"Starbucks" etiketli yazılar:

06 August 2017 Sunday

Teşekkür ve Gurur

Dün Linkedin adımın geçtiği bir yazıyı bildirdi.

Okuyunca çok sevindim.

Özlem Katırcıoğlu ile, Starbucks’ın “sadakat ve mobil ödeme projesi” sırasında tanışmıştık. Her geçen gün kullanıcısı artan bu projenin kavramsal tasarımından, hayata geçirilmesine kadar her aşamasında kendisinin gayreti vardır.

Şimdi çalıştığı Samsung’da da başarılarını devam ettiriyor.

😀

Bir projeyi benim için keyifli kılan şey,  paydaşların heyecan ve özveriyle temel kavramları savunması ve projenin hayata geçmesi için ellerinden gelen tüm çabayı sarf etmeleridir. Özlem Katırcıoğlu ile çalışırken, o özveriyi ve her gün daha ileri gitmesi için ne kadar çabaladığını bizzat görmüştüm.

Şimdiki projesini Linkedin’de duyururken benden bahsetmesine çok sevindim. Ayrıca, zaten sağlam temelleri olan Özlem’in bilgi birikimine küçük katkılarım için de çok gururlandım.

Büyük tevazu ile “taleben olmak is hayatındaki en büyük şansımdı” demiş. Çalışma arkadaşım olması, benim için çok büyük bir şanstı.

Teşekkür ediyorum Özlem. Kuşkum yok, yine de başarılı projeler diliyorum.

😀

 

19 November 2014 Wednesday

Kavram klişeleri

Okurlarım biliyorlardır. Klişeleri defalarca tartıştım:

Bu sefer kavramların anlatımında yazılan klişeleri konu edeceğim.

😉

Değişim stratejileri konulu kitap veya makale okuduğumda

  • Barnes & Noble
  • Circuit City
  • Huffington Post
  • Kodak
  • Nokia
  • Netflix
  • SouthWest Airlines
  • Starbucks

vakalarından bahsedilmezse olmuyor.

Kısmen anlayabiliyorum. Bu örnekleri kullanarak derdinizi daha iyi anlatabiliyorsunuz. Zaman, hikayeleştirme dönemi. 20 sayfalık kitabı 200 sayfa yazana garip bakılmıyor, aksine özendiriliyor.

😛

Buraya kadar iyi de…

Her seferinde okur (veya dinleyici) olarak, bunları ilk defa görüyormuşum gibi uzun uzadıya işlenmesi var ya…

Eğer kitabı yarıda bırakıyorsam veya konuşmanın sonunu beklemeden çıkıyorsam…

Kendimi benzetmek istemem ama…

MGM-aslan

Daha filmin başında Metro Goldwyn Mayer aslanını görünce “Ben bunu gördüm” deyip sinemadan çıkan adama benzer şekilde davranıyorsam…

Bazı kavram klişelerinden bıktığım içindir.

🙂

Yeni bir şey öğrenmek bu kadar da zor olmamalı.

.

08 March 2009 Sunday

Üçüncü mü, ikinci mi…

CEM (Customer Experience Management = Müşteri Tecrübesi Yönetimi)’nin yeni kavramlarından söz etmiştim.

Bunlardan biri de üçüncü yer idi.

Hatırlamak için: “Dostlarınızla buluştuğunuz, kendinizi  yabancısı hissetmediğiniz, sosyalleşmenizde bir şekilde katkısını hissettiğiniz, tanıdıklarınızla hatta tanımadıklarınızla rahatca temas kurabildiğiniz kafe, restoran, bar, alışveriş merkezi, spor salonu, vb. gibi yerler için söyleniyor. Anladığınız gibi, ilk iki yer: ev ve işyeri…”

Starbucks bu kavramın üzerinde çok duruyor. Çalışanlarına da bu yönde eğitim veriyor.

Yurt dışına çıktığımda, bulunduğum şehri gücüm elverdiği kadar yürüyerek gezmek tanımak isterim. Dinlenme yerim de çoğunlukla Starbucks olur. Hatta hafif bir kestirmek, gücümü yeniden toparlamak ve sonra yola koyulmak için kuytu bir köşede rahat bir koltuk seçerim.

Garson tepemde dolanmaz. İkinci kahveyi ne zaman içeceğim konusunda baskı yapmaz. Bu nedenle  Starbucks’a her gidişimde de bu üçüncü yer kavramını düşünürüm.

Her bir gidişimde çok zaman,  az para harcıyor olabilirim. Ama rahatsız edilmediğim için tekrar tekrar gidiyorum. Dolayısıyla, müşteri yaşam boyu değerini artırıyor. Oraya defalarca gelmemi sağlıyor.

Türkiye’de ise, daha çok Cafe Nero’yu kullanıyorum. Bu iki marka arasında çok kesin bir seçimim yok. Ama daha çok Cafe Nero’yu tercih ediyorum. Belki de “onuncu kahveyi ikram kartı” işe yarıyordur. Belki de porselen fincanda içmek daha hoşuma gidiyor.

Cafe Nero’da bir iş toplantısının ardından, Cafe Nero Bölge Müdürü Oytun bey ile tanıştım. CRM ve CEM düşkünüyüm ya… “Üçüncü yer” kavramından söz ettim. Oytun bey, ikinci yer olarak düzeltti.

İki önemli nedeni var.

  1. Ofis o kadar da zevkli bir yer değil. Al donanımını, gel Cafe Nero’da çalış…
  2. Ev-ofis çalışırken artık ikinci yer kalmıyor.

Düşündüm… Serbest danışmanlık yapmaya başladığımdan beri, her yer benim işyerim. Alışveriş merkezleri, oteller, kafeler, restoranlar… Evden sıkılınca, al gerekli malzemeni…

“İkinci yer” kavramı bana daha yakın geldi.

Ya siz… Ne düşünüyorsunuz bu kavram hakkında?..

😮