"spor" etiketli yazılar:

08 September 2014 Monday

Destan Mestan

Basketbol Milli Takımımız İspanya’daki turnuvada şu sonuçları almış

  • Yeni Zellanda karşısında 76 – 73 (3 sayıyla) galip;
  • ABD karşısında 77 – 98 (22 sayıyla) mağlup;
  • Ukrayna karşısında 58 – 64 (6 sayıyla) mağlup;
  • Finlandiya karşısında 77 – 73 (4 sayıyla) galip;
  • Dominik Cumhuriyeti karşısında 77 – 64 (13 sayıyla) galip
  • Avustralya karşısında 65 – 64 (tek sayıyla) galip;

Birileri “Destan yazdık” diye başlık atmış. Benzeri cümleleri sosyal mecralarda da okudum.

destan

Oysa, A Milli Basketbol Takımı Başantrenörü Ergin Ataman, Avustralya’yı 65-64 yenince “Allah yardım etti, kazandık” demiş.

“Nerede Destan?” diye sorasım geldi. Tüm maçı önde oynarsınız, dehşet farklar atarsınız, “DESTAN YAZDIK” dersiniz. Bir – iki basket farkla kazandığınızda DESTAN yoktur. Eğer şuradaki gibi gerçekçi olursanız, hiç değilse hatalarınızdan ders alma şansınız olur.

😉

“Mestan nereden çıktı?” diye soruyorsanız, hani “Google’dan bulup sallıyorum bir cümle… Makara” vardı ya!..

Mestan da öyle birşey.

😛

07 April 2014 Monday

TARAFTARLIK > insanlık

Benim gözümde dünün özeti bu kadar. Facebook’ta gördüklerime göre birçoğunun taraftarlığı onları insanlıktan çıkarıyor.

🙁

Biraz geriden alırsak… Saat 18.00 gibi ders bitti. Okuldan çıktım. Maçın olduğu stadyumun önünden geçip eve geldik. Arabayı başkası kullanıyordu. Eve gelene kadar uyudum. Sonra Eurosport’ta snooker seyrettim.

  • Snooker Beijing Açık Finali ben okuldayken bitmişti. Son birkaç oyun yeniden yayınlanıyordu. İnternetten sonucu öğrenebilirdim ama oturup seyrettim.

GS – FB maçı olduğunu tümden unutmuşum. Tanıyanlar bilir. [1] , [2] , [3] , [4] , [5] , [6] Zaten hiç de umurumda değildi.

😉

Maçın sonucunu Facebook’dan öğrendim. Az sayıda seviyeli eleştiri vardı. Ama çoğunlukla her iki takımdan “kan arayanlar” sarmıştı ortalığı. Bir arkadaşımın girdisinin altında yorum yapan kişi “.. takımında futbolcu olsam şunun dizini parçalarım, bunun çapraz bağlarını koparırım” diye yazmıştı.

  • Bunca yıl spor yaptım. Basketbol oynadım. 5 faul alıp çıkmadım. Spor ahlakı denen bir şey olduğuna inanırım.

Dostlarımın “Bunları zorlamayacaksın” önerisini yine göz ardı ettim. Bu arkadaşa TARAFTARLIK > insanlık olmaması gerektiğini anlatmaya çalıştım.

Önce insan olmamakla suçlandım. Ona göre “insan çeşitli kimliklerden oluşuyordu” (burası doğru) Taraftarlık da kimliğinin bir parçasıydı. Bunları göz ardı ediyorsan insan değildin.

“Aidiyet duygusunun kişiliğin önüne çıktığı durumun ancak Maslow hiyerarşisinin alt basamaklarında oluştuğunu” yazmadım. Onun yerine, “insan olmak = vahşet göstermek” olmaması gerektiğin yazmaya çalıştım.

Bunun ütopya olduğu ama gerçek dünyanın böyle olmadığı söylendi.

