"strateji" etiketli yazılar:

14 July 2017 Friday

Yetenek, IK ve Dönüşüm

Dijital Dönüşüm’ün en önemli paydaşlarından birinin IK olduğunu, ama Türkiye’de IK’nın henüz bu seviyeye evrilmediğini birçok yazımda (son iki yazı [1] ve [2]) vurgulamıştım.

🙂

Bugün kısa bir örnek daha vereceğim.

Dijital dönüşüm süreçleri tasarlanırken, çağın (ve bütçenin) elverdiği teknolojik olanaklar kullanılarak müşterinin deneyiminin mükemmel olmasına çalışılır.

Bu noktada, kurumdaki düşünce biçimi (isterseniz “kültür” veya “bakış açısı” veya “zihinsel düzey“, vb. diyebilirsiniz) kazanma / kaybetme olgusunda büyük rol oynuyor.

Nasıl mı?

Müşteri deneyiminin kesintisiz ve sürtünmesiz olması çoğunlukla başka sektörlerdeki stratejik işbirlikleriyle birlikte tasarlanan dijital yolculuklara (platformlara) bağlı. (Şurada basit bir örneği var.)

Başka kurumlarla birlikte aynı platformda senkronize çalışacak projeler üretilirken, kurumun dışında edinilen dijital deneyim çok önemli olmaya başlıyor.

Rakiplerde çalışmış veya platformun stratejik ortaklarının herhangi birinin sektöründe (hatta rakiplerinde) çalışmış olanın birikimi, ideal müşteri deneyimini tasarlarken MOST®’da çok önemli oluyor.

😉

Şimdi iyi dinleyin: Neden birçok kurumun İK yönetimleri için “çağı anlayamadılar” diyorum biliyor musunuz?

Sadece Y veya Z neslinin sosyal veya psikolojik eğilimlerinden ötürü değil. Bugünün iş dünyasının gerekliliklerinin zaten “tek kurumla sınırlı kalmayan iş deneyimini” bu gibi işbirliklerinde zorunlu kılmasından ötürü.

İstifa edeni işe almam” diyen kurumların, bırakın yetenek yönetimi (talent management), insan kaynakları yönetimini bile değil sadece Personel (özlük işleri) yapmaktan evrildiğini söyleyebilir misiniz?

Fatmanur Erdoğan’ın “Dijital Dönüşüm, Mental Dönüşümdür” yazısından alıntı “Sistemin içindekiler, sistemin kurallarını iyi bildiklerinden, korumacı davranırken —ki bu know-how oldukça önemli ve gerekli— sistemin dışından gelenler, kurumu farklı bir noktaya taşıyan asıl katalizörler oluyor.

Konu “yetenek” olsa, “madem beni terkettin, bir daha görüşmeyelim” demek yerine “Bu konuda aradığımız beceri ve yeteneğin olması çok daha önemli” diye düşünmez miydi?

Tekrarlıyorum. Sadece Y ve Z nesli konusu değil. Kurumun hayatta kalması açısından stratejik zorunluluk.

😉

Şimdi neden “Birçok kurumun İK yönetimi dönüşüm kavramlarını anlamaktan çok uzakta” diye ısrar etme nedenim daha iyi anlaşıldı mı?

.

12 October 2016 Wednesday

Varsayarken Yorumları

Turizm ve konaklama sektörünün kriz öncesi ve sonrasına bir nebze dokunan Varsayarken yazısına çok değerli yorumlar geldi.

Türkiye turizmi açısından önemli olduğunu düşündüğüm bu yorumların gölgede kalmasını istemediğim için burada gündeme getiriyorum.

turkish tourism 2016 ile ilgili görsel sonucu

Aykut İbrişim, “Aile derken, kan bağı olan herkesin neredeyse geçim kaynağı turizm ve turizm bağlantılı işler. O yüzden mezuniyet tezimi bile Türkiye’nin turizminin geleceği ve internet üzerine yapmıştım. Ümitliymişim o zamanlar” diyen bir profesyonel.

Aykut İbrişim yorumunda Türkiye’de konaklama sektörünün kısa tarihçesiyle birlikte bakış açısının nasıl oluştuğunu da anlatıyor.

Alman turistlerin (neredeyse) kovulması, “yerli turist giremez” yapılması, Kuzey’in operatörlerine teslim olunması, Rusların hedeflenmesi dönemlerini kısa ve hızlı şekilde okuyabilirsiniz. Hatta mutlaka okuyun.

Görsel sonucu

Ahmet Polat ise yıllarca konaklama sektöründe çalıştı. Sonra konaklama sektörüne hizmet veren bir yazılım girişimcisi oldu.

Kendi çocukluğundaki bir öyküden yola çıkarak, turizmcilerin tembelliğe alışmasını anlatıyor.

Yorumunda “10 yıllardır, müşterisinin kim olduğunu bilmeyen, içeride hiç bir veri toplamayan veya anlamdırmayan, değişen nesillerin davranışlarını ve isteklerini analiz etmeyen, mesleki olarak gelişime neredeyse kapalı (her yıl yangın söndürme eğitimleri vb hariç tabii), gelişen marketlere hiç yatırım yapmamış vs vs acente bağımlısı otelci sizce kriz dönemleri için strateji üretmiş olabilir mi? ” diye soruyor.

Ahmet Polat’ın yorumu da mutlaka okunmalı.

🙂

Diyorum ki, krizden ders alıp gerçek konaklama profesyonelleri eğitmezsek, her 3 – 5 senede bir kriz yaşarız ve soranlara “Durum kötü“den başka şey söyleyemeyiz.

Birinci resim şuradan, ikinci resim buradan alıntıdır.

 

06 September 2015 Sunday

Müşteriden kaçmak

İtiraf edeyim: Pazarlama kariyerimin ilk yıllarında “Pazarlama sadece pazarlamacılara bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir” cümlesine çok alınırdım. “Bana, yetersizsin demek mi istiyor?” diye kendimi sorgulardım.

Yıllar geçti.

😉

Bir şirket var. Yaz kış faaliyetler sürdürüyorlar. Yazın ciroları azalıyor. Arttırmak için çare düşünüyorlar.

  • Not: Çalıştığım şirketleri vermiyorum. Ama rahat anlaşılması için spor salonu örneğini kullanabiliriz.

Yaz gelince müşteri azalıyor. Açık alanları da var ama yeterince etkin kullanamıyorlar. Geçen yıl yaptıkları birkaç deneme başarısızlıkla sonuçlanmış. Yaz başında “Bu sene ne yapmalı?” diye düşünüyorlardı. Toplantıda konu gündeme geldi.

3 – 4 yıldır faaliyet gösterdikleri için ellerinde bir miktar müşteri verisi var.

Kendi mevcut müşterileriyle konuşmalarını önerdim. “Yazın gelmeyen müşterilerin ne kadarı başka yere gidiyor? Eğer tatile 3 ay boyunca çıkmıyorlarsa, neden bu süre boyunca sizi tercih etmiyorlar? Bu süreyi nasıl değerlendiriyorlar? Müşterilerinizle görüşün. Anket filan yapmayın, yüzyüze görüşün, sohbet edin. Müşteri içgörüsü toplayın. Sonra bir araya gelip karar verin” dedim.

Bence bu konu bitmiş olmalıydı. Maalesef devam edildi. Mağaza müdürleri “Bu kimin görevi olmalı” diye sordular, “Bizim görevimiz değil. Pazarlama departmanı yapmalı” dediler…

korlük

Genel Müdür ise “Pazarlama kadrosunun gençliğinden ve tecrübesizliğinden” bahsetti.

Şaşırdım. Yönetim kadrosundakiler faaliyet gösterdikleri 3 – 4 yıl boyunca, şikayet olmadıkça hiç birebir müşteri görüşmesi yapmamışlar, şimdi de “başkası yapsın” diye bahane arıyorlar.

“Organizasyon şeması açısından kimin bu işi yapması gerektiği” bana soruldu. “Bu pazarlamanın değil, herkesin görevi olmalı… Özellikle yönetim kadrosundaki herkesin… ” diye yanıtladım. Ve  ekledim “Pazarlama sadece pazarlamacılara bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir

😉