşte yer bulmakta zorlandıklarını, danışmanlık veya veri / teknoloji kökenli olanların ilk sıraları kaptıklarını gördüm.

  • Zaten yıllardır, “Artık veri’den anlamadan pazarlama yapılamaz” diyen biri olarak, pek şaşırmadım.
  • Ayrıca, IBM’in büyük dijital ajansları bünyesine kattığından daha önce bahsetmiştim.

Bu çalışmada dikkatimi çeken konunun (en azından benim bulunduğum ortamlarda) çok fazla tartışılmadığını gördüğümden, yukarıda bahsettiğim “Dijital ajansların geleceği nasıl olacak?” veya “Reklamcılık nereye gidiyor?” veya “Yaratıcılığın sonu geldi mi?” sorularını sadece reklamcılara değil, iletişim okullarındaki akademisyenlere, reklamverenlere, pazarlama yöneticilerine, marka müdürlerine de sormaya başladım.

😉

Bu vesileyle sizlere de sorayım. Sahi… “Dijital ajansların geleceği nasıl olacak?“; “Reklamcılık nereye gidiyor?“: “Yaratıcılığın sonu geldi mi?

Yoksa… dönüşüm rüzgarı gazeteleri vurduğu gibi, reklam ajanslarını da vuracak mı?

😮

EKLEME – 1 Kasım 2016:

Bu yazı yayınlandıktan sonra IBM, müşteri deneyimi tasarlayan Expert Personal Shopper isimli şirketi zaten kendi stratejik ortağı ve yatırımı olan Fluid‘den satın aldı.

😉

 

07 October 2015 Wednesday

Ucuz Ürüne CRM Olur mu?

Hızlı tüketim sektöründeki çok sayıda Pazarlama Müdürü, hatta Ürün Yöneticisi “Hızlı tüketimde ve hızlı gıdada CRM olmaz” kalıbını sürekli söylüyorlar.

Aylardan beri, İsmail Hakkı Polat ve Ercüment Büyükşener ile üzerinde konuştuğumuz bu konuyu nasıl yazacağımı bulamamıştım.

Dün Beybin Esen‘in facebook’da yayınladığı “Kalifiye olmayanlar çıkabilir mi sektör kasıyor” cümlesi üzerine tartışmaya ben de katıldım. Bu tartışmada Beybin Esen ile karşılıklı yorumlar yazdık.

Anladığım kadarıyla, her ikimiz de “eski toprak reklamcılık” anlayışına sıcak bakıyoruz. Benim için “eski toprak reklamcılık” demek,

  • önce temel pazarlama stratejilerine karar verilmesi,
  • sonra iletişim stratejisinin saptanması,
  • dijital alanda ne yapılacağına bakılması,
  • en sonunda (sosyal mecralar da dahil olmak üzere) kanal bazlı stratejilerin belirlenmesidir.

Özetle, bence bir şirket için:

Pazarlama > İletişim > Dijital > Sosyal Mecralar

madman-spot

Yukarıda tanımladığım şekilde “eski toprak reklamcılık” anlayışına olumlu bakıyorum ama… O neslin reklamcılarının şekillenirdiği günümüzün Pazarlama veya Ürün veya Satış yöneticisi kafa yapısını hiç de anlayamıyorum.

Kotler, 2004’de “Hızlı tüketimde ve hızlı gıdada CRM olmaz” demişti. Evet, o günler için çok doğruydu. İlişkinin süresi, müşteri verisini almak ve değerlendirmek için çok kısaydı. Bu nedenle FMCG ve fast-food’da CRM uygulamalarında yatırımın geri dönüşü yoktu.

😉

Ama aradan 11 yıl geçti. Bu 11 yılda sosyal mecralar yaygınlaştı. Hemen her konuda dijitalleşme oldu. Ortalık veri kaynamaya başladı. Veri depolamak da, işlemek de hem ucuzladı, hem de hızlandı. Veri anlamdırma çalışması yapanlar, anlık teklif yapıları oluşturdular. Sosyal medya verilerini kullananlar, trendleri yakaladılar ve deniz aşırı ülkelerde pazar lideri olmaya soyundular.

Değişim de hızlandı. 2000 yılında Fortune 500’de yer alan şirketlerin % 52 si artık yok.

Bunca değişiklik oldu ama, genç nesil pazarlamacılar çömezlik zamanlarında dinledikleri eski toprak reklamcıların şekillendirdiği kafa yapılarını değiştiremediler. Maalesef hâlâ “5 liralık üründe CRM mi olur?” demeye devam ediyorlar.

  • (Bunu derken, ağabeyleri gibi bütünleşik marka iletişimini de anlasalar gam yemeyeceğim. Sosyal mecraları tüm pazarlama zannediyorlar. Ağabeylerinin anlamadığını sandıkları şeyi aslında kendileri anlamıyorlar.)

Belki de CRM deyince akıllarına sadece

plaza-CRMgeliyordur.

😉

 

 

09 November 2014 Sunday

Algı Çerçevesi

Bazı genç arkadaşlar, “Y nesli ile çalışma kılavuzu” gibi yazılar yayınlıyorlar. Açıkçası özellikle araştırmıyorum ama karşılaşırsam okuyorum.

  • Benim Y nesli ile çalışma iştahım, zaten Young Guns projesiyle [1], [2], [3], [4], [5] , [6] , [7] , [8]  birlikte sona [a], [b], [c], [d], [e] erdi

Bu “Y nesli” yazılarının, kendilerinden önceki nesille ilgili tek bir araştırma okumadan yazıldığı hemen belli oluyor. Üstelik çoğunluğu, kendi kişisel sorunlarını tüm neslin sorunu zannediyor. Yani kendi yöneticilerine dolaylı mesaj kaygısı içerdiğini düşünüyorum.

Benzer sorunları hem genç girişimcilerle, hem de MBA katılımcılarının bazılarıyla yaşıyorum. Özellikle proje seçiminde, kişisel sorunlarını çok önemli bir ihtiyaç zannediyorlar.

😉

ihtiyar-genc-kadın

Onlara “algı çerçevesi” (frame of reference) kavramından bahsediyorum.

    Bunun en bilinen örneği soldaki resimdir. Buna ilk baktığınızda ihtiyar kadını mı, genç kadını mı gördüğünüz geçmiş deneyimlerinizle ilgilidir.

Hemen görmeyenler için, ihtiyar kadının sol gözü, genç kadının sol kulağıdır.

🙂

melek-iblis Veya yandaki resme baktığınızda, melekleri mi yoksa iblisleri mi gördüğünüz, yine sizin bakış açınızı oluşturan bazı olayların etkilemesinin sonucudur.

  • Yandaki resim Maurits Cornelis Escher‘e aittir. Bunun gibi onlarca çalışmasını Google’dan bulabilirsiniz.

😉

Demek istediğim şu: Zaman içinde oluşturduğumuz birikimler, algılarımızı ciddi şekilde etkiler. Bazen, gerçeği düzgün görmemizi de engeller. Kendi sorunlarımızı herkesin derdi sanmamız; herkesi kendi çevremizdekiler gibi değerlendirmemiz de bu yanlış algıların sonucudur.

  • Benim Y nesli hakkındaki düşüncelerim bile, böyle bir yanılgının sonucu olabilir.

Bu yanlış algı, kendisini en çok pazarlama hatalarında gösterir. Kendisini müşteri zannedenler başarılı olan / olabilecek yaklaşımları eleştirirler. Hedef kitlede olmayan yönetici kendisine göre konumlandırma ister.

Diğer yandan, reklam kökenliler “briefi okumadan, bütçesi, çekim şartları, müşteri talebi, yaratıcı yönetmen kaprisi, görüntü yönetmeni kıllıkları bilinmeden, öğrenilmeden reklam eleştirilemezderler.

Kötü ürün ve projeler hayata geçirilmeye çalışılır veya başarılı olabilecek projeler rafa kalkar.

Hepsi, algı çerçevesi nedeniyledir.

😛