"seyahat" etiketli yazılar:

16 July 2011 Saturday

Gezi anıları 1

27 Haziran – 3 Temmuz haftasını anlattığım yazıda belirtmiştim. 2 Temmuz 2011 Cumartesi günü ODTÜ İşletmecilik‘ten mezun oluşumuzun 30′uncu yılı madalyamızı aldık. Pazar günü Ankara’dan İstanbul’a döndük.

4 Temmuz Pazartesi sabahı da 14 günlük Balkan turu için yola çıktık.

Geziyi uzun uzadıya yazmayacağım. Aklımda kalan bazı anıları, destekleyici resimlerle aktarmaya çalışacağım. Üstelik çoğunlukla tarih sırası da izlemeyecek. Bir oradan, bir buradan…

Bugün başlıyorum.

;-)

Hırvatistan‘ın ulusal reklam sloganı “Bir zamanların Akdeniz’i gibi” (Croatia – Mediterranean as it once was).

  • Tercüme pek başarılı olmayabilir. Her güzel reklam cümlesi gibi, söylendiği dilde daha anlamlı.

Hvar adası, 35 sene önce, uyku tulumumu sırt çantasına koyduğum, otostop’la yola çıkıp çadırlarda kaldığım, şehrin içinden denize girdiğim günlerin Bodrum’u gibiydi.

Otelin penceresinden gördüğümüz manzaralar…

ve…

Hvar’da, yat limanının hemen yanında tertemiz denize giriliyordu. Plajlar, şehrin içindeydi. Yakın koylarda ve Hvar adasının yavru adası Klement’de de birçok plaj vardı. (Bazılarını anlatacağım.)

;-)

O yıllarda Bodrum’a, “Türklerin pasaportsuz gidebildiği tek ülke” denilirdi. Görmemişliğin mekanı olmamıştı. Kimse kimseye karışmazdı. Bir meydanda, Zeki Müren’i dinlemiştim. O içki masasında dostları ile şakalaşıpşarkılar söylüyordu. Biz de yere, duvara, nereye olursa oturmuş sohbeti dinliyorduk.

Şehrin içinden, mendirekten, Tersane koyu‘ndan denize girilirdi. (Halikarnas Cafe’nin hemen arkasındaki koy. Orada gulet yaparlardı.)  Çadırımızı Tersane koyu’na kurmuştuk. Çalılar arasından yokuş yukarı çıkardık. Son gittiğimde baktım. Değil sahilinde gulet yapacak, yukarılarında çadır kurup önünde ateş yakacak; yürüyecek yer bile kalmamış.

;-)

Hvar‘a Cuma gecesi ulaştık. Şehir gümgür gümbür yaşıyordu. Ertesi sabah bir tekne kiralayıp koyları gezdik. Klement adasına gittik. Adam başı 20 Euro verip balık, karides, kalamar, salata ve bira ile tıka basa da doyduk.

Adeta, 35 yıl öncesinin Bodrum’u… Diyorlar ya… “Bir zamanların Akdeniz’i gibi”

;-)

22 June 2011 Wednesday

Taş yerinde mi ağırdır?

Bozcaada‘da güneş batışına keyifle eşlik etmek istedim.

Beyaz peynir, kavun ve duble… Salataya biraz daha zeytinyağı koydurup ekmek de banacaktım. Garsona “zeytinyağı getirmesini” söyledim. O salatayı masadan alıp içeride koymayı önerdi. “Yağı masaya getir, ben istediğim kadar koyayım” dedim. “Küçük şişede değil, tenekede…” dedi. Mecburen razı geldim.

Ağzına kadar ayçiçek yağı ile dolmuş bir salata geldi masaya…

:-(

Daha önce anlamalıydım aslında. Gözleme istediğimde, “Mevsimi geçti” diyen garsonu duyar duymaz kaçmalıydım. “Unun, suyun, hamurun ve peynirin mevsimi mi varmış?” diye sormak yerine…

;-)

Karadeniz seyahatine çıktım. Bir lokantada “Karadeniz Pidesi ve Kebap” vardı. Gitmişken yerinde tadına bakmayı düşündüm. Kapalı pide istedim.

Pidenin içine Urfa kebabını içine koymuşlar, üstüne de kaşar peyniri serip üstünü kapamışlar.

4 günlük yolculuk boyunca, Karadeniz pidesi yapan (“satan” demiyorum, “yapan” diyorum)  bir yer bile bulamadık.

:-(

Niye mi yazdım? Sadi Tekin friendfeed’de “meshur izmir lokmasini izmir’de yemek isterim ben misal, bozcaada’da degil. burda adaya ozgu bisiler isterim” diye yazmış.

Yöresel tatlarını koruyan mı varmış.

Demem o ki, “Fena şaşırırsın Sadi. Herşeyin en iyisi İstanbul’da… Maalesef.”

:-(

25 May 2011 Wednesday

Yolculuk listesi

Yaz geldi. Yolculuk dönemi başladı.

;-)

Fortis’te perakende pazarlamadan sorumlu olduğum dönemde çok sık (ayda en az 3 kere) yurtdışına seyahat ederdim.

Uçak biletimizi Dilan Turizm‘den aldığımızda aşağıda 2 yönünü birden gördüğünüz liste gelirdi.

  • Dilan Turizm, her uçak bileti ile birlikte bu listeyi gönderirdi. Listeye iğnelenmiş küçücük bir nazar boncuğuyla birlikte… Batıl itikatlarım fazla değil, ama beni olumlu etkilemiştir. Listeyi onlar gönderdiği için ( © ) ismini belirtiyorum.

Bir tanesi çalışma odamda, diğeri yatak odamda 2 liste sürekli dururdu.

Bazı sohbetlerde bu listeden bahsetmiştim. (Aslında “çok sık yaptığın işlerde bile bir check-list’in olmalı” demiş ve bunu örnek vermiştim.)

Bir arkadaşım yeni işi gereğince çok seyahat edecekmiş. Benden istedi. Buyrun, herkese açık.

Yolculuk amacınız (iş, araştırma, turistik…),  mevsim, ve diğer  koşullarına göre bazılarını çıkartır, yenilerini eklersiniz.

Tekrarlayayım. Çok sık yaptığınız işlerde bile “ezberledim artık” demeyin. Bir kontrol listesi oluşturun. Hayat kurtarır.

:-D