"sosyal mecralar" etiketli yazılar:

07 May 2017 Sunday

Veri / Deneyim Dengesi

Birkaç sene önceydi. Mobilya satın aldığımız şirkete şikayetimi iletmek istedim.

Şirketin internet sitesindeki “Bize ulaşın” kısmına girdim. Şikayet yazmadan önceki zorunlu sahaları görünce şaşırdım.

  • Şirketlerin bir çoğunda “Bize ulaşın” sekmesi, şu yazıdaki gibi “Bize hayranlığınızı iletecekseniz, ulaşabilirsiniz. Yok eğer bir şikayetinizi varsa, aşağıdaki uzuuuun formu doldurun. Belki sizi ararız“düşüncesiyle hazırlanmış.

Hatırladığım kadarıyla

– TCKN
– Fatura no
– Fatura tarihi
– Sevk tarihi
– Sevk adresi

gibi bir sürü bilgi. Oysa ben, bazayı takmaya gelen adamın beceriksizliği nedeniyle eve verdiği zarardan söz etmek istiyorum. Bu listedeki zorunlu bilgileri yazmayınca şikayet konusuna gelemedik.

Neyse ki, şirketin yöneticilerinden birini tanıyordum. Düşüncelerimi ilettim.

Araştırdı. Hiçbir zaman şirketin müşterisi olmamış kişilerin girip şikayet formu doldurmaması için – kendilerince – önlem almışlar. Ben de ona Amazon’un örneğini anlattım ve  “Sizi size şikayet edemeyen, doğrudan sosyal medyada bağırır. Basit CRM yapamadığınız ve müşteri deneyimini dikkate almadığınız için, gereksiz sosyal itibar yönetimi yapmaya çalışırsınız. Anlamsız kişilere para ödersiniz” dedim.

Kısa zaman içinde yanlışlarını düzelttiler.

Geçenlerde çalıştığım banka ile benzer bir sorun yaşadım. Şikayetimi iletmek için zorunlu sahalar ile vize başvurusu yapabilirdim. Bunun üzerine sosyal mecralardan “Siz şikayeti doğrudan kendinize bağlı kanallardan almak istemiyorsanız, ben de buradan duyururum” diye seslendirdim.

  • Yani, aramızda kalmasını denediğim bir konuyu binlerce insana duyurmuş oldum.

Sosyal mecralarda yayınlayınca banka beni aradı. Şikayetimi iletme fırsatım oldu.

Sayın Erdil Yaşaroğlu’nun karikatürünü unutmayalım.

İşin kıssadan hisse aşamasına gelelim:

1 – Siz birçok müşteri verisi almayı kafanıza koyabilirsiniz. Belki o verileri alınca harika işler yapacaksınız. Veya “her önüne gelen bir şeyler yazmasın, sadece gerçekten şikayeti olanlar yazabilsin” diye kasıyorsunuz. Ne var ki sitenizdeki şikayet kısmının amacı, şikayetleri toplamak ve erkenden müşteri teması sağlamaktır. “Bir başkası bizi gereksiz yere meşgul etmesin” diye koyduğunuz zorunlu sahalar, siteyi amacından uzaklaştırabilir.

2 – Müşteri deneyimini inceleyin. Kaç kişi sitenizdeki o zorunlu sahalara uyum sağlıyor, kaç kişi diğer kanalları ve sosyal mecraları kullanıyor. Amazon’un 600 milyon müşterisi var ama sosyal mecralardaki şikayet sayısı Türkiye’deki birçok şirketten daha az. Amazon’u Amazon’a şikayet etmek kolay ve hemen geri dönüş sağlıyorlar da ondan.

Edinmek isediğiniz veriler ve koyduğunuz kısıtlamalar ile müşteri deneyimi arasında bir denge kurmanız gerekiyor. Sizi size şikayet etmek yerine başka kanalları tercih ediyorlarsa, hatayı kendinizde arayın. Sonra “churn analizi” diye ortalıkta dolanmayın.

😀

Onlarca kez yazdım, binlerce kere söyledim. “CRM yapamayan, Sosyal CRM’i hiç yapamaz“.

🙂

 

 

22 April 2017 Saturday

Sosyal Medya ve Birey

Geçenlerde bir blogda “Sosyal Medya cezalandırdı” diye bir cümle okudum.

Başıma bir şey gelmeyecekse, “sosyal medya cezalandırdı” veya “sosyal medya affetmez” gibi cümleleri çok anlamsız bulurum.

😉

Seçimde hiç bir parti çoğunluk sağlayamazsa, gazeteler “Seçmen koalisyon dedi” diye yazarlar. Gidip sorsanız, hemen hiç bir seçmen “koalisyon istiyorum” demez.

Benzer anlamsızlığı kamuoyu anketlerini yorumlarken de yaparlar.

😉

Ortalama konusunda yorum yapanlara hemen stüdyo daire kullanıcılarının öyküsünü anlatırım. Şuradan okuyabilirsiniz.

Tüzel kişilikler (şirketler, kurumlar, STK’lar, vb.) bir karar verebilir. Orada bile farklı görüşler olup, kırılımlar yaşanabilir. Nihayetinde tüzel kişiliği temsil etme yetkisindeki biri çıkıp holding (veya şirket, veya parti, vb) adına konuşabilir.

Topluluklar, özellikle örgütlenmiş değillerse, görüşlerini ifade eden bireylerden oluşur. Dolayısıyla, sosyal medya (veya kamuoyu, veya seçmen, veya Pal sokağı sakinleri) yoktur, farklı düşünen bireyler vardır.

United gitarları kırar” olayında sosyal medya affetmediği için düşen United Havayolları hisselerinin ne kadar çabuk toparlandığını yazmıştım.

😛

Bernard Shaw’un “Bu dediğim de dahil olmak üzere, bütün genellemeler yanlıştır” cümlesi gibi konuşacağım.

Ortalama üzerinden yorum yapanlar, çoğunlukla ortalamanın altında yorumlama yeteneği olanlardır.

.

21 April 2017 Friday

Bilgi Deneyim Karması

United havayollarının fiyaskosu konusundaki yazıyı hazırlarken verileri kullanarak optimum rezervasyon nasıl yapılır diye de düşündüm.

Delta havayolları bir şeyler yapıyor ki, hem en fazla rezervasyonu gerçekleştiriyor hem de en az itiraz eden yolcu ile karşılaşıyor.

Araştırınca şu videoyu buldum.

İşin arkasında ciddi bir analitik çalışma var. Artık  yapay zeka da kullanılıyor.

Nasıl modelleniyor.

  • Öncelikle boş  koltukları fazladan doldurarak kazanılanların, fazla rezervasyon nedeniyle “gönüllü” yolculara ödenenlerden fazla olması gerek.

Diğer veriler neler?

  • Hangi hatlarda,
  • Hangi mevsimlerde,
  • Hangi özel günlerde (anneler günü, Bayramlar, Bahar Bayramı, tatil aylarının Cuma akşamları ve Pazartesi sabahları, vb.)
  • Hangi saatlerde,
  • Hangi hava koşullarında,
  • Kaç kişi beraber rezervasyon yaptırdığında (bireyler, çocuklu aileler, vb.)
  • Ne kadar bilet iptali ve gelmeyen yolcu

olduğuna dair ellerinde veri var. Demek ki, doğru modelleme için gerekli her şey ellerinde.

Eğer United gibi, üst üste kriz yaratan bir havayolu yönetiyorsanız

  • müşteri deneyimi krizleri yaşadığınız zaman hisselerinizin ne kadar düşeceğine dair veriler

de elinizin altındadır. (United değilseniz, bu değer kaybetme verilerini piyasadan bulabilirsiniz.)

🙂

Krizlerde hisse değeri kaybı konusunu araştırırken Wikipedia‘da şunu da gördüm.

United’ın 2009’da müzisyen Dave Carroll’un gitarını kırdıktan sonra hisseleri %10 değer kaybetmiş ama, 1 ay geçmeden eski durumuna dönmüş. O zaman %10 = 180 milyon dolar değer kaybetmiş. Bu sefer %2 ama 500 – 600 milyon dolar değer kaybı konuşuluyor.

Yani “United gitarları kırar” olayından bu zamana 13 – 15 kat değer kazanmış. Üstelik eski durumuna gelmesi çok kısa sürmüş. Bazıları 500 – 600 milyon dolar hisse değeri düşmesi konusunda “sosyal medyanın etkisi” gibi abartılı yargılarda bulunuyorlar ama, işin aslına bakarsanız… pek de uzun sürmüyor.

Muhtemelen United’ın CEO’suna cesaret veren de bu piyasa gerçeğidir. Bunu da unutmamalı.

🙁

Veriler yeterli. Geriye ne kalıyor, biliyor musunuz? Müşteri ile temas noktasındakileri yetkilendirmek.

Sıkça dediğim ve yazdığım gibi… Verilerle karar vermek yetmez, müşteri deneyimini anlamak zorundasınız. Özellikle sosyal medya çağında.

😉