"süpermarket" etiketli yazılar:

10 September 2013 Tuesday

Dijital > Sosyal Medya

Önceleri sadece TRT televizyonu vardı. Sonra özel TV kanalları çıktı. (Dönemin başbakanı iş adamlarına “oğlunun kanalına reklam vermelerini” öğütlerdi). Zaten her yeni mecra pazarlama iletişiminde kullanılır. (Bu konuya bugünlerde daha fazla değineceğim). Hemen TV ajansları doğdu. ss-big-data-brain1

Tıpkısının aynısı özel radyo kanalları ortaya çıkınca da yaşandı. Çeşitli nedenlerle TV veya radyo işlerine yakın kişiler ajans kuruverdiler.

Teknik becerileri sayesinde sosyal mecralar oluşurken erken başlayan tekno-kişiler de, şirketlerin sonradan fark etmesinden yararlanarak bazı uygulamalar sundular. O dönemin “herkes burada” anlayışı sayesinde bugün hatırlamadığımız başarı öyküleri de yarattılar.

Bazı ajanslar, sosyal medyada kısıtlı kalmayıp dijital pazarlamanın diğer alanlarına yöneldi. Bazıları hâlâ sosyal medyada uygulama yazmakla öğünüyor.

Bugün radyo ajansı veya TV ajansı adı söyleyebilen var mı? Kendini tek bir mecra (sosyal medya) ile konumlandıran ajansların geleceği farklı değil.

😛

Yukarıdakini ve son birkaç yazımı okuyup da dijital pazarlamaya karşı olduğumu sanmayın. Aksine, dijital pazarlamanın başarılı olacağına hiç kuşkum yok. Teknoloji perakendenin hizmetinde

Marketlerdeki küçük ekranlardan alışveriş arabalarına, akbil tarzı dijital bilet uygulamalarından müşteri verilerinin analizine, yüz tanıma uygulamalarından çip veya barkodlu ambalajlara, hava durumundan trafik yoğunluğu göstergelerine kadar her şeyin dijital olduğu bir dünyadayız. Artık TV reklamları viralleri örnek alıyor.

Hayatın doğal olarak dijital yansımayla aktığı ortamda dijital pazarlamanın öne çıkması engellenemez.

Şimdilik birkaç etkinlikte dijital ajanslar ana ajans rolünü kaptı. Gerek TV ve radyo, gerekse diğer çizgi altı iletişimi onlar yönetti. Yakında, bazı markaların (etkinliklerle sınırlı kalmadan) tüm pazarlama iletişiminin dijital kökenli ajanslar tarafından yapılacağını düşünüyorum.

Yılların stratejik iletişim ustası Erol Batislam’ın yazdıkları da görüşümü doğruluyor.

  • “Aradaki fark nedir?” diye sorarsanız, dijital ajanslar sadece sosyal medya ile sınırlı kalmayıp müşteriye 24 saat dokunabilecek bütünleşik pazarlama iletişimi konusuna eğildiler.

İtiraz ettiğim şu: Dijital pazarlamayı “sosyal medyada uygulama yazmak” ile sınırlayan kişi, kendisine ne yaptığını bilmese de müşterisine zarar veriyor. Elbette herkes hak ettiği reklamı alır.  Burada fazla söze gerek yok.

Ne var ki, müşterinin cehaletini kullanan ajanslar sistemin geleceğini olumsuz etkiliyor. Onlar nedeniyle işini doğru yapan dijital ajanslar aynı kefeye koyuluyor.

😉

Kendi payıma, pazarlamanın geleceğinin dijital olduğunun fevkalade bilincindeyim.

Ey teknik kökenli SMU’lar. Siz de SMU’larla dalga geçen [a] , [b] , [c] yazılarımı takıntı yaparak PİŞTİ olacağınıza mesleğinizin gereğini yapın. Bütünleşik pazarlama iletişimini öğrenin. Uygulama değil çözüm üretin.

😀

11 May 2011 Wednesday

Genel Müdür olurken

Arkadaş, yabancı bir şirketin Türkiye ofisinde çalışıyordu. Yıllar içinde başarılı işler yaptı. Türkiye Genel Müdürü olacağını duyduk.

Şirket onu yurtdışındaki Genel Merkeze çağırdı.

Orada, önce üretimin her aşamasında işçi gibi çalıştırmışlar. Sonra dağıtıma vermişler. Kamyon şoförünün yanında, marketlere eşya taşımış, dolaplara veya raflara dizmiş, vitrinlere yerleştirmiş.

Kamyon şoförüne, bir ülkenin Genel Müdürünü verdiklerini söylememişler. Yeni başlayan işçiye davrandığı gibi davranmış bizimkine.

😉

Beraber süpermarkete gitmiştik. Konusuna hakimiyeti gözümden kaçmadı. Bana o zaman anlattı.

“Otele vardığımda, üzerimdeki tulumu çıkarıp duş alacak gücüm kalmazdı. Ayakkabıları çıkarır ve kendimi öylece örtünün üzerine bırakırdım.” diye…

😉

Biliyorum… Gömleğin kollarını kıvırmadan, ellerini kirletmeden Genel Müdür olanlar da var. Onlar köşekapmaca oynuyor. Koltuğundan korkuyor.

Bir de bilerek gelenler var.

😀

Meraklısına:

🙂

17 February 2009 Tuesday

Çapraz satış için…

Yurt dışında süpermarketlerde gördüğüm bir uygulama… Veri tabanı, CRM gibi karmaşık da değil. Türkiye’de uygulayan firma ile karşılaşmadım.

Yazarkasa fişinin arkasının her  3 – 4 santimetresi bir kupon gibi… O dönemde (yaklaşık 1 ay süre için) hangi ürünlerde promosyon varsa, kuponlarda onlar yazıyor.

Bir ürün için “bu kupon ile gelirseniz % 5 indirim”; diğeri için “3 al 2 öde”; bir başkası için “yanında bu bedava”… Kaç tane promosyonlu ürün varsa…

Ne kadar çok alışveriş yaparsanız, yazar kasa fişiniz o kadar uzun oluyor. Dolayısıyla sonraki alışverişleriniz için o kadar çok promosyon kuponunuz oluyor.

Beğendiniz mi?… Buyrun, uygulayın…

🙂