Pirzola yemenin de vahşet olduğunu söyledi. “Pirzola yemekle, başka takımı tutan bir insana  vahşet göstermenin eşit olduğunu mu söylüyorsun” diye sordum.

Buna yanıt vermedi ama “Bir gün sevdiğin birine zarar verirlerse…” ye sığındı. “Uğrunda ölünecek bazı olgular vardır. Buna itirazım yok. Ama taraftarlık, birine saldırmak için gerekçe olamaz” diye ısrar ettim.

“Uğruna savaşılacak olgular vardır” cümlesi üzerine “Bak benim dediğim noktaya geldin” dedi.

🙁

Evet. Dünün özeti bu nedenle TARAFTARLIK > insanlık.

Fanatik taraftarların ellerine güç geçtiği zaman nasıl kullanacaklarını yeniden öğrendim. Aslında, gücü elinde tuttuğu için bize her istediğini yaptırmayı düşünenlerden aslında zerre kadar farkları yok. Toprak aynı toprak.

Bakmayın adının başına eklediği harflere. O harflerin temsil ettiği düşünsel noktadan öylesine uzak, bir takımı tuttuğu için vahşeti haklı göstermeye o kadar yakın ki.

  • Not: Aslında özetini ve yorumlarımı tek taraflı okumanızı istemezdim. Kendisine konuşmaları yayınlayalım dedim. “Kesinlikle olmaz” dedi. “Sözümün arkasındayım diyordun” dedim. Yine çelişkiler, çarklar… Bu nedenle tüm yazışmaları veremiyorum.

Ama benim için dünün özeti bu kadar yalın. Başkasına vahşet için bahanelere sığınmaya hazırlar.

Tanrı, ideolojisi veya takımı veya okulu veya derneği veya (ailesi ve vatanı dışında) kendini ait hissettiği toplulukları (kimlikleri) insanlığın üstünde görenlerden korusun.

🙁

EKLEME: Ne demek istediğim aşağıda anlatılıyor

taraftar-1Başkasını suçlamak ve vehşet için bahane aramak değil, kendi evinin önünü süpürmek, kendi yanlışlarından utanmak…

😉

12 December 2012 Wednesday

Taraftarlık 2

Körü körüne taraftarlık konusunda çok yazdım. (Listesi yazının sonunda)

Az önce tekerlekli basketbol maçındaki olaylar konusunda Kenan Başaran’ın “Koy deplasman yasağı gitsin” yazısında Doç. Dr. Ahmet Talimciler’in “Onlar futbol taraftarı” dediğini okuyunca, bir anı tazelendi.

😉

1970’lerin sonlarındaydık. Büyük İstanbul kulüplerinden birinin Ankara’da basketbol maçı var. (Gereksiz saldırı olmasın diye takımın adını yazmıyorum.) Fanatik futbol taraftarları bir tribünü doldurdu. Maç başlamadan tezahürat başladı. Oynanan spordan anlamadıkları için seyretmiyorlar da… Çoğunluk sırtını sahaya dönmüş, tribünde üstte oturanlara bakıyor. Merkezi saha değil üst-tribün olan bir yarım daire oluştu.

İstanbul takımında bir Amerikalı oyuncu var. Birkaç tane de basketbol şöhreti. Ankara takımının tüm oyuncuları üniversite öğrencisi. Spor ile harçlıklarını çıkarıyorlar. Gerçek anlamda profesyonel hiçbir sporcusu yok. (Hatırladığım kadarıyla okul bittikten sonra da sporcu olarak devam etmediler.)

Tribündeki fanatiklerin anlamadan geldikleri ve seyretmedikleri o maç nasıl bitti biliyor musunuz? Öğrenciler as’ları yendiler.

Maç bitti. Fanatik taraftarlar da kendi sporcularına ana avrat sövmeye başladı.

😛

Bari maçı seyretseydiniz. Bağırmak ve marş söylemek yerine zor anlarında takımınızı  motive etseydiniz. Hani?..

😉

 

EK NOT:

Taraftarlık yazıları: