"sigara" etiketli yazılar:

30 November 2011 Wednesday

Okumak

“Dumansız hava” yalanı diye yazıyorum. Taşıtlardaki denetimi kaldırdıklarını, özellikle belediyelerin ilgi alanındaki otobüs, minibüs ve halk otobüslerinin zehir saçtığını anlatıyorum. Sigaradan yüzlerce kat zehirli dumana maruz bırakanlar “dumansız” değil “sigarasız hava sahası” deseler aldırmayacağım. (Kavramlara düşkünüm de…)

Malum taraftarlar sosyal mecralarda yazının başlığını ve bağlantısını görüyorlar. Ötesini okumaya üşeniyorlar. Sigara tüketimi %bilmemkaç azaldı haberinin linkini yapıştırıveriyorlar.

Onlara hatırlatmak garip geliyor. “Oku”

:-)

23 July 2011 Saturday

“Dumansız hava” yalanı

Sigara içmiyorum. Kokusu beni rahatsız ediyor. Batı ülkelerindeki önlemlerin alınmasından memnunum.

Ne var ki, adını “dumansız hava sahası” koyduklarında yalan söylediklerini düşünüyorum. Tıpkı internet sansürüne “güvenli internet” dedikleri gibi…

;-)

Trafiğe çıkmaları belediyeye bağlı olan araçlar zehir saçıyor. Halk otobüslerinin hemen hepsi, belediye otobüslerinin ve minibüslerin büyük çoğunluğu simsiyah duman salarak dolaşıyor.

Yaz günü, Boğaz’daki köprülerden geçerken bile (yanında bu araçlardan birisi varsa) arabanın penceresini açamıyorsun. Otobüs ve minibüslerin yoğun olduğu Kadıköy, Üsküdar ve Mecidiyeköy’de açık havada bile soluk alamıyorsun.

O duman, sigaradan yüzlerce kat tehlikeli.

Böyle olunca, sormak istiyorum. “Dumansız hava sahası” nerede. İdeolojinizin bir parçası değilse, neden öncelikle kendi komuta sahanızdaki araçlara çeki düzen vermiyorsunuz?

:-(

14 November 2008 Friday

Gitmek mi zor…

Daha 20 yaşında bile değildim. Babam ile beraber İhsan amcamı ziyarete gitmiştik. Amcamın yanında (Adnan Menderes’in yakın arkadaşı, Yassıada konuklarından) Dr. Mükerrem Sarol da vardı. Babam 55 yaşındaydı; amcam ve yılların siyaset ustası Mükerrem bey ise 60 yaş üstündeydiler.

Amcam da siyaset ile ilgileniyordu. Babam ise, hem bu işlerden hiç hoşlanmıyordu, hem de amcam ile M. Sarol’un temsil ettiği görüşe karşıydı.

Konuşmalar sırasında konu politik güç alanlarına geldi. Babamın sürekli iğnelemeleri üzerine Mükerrem Sarol sordu:

- Beyefendi… Politika ile ilgileniyor musunuz?”
- Hayır” dedi babam, “kesinlikle uzak duruyorum.”
- Çok iyi ediyorsunuz…”

Bu cümledeki ince alay, babamdan kaçmadı. Hemen yanıtladı.

- Madem iyi bir şey, siz de bıraksanız.”

O sırada babamın elinde sigarası vardı. Günde 2 paketten fazla içerdi.

- Çok mu sigara içiyorsunuz?” diye sordu Mükerrem bey
- Maalesef evet” dedi babam…
- Kaç paket?”
- Günde 2 paketi buluyor.”
- Zararlı olduğunu biliyorsunuz beyefendi… Neden bırakmıyorsunuz?”

Daha sonraki yıllarda, koltuğun getirdiği güce aşık olan (kimileri politikacı, kimileri yönetici) kişileri gördüğümde hep bu (biraz itiraf, biraz da haddini bildirme taşıyan) konuşmayı hatırlarım. Bırakılamıyor demek ki…
.