"satıcı" etiketli yazılar:

25 June 2016 Saturday

CRM İtirafı

Bugün itiraf.com’da rastladığım itiraf, veriyle haşır neşir olup bir türlü düzgün teklif yapamayan şirketlere ithaf olunur.

itiraf-160625

Biz hedefli pazarlamayı CRM’cilere öğretmeye çalışıyoruz, sokak satıcısı ustalık gösterisi yapıyor.

😉

Bazı CRM Müdürlerini sahilde yürüyüşe mi çıkarsak?..

😛

11 September 2011 Sunday

Dijital Pazarlama’ya giriş – Birinci aşama

CEO arkadaşları ile uzun öğle yemeklerinden birindedir. Masada arkadaşlık olduğu kadar kıskançlık da vardır. Kimin arabası daha lüks, kimin şoförü kapıda bekliyor, kimin maaşı ne kadar… düşünceleri kafaların arka tarafında zaten duruyordur.

İşte bu sırada içlerinden biri “Geçen ay bir kampanya yaptık. Feysbuk fan sayımızı xyüzbin’e çıkarttık” deyiverir.

Bizim CEO daha web sayfası aşamasını yeni geçmiştir. Onu da pazarlama ekibinin defalarca üstelemesi, rakiplerin ve ABD’deki benzerlerin sitelerini her toplantıda defalarca sunması, hatta yine bir yemekte arkadaşlarından birinin kendi web sitelerinin ödül aldığını söylemesi üzerine kabul etmiştir. Web sitesini hazırlama aşamasında kendisine dijital ajans lafı dildiğinde “Bizim IT ekibimiz bir internet sitesi açamıyor mu? Benim oğlumun bile sitesi var!” demiştir. Daha önce bir kez bile girmediği için, tam o sırada oğlunun sitesinin adını hatırlayamamıştır. Ama, olsun… Sonuçta daha yeni yeni internete ısınmaya çalışırken…

Birden bire yemekte biri “Geçen ay bir kampanya yaptık. Feysbuk fan sayımızı xyüzbin’e çıkarttık” deyivermiştir.

İşte öldürücü darbe. Bir CEO’ya daha ağır gelecek pek az cümle vardır. 25 yılı aşan profesyonel hayatında yüzüne ve arkasından söylenen pek çok söze katlanmıştır. Ama buna… Çağdaş şirket olmadığı imasına… Asla.

“Feysbuk da neymiş?” diye soramaz. Geçenlerde oğlu, kendisinin de tanıdığı bir ilkokul arkadaşını bulduğunu ve onunla yazıştığını söylediğinde “Feysbuk, meysbuk anlamam. Bilgisayarı ilkokul arkadaşlarını bul diye satın almadık. Dersine çalış.” demiştir. Oradan arkadaş bulunduğunu da sabah kahvesi yanında okuduğu gazetelerden öğrenmiştir.

Ama orada nasıl pazarlama yapıldığını hiç bilmiyordur, düşünmemiştir.

20 – 25 sene önce, kendisi üniversitede mühendislik okumuştur. Pazarlamayı profesyonellik basamaklarında öğrenmiştir. O sırada kulağına çalınan pazarlama kavramları ve reklam kanalları aklında kalmıştır. Hakkını teslim etmek gerekir, bu güne kadar da iyi uygulamıştır.

  • Ahhh o güzel zamanlar. Buraları hep dutluktu. İnternet de yoktu. Hepimiz TV’de kaç saniye reklamın oynarsa; gazetede hangi sayfada kaç sütun/santim ilan çıkarsa; neredeki duvar panoları donatılırsa ne kadar satacağımızı biliyorduk. Yanılsak da yüzde 3’ü, 5’i geçmezdi. Artık reklam ajansının oyunlarına gelmiyorduk.

Daha yeni ikna olmuştu “şirketin web sayfası”nın bir ajans tarafından yapılmasına. Her seferinde taslakları “inceleyeceğim” diye alıp, evdeki bilirkişiye (oğluna) gösteriyor, ondan fikir soruyordu.

Neymiş… “Geçen ay bir kampanya yaptık. Feysbuk fan sayımızı xyüzbin’e çıkarttık”mış…

Yemekten dönünce Pazarlama’dan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı’nı çağırır. “Tez zamanda (x+1)yüzbin feysbuk fanı görmek istediğini” söyler.

Kendisi her fırsatta vizyon, misyon, strateji sözleri eder. Her ne yapılacaksa bu çerçevede yapılmalı, şirketin vizyonuna ulaşması için oluşturduğu stratejide yeri olmalıdır. Ortaya “fikrim var” diye gelenlere “bu resmin neresinde yer aldığını” sormuş, kem küm edenleri hemen geri göndermiştir.

Ama şimdi durum farklıdır.

Yemekte biri birden bire “Geçen ay bir kampanya yaptık. Feysbuk fan sayımızı xyüzbin’e çıkarttık” deyivermiştir.

Nasıl ki makam arabalarının markası seçilirken şirketin vizyonu veya stratejisi düşünülmemişse, burada da düşünülmez. “Üç ay içinde (x+1)yüzbin feysbuk fanı” ısmarlanır.

😛

Bu yazı ilk olarak Smart Marketing Journal‘da yayınlanmıştır.

😉

22 February 2011 Tuesday

Seyyar köfteci

Az önce Ahmet Kırtok‘un Dükkanda Müşteriyi Unutmak isimli yazısını okudum. Aklıma çocukken dinlediğim bir öykü geldi.

Adamın biri Galata Köprüsü’nde seyyar köfteciliğe başlamış. Tadı berbat. Adama biraz özenmesini söylemişler.

Demiş ki: “Her 10 geçenden sadece biri yese, bir yiyen bir daha yemese ben yine zengin olurum”

😉

Size birçok e-ticaret sitesini veya girişimcisini hatırlatıyor mu?

🙂

Resim buradan alınmıştır.

🙂