"sosyal paylaşım" etiketli yazılar:

10 January 2017 Tuesday

Sen Ben Diğerleri

Bireyin önce SEN diye başlayan, sonra BEN’e dönüşen yolculuğunu Sen ve Ben yazısında özetlemeye çalışmıştım.

sen-ben

Bu değişimi şöyle de görebiliriz.

sen-ben-2

Ayrıntılı görmek ve okumak için Sen ve Ben yazısına bir göz atabilirsiniz.

😉

Şimdi bireyin değişimin bir üst basamağındayız.

mark zuckerberg, entrance to hall, augmented reality ile ilgili görsel sonucu

Bırakın anı yaşamayı veya paylaşmayı veya kayıt altına almayı… Gerçek hemen yanı başlarında oluşurken kendisine verileni almaya hazır insanlar.

Aklınıza bazı filmler gelmiyor mu?

Gözlerinizi açın. Sonra post-truth konuşuruz.

🙁

 

23 September 2016 Friday

Paylaşmak

Vermek veya ortaya koymak yerine PAYLAŞMAK kelimesinin kullanıldığını ilk defa 2000 senesinde bir toplantıda farkettim.

Toplantı katılımcılarından biri “Şu raporu bizimle paylaşır mısın?” diye sordu. Raporu o toplantıda sunmak zaten benim görevimdi.

Şimdi senin raporunu dinleyelim” veya “Raporu bize anlatır mısın?” veya “Sıra Uğur’un raporu sunmasında“… Ne bileyim birçok cümle kurulabilir de, paylaşır mısın kulağıma ve beynime  aykırı geldi.

  • Bir konuşma içinde son derece gereksiz veya aykırı bir kelime veya cümle söylendiğinde, hafızamda asılı kalır. Bu nedenle toplantının konusunu veya benim hangi raporu sunmam gerektiğini hatırlamıyorum. Ancak o konuşma ve bu kelimeyi kullanan kişinin o gün ne giydiğini bile aklımda birkaç saniyelik kısa video gibi kalmış.

😮

Paylaşım“ın gereksiz kullanımı beni son derece rahatsız ediyor. Tamam, teşhir etmeyi ve zaman tüketmeyi sosyal paylaşım zannedenleri de kabul ediyorum. Artık, sosyal mecralardaki tüm iç dökme ve teşhirleri bile “paylaşım ekonomisi” diye anlatanlara bile katlanabiliyorum, düzeltmeye niyetlenmiyorum. Ama bir yerde DUR demek gerekiyor.

Pastayı paylaşalım. Bana büyük dilim ver” diyebilirsiniz. “Bu projenin sorumluluğunu paylaşalım” diyebilirsiniz. “Kârlarımızı şöyle paylaştıralım” deseniz de olur. “Hepsini kendine alma, biraz da bizimle paylaş” da olur.

pasta

Raporu bizimle paylaşır mısın?” ne demek yahu?.. Aklımdan “Kimlere hangi sayfaları istiyor?” sorusu geçmişti. Neyse ki jeton hemen düştü. Raporu anlatmaya başladım.

  • Sanırım üst yönetim eğitimlerinde “emir kipi kullanmayın” veya “ödev verir gibi konuşmayın” uygulamalarının bir parçası.

😉

Yabancı kanallardan birinde, röportaj izliyordum. Kendisiyle görüşme yapılan kişi oldukça yaşlı bir bilim insanı.

Programın sunucusu, misafirine yaşını (muhtemelen nezaket gereği “Kaç yaşındasnız?” demek yerine) “Yaşınızı bizimle paylaşır mısınız?” diye sordu. Adamın yanıtı tam aklımdan geçirdiğim gibiydi:

Elbette paylaşırım. Ne kadarını istersiniz?

😀

05 June 2016 Sunday

ugurozmen.com’un 10. yılı

evrengunlugu.net’in Türkiye’nin En Eski Blogları yazısı sayesinde, kendi internet sitemin onuncu yılını yazmak aklıma geldi.

Eğer “Türkiye’nin En Eski Blogları yazısında 2008’de başlıyor görünüyor. 10 sene nereden çıktı” derseniz, Evren’in yazdıkları da doğru.

Kişisel bir internet sitesi olarak 2006’da açıldı ama, yazıda geçen “kişisel blog tanımına uyan” özelliğine 2008 senesinde kavuştuğu için ugurozmen.com 2008 yılı listesinde.

2008-bloglar

Anlatayım.

2004 senesinden itibaren, özellikle Friendfeed’de ve Bigumigu’da pazarlama üzerine birşeyler yazmaya başlamıştım. İki yıl böyle geçti. Sonra, “Neden kendi sitemde yazmıyorum” demeye başladım. 2006 senesinin başlarında kendi internet sitemi açmaya karar verdim.

Aile fertlerine söyledim. Hanenin Y neslinin (çocuklarımın) bana yardımcı olmak için kolları sıvayacağını düşünürken, tepkisizlikle karşılaştım. Meğerse 2006 senesinde eşim Şule Özmen bana “50’inci yaş doğum günü hediyesi” olarak düşünmüş. Bizimkiler bana sürpriz hazırlamak istedikleri için sanki aldırmıyor gibi davranmışlar.

Kendi başıma çözüm aramaya kalkışınca sürpriz bozuldu ve Mayıs 2006’da kurumsal bazı şirketlerin yaptığı gibi (bildiğim o kadardı) statik bir siteyi açtım.

O “statik dönem”e ait pdf dosyalar şurada halen duruyor.

🙂

Gerçeğini sorarsanız, o yazıların bir kısmını, iş hayatımın yoğunluğunda, not tutmak amacıyla yazmıştım. Örneğin Biz Bir Aileyiz yazısı 1994’te, patronun sürekli “Biz bir aileyiz” demesi üzerine yazılmıştı.

İşimiz Zaman Satmak dizisini ise

yine 1990’larda bir yerlere not etmiştim. İlk ikisi yine 1994 yılına ait. Sonuncusu ise o yılların anılarıyla daha sonra yazıldı.

Akıl Fıtığı yazısı Şubat 2006’da yazıldı.

Biz Bir Ekibiz 2007 Aralık ayında bağlı olduğum yönetici için yazılmıştı. Bu yazı nedeniyle o şirkette benim bloguma engelleme yapıldı. Bu engelleme ben şirketten ayrıldıktan sonra da devam etti.

Oradaki yazıların bazılarını sonra blog yazısı olarak (yeni tarihlerle) yayınladım.

😉

Bu “Onuncu Yıl” vesilesiyle, blog sayesinde yaşadıklarımdan bazı anıları, birkaç yazı ile paylaşacağım. Belki sizin de hatırlayacağınız bazı olaylara dokunacağım.

😉

Umarım bir 10 yıl daha okunmaya değecek bir şeyler yazmayı beceririm.

🙂