"spor" etiketli yazılar:

02 September 2011 Friday

Rakibi küçümsemek

Futboldan anlamam, ama spordan anlarım. 44 yıldan beri spor yapmaya çalışıyorum. Bazı spor yazılarımı okumuşsunuzdur. [1], [2], [3], [4], [5], [6] Spor olayına da genel geçer noktalardan değil, farklı bakarım. Fanatizmden hiç hazzetmem [7], [8].

;-)

Bu geceki maçtan önce bazı yorumcuları dinledim. İçlerinden biri “Kazakistan futbolu hakkında bilgim yok. Zaten Dünya futboluyla ilgilenen birinin Kazakistan fotboluyla ilgilenmesi mümkün değil” gibi bir cümle söyledi. Arkasından futbolcularla yapılan röportajlar yayınlandı. Bir küçümseme, bir aşağılama…

Kazakistan Teknik Direktörü ise “Kendileri için zor maç olduğunu bildiklerini, ellerinden geleni yapacaklarını, rakip takımı oynatmamak için değil, iyi futbol oynamak için sahaya çıkacaklarını” söyledi.

Maçın başlamasına 3 – 4 saat kala, çok zor geçeceğini söyledim.

:-(

Neye benzettiğimi de söyleyeyim.

Büyük şirketlerde rakiplerini küçümsemek, kurumsal kültürün bir parçası durumuna gelir. Kendilerine yakın bir-iki firmayı izlerler. Diğerlerini yok sayarlar.

Oysa piyasaya yeni giren küçük firmalar, niş pazarlarda iş yapmaya başladıklarında diğer küçüklerden değil en büyüklerin payından tırtıklarlar.

O kendine güven, küçük rakipleri adam yerine koymama ve aşağılama gerçeğin görülmesine engel olur.

  • Burada itiraf edeyim. Pazarpayı %40 küsür olan bir firmadan ayrılıp, pazarpayı binde 5′den küçük bir şirketin pazarlamasını yönetmeye gitmeseydim, özgeçmişimde yazılı yeniliklerin hiçbiri olmayabilirdi.

Kurumsal olduğunu sananlar yeniliklerle ilgilenmiyorlar, hatta küçümsüyorlar.

;-)

Bugünün 3 – 4 tane dev firmasının, burnu büyüklüğü kurumsal kültür haline getirmesi nedeniyle, yakın geleceklerinin çok kötü olacağını iddia ediyorum. Bu kendini beğenmişlik hataların görülmesini engelliyor.

Sonra da gerçekle yüzleşince maçlar zor geçiyor.

;-)

Önemli not: Sevgili Haluk Mesçi ağabeyimizin vurguladığı gibi, doğrusu “kurumsallaşmak” değil, “kurumlaşmak”tır. Yukarıda bilerek kurumsal kelimesi kullanılmıştır.

:-P

06 August 2011 Saturday

Taraftarlık

15 – 16 yaşlarımdaydım. Mahallede bir arkadaş, sıkı fanatikti.

Bir gün “senin takım…” diyecek oldum. “Artık takım tutmuyorum” diye yanıtladı.

Şaşırdım. Nedenini sordum. Anlattı. O takımın Divan Kurulu üyesi olan amcasını aramış. Amcaoğlu

- Babam … şehrine gitti.” diye yanıtlamış.
- Maç 3 gün sonra değil miydi? Niye erken gitti?”
- Gerekli miktarı götürdü.İşi şansa bırakacak değiliz ya!.”

O andan itibaren takım tutmadığını anlattı. Beni de etkiledi. O günden beri futbol ilgim, mikrobiyoloji ile ilgilendiğim kadar.

;-)

Böyle döndüğünü bilmesine veya tahmin etmesine rağmen bir takımı fanatiklik düzeyinde savunan ve sosyal mecralarda “senin tenceren daha kara” diyen insanlara (özellikle de eğitim düzeyi yüksekse) gerçekten şaşırıyorum.

Ve kendime, dostlarıma, çocuklarıma tekrarlıyorum. Fanatizm, her suçu haklı kılar. Aman ha, yapmayın.

:-(

14 October 2010 Thursday

Yönetim ve idare

Yıllar önceye ait bir anı…

Üç büyüklerden biri o dönemin dünya çapında tanınan antrenörlerinden birini takımın başına getirmişti. Şöhretli hoca, oldukça gerçekçiydi. Ligin ilk 4 – 5 maçından sonra  ezeli rakibi için: “Bizden iyi oynuyorlar. Onlara yetişmemiz lazım.” gibi bir demeç verdi.

Ertesi gün, beğenilmeyen transferi baştan sona yönetmiş olan Genel Başkan’ın demeci 8 sütuna manşet idi:

Beğenmiyorsa gitsin, o takımı yönetsin.
;-)

Bazılarına olağan gelebilir. Benim için çok ders çıkartılan bir olgudur bu.

Takıma gerçekçi bakamayan bir antrenör beklendiğini, fanatizmin öne çıkması gerektiğini şöhretli hoca bilmiyordu. Onu meşhur yapanın kendini kandırmayan bakış açısı olduğunu düşündüm.
;-)

Bir daha ders var.

Varsayın ki, operasyonlardan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı  (COE) işe yeni başlamış. Daha önce hammadde alışlarını Genel Müdür yapmış. Yeni başlayan COE, “Rakip ürünler kaliteli. Biz de ürünlerimizin kalitesini düzeltmeliyiz” diye demeç veriyor.

Genel Müdür de gazetecilere “Öyleyse gitsin, orada çalışsın” diyor.

Üst yöneticilerin gazeteciler aracılığıyla konuşmasına nasıl bakarsınız? O kurum başarılı olabilir mi?
;-)