"suç" etiketli yazılar:

25 October 2008 Saturday

Aritmetiğe giriş…

Gergin dönemlerdeydik. Rakip şirketlerden birinin satın alınması gündemde… Ana şirket yurt dışından her gün bir şeyler talep ediyor. Talepler de doğrudan patron’a bildiriliyor. Bizler de üst yönetim olarak, ona verilen görevleri üstleniyor; kendimiz veya astlarımızla sonuca ulaştırmaya çalışıyoruz.

Patron Cuma akşamı saat 16.00’dan sonra bize bir iş verdi. Kesinlikle 2 – 3 saatte bitecek bir iş değil. O saatte astlara aktarılacak bir şey de değil… Elimize yapıştı.

Pazartesi sabahı, saat 08.30’da “yönetim toplantısı”na girdik.

Cuma günü verdiği ödevi sordu. Kimse fazla bir şey yapmamış. Patron kızdı ve bize “Cuma size söyledim.” diye yüksek sesle konuştu. Sonra da her birini sayarken bir parmağını açarak “Cuma, Cumartesi, Pazar, Pazartesi, 4 gündür ne yapıyorsunuz?” dedi.

Aklımdan geçenler şöyleydi:

  • Cuma saat 16.00’dan Pazartesi saat 08.30’a kadar hesaplasak, bırak 4 günü 3 gün bile olmaz.
  • İş zamanı açısından bakarsak, arada sadece 2 iş saati var.
  • Hafta sonu spor yaptığım için kendimi kötü hissetmeliyim.
  • Patron olunca her şeye yeni anlamlar verilebilir. Aritmetiğe bile…
  • “Aritmetiğe Giriş” dersi, her yıl tekrarlanmalı.

Hiç birimiz “4 günü nasıl buldunuz” demedik. Başımızı öne eğdik. Suçluyduk.

.

22 October 2008 Wednesday

Sorgulamak = "İnsan" olmak

Friendfeed hızla akıyor. Her an bir şeyler eklendiği ve gündem sürekli değiştiği için “hızla akıyor” diyorum.

Bazan basit bir çelişki yakalanıyor. Bir çok şaka veya yorum yapılıyor. İsteyenler beğenilerini “like” tıklayarak belirtiyor.

Burada duruyoruz. Eğer bir şakada, çelişkide “ideolojik” veya “dini” olduğu varsayılan semboller varsa… Birden kılıçlar çekiliyor. İdeoloji taraftarları diğerlerini kalite, seviye, ahlak, vb. açısından suçlama yarışına giriyor. Önceden de yazmıştım “ideoloji her suçu haklı kılar” diye. Fanatikler beni haklı çıkarıyor. Yazı burada, yorumların büyük kısmı burada

Aklıma gençken okuduğum bir cümle geliyor: “Becerikli bir arıyı beceriksiz bir mimardan ayıran en önemli özellik, arının o mükemmel altıgenleri neden ve nasıl yaptığını bilmeden yapmasıdır“.

Beceriksizlik yapsa, düzgün yapamasa, yeniden ve yeniden denese bile, neyi neden yaptığını sorgulayanların, yani “gerçek insan”ın tarafındayım.

05 August 2008 Tuesday

İdeoloji ve suç

Soljenitsin vefat etmiş. Komünizm ve sosyalizm karşıtlığı, ama batı felsefelerine de uzaklığı; Tolstoy’un etkisi, vb… konularını internetten ve/veya gazetelerden de okuyabilirsiniz.

Soljenitsin ile 16 – 17 yaşlarımda, “İvan Denisoviç’in hayatında bir gün” isimli kitap sayesinde tanıştım. Tek bir günü anlatıyordu. 400 sayfaya yakındı. (Tolstoy etkisi.)

Sonra da Kanser Koğuşu adlı kitabını okudum. “Gulag Takımadaları’nı bitiremedim.

1980’lerin ortasına kadar TV yoktu. Boş zamanlarımızda kitap okurduk. “Okurduk” yerine, “elimizden kitap düşmezdi” demek daha doğruydu. Arkadaşlar birbirleriyle “hangi yazarın daha iyi olduğunu” tartışırlardı. (Benim favorim Jorge Luis Borges’dir)

Sonra TV geldi. İnsanlar açılış ve kapanışda söylenen iki İstiklal Marşı arasında televizyonunu hiç kapatmadılar. Hatta TV’nin icadından sonraki en büyük icadın “kapatma düğmesi” olduğu, istenirse kapatılabileceği gazetelerde de yazılmaya başlandı.

2000’li yıllar internet yılları oldu. (Erken uyanıp 1990’larda başlayan birçok değerli arkadaş hariç). Kitap okumak, az sayıda kişi dışında neredeyse tarihe karıştı.

Soljenitsin’i anmamın nedeni farklı. Özlü sözler defterim vardı benim. Beni etkileyen sözleri oraya yazardım. Bunlardan biri Soljenitsin’e aitti. “İdeoloji her suçu haklı kılar” tüm yaşamıma yön veren sözlerden biri oldu.

İdeolojiyi kabul etmeyenleri toplama kamplarına (onlara Gulag Takımadaları demişti) göndermek, hapiste tutmak makul karşılanabilir. Din adına öldürmek öğülebilir. Taraftarlık adına diğer takımın bayrağını sallayan arabaya saldırmak (hatta döner bıçağı ile maça gitmek) garip karşılanmayabilir. Sadece kendi okulumuzdan mezun olanları işe almamız desteklenir. Giderek sağlıklı düşünme yeteneğimiz kaybolur.

İnsan, her hangi bir konuda tarafsız düşünmeyi engelleyen her türlü inanışı “ait oluş” değil tehdit olarak algılamadıkça, işleyebileceği her suça kendisini ikna edebilecek bir bahane oluşturabilir. Unutmayın bağnaz olmak için mutlaka bir ideoloji şart değil. Taraftarlık, okuldaşlık, akrabalık bile sağlıklı düşünmenizi engelleyebilir.

Oysa yaratıcılık, kendisini tutan bağlardan kurtulduğu zaman yücelir.