"süreklilik" etiketli yazılar:

05 February 2012 Sunday

Süreç, keyif ve TEDxRESET

2 Şubat 2012 tarihli TEDxRESET‘teki konuşmacıların büyük kısmı sadece sonuca odaklananların mutsuzluğundan bahsetti. Sürece odaklanılmasını önerdi.

Sayın Fatoş Karahasan yabancı konuşmacıların söylediklerinin özetini yayınlamış.

Ben demiştim” diyeceğim.  Aklın yolu bir.

Sürecin keyfini çıkarın.

:-D

Bu vesileyle, başta Ali Üstündağ olmak üzere, tüm konuşmacılara ve düzenleyenlere teşekkür ederim.

:-)

 

16 January 2012 Monday

Sürecin keyfini çıkar

İş hayatının en üst pozisyonlarında uzun zaman geçirmiş bir ağabeyimle Y nesli ile bizim aramızdaki farkları konuşuyorduk. Ona Young Guns Yeni Nesil Reklam Ajansı girişimini anlattım. ( [1] , [2] , [3] , [4][5] , [6] ve sohbetlerde anlattığım onlarca hayal kırıklığı öyküleri.) Benim açımdan son yıllarda kendimi en başarısız hissettiğim projeydi.

Bana “Yanlış adamları seçmişsiniz” dedi.İki ayrı tur yaptığımızı, 30 saat boyunca ofiste gerçek reklam konkurunun kopyasını… anlattım. “Seçim süreci yanlış demiyorum. Adam seçimi yanlış olmuş“diye ısrar etti.

Sonra da açıkladı.   “Süreci yaşamaktan keyif alanları seçmemişsiniz.

:-(

Sadece sonuç odaklı olup, süreci yaşamaktan keyif almayanlar, hep birkaç dakika süren mutlulukları yaşıyorlar. Konkuru kazanmak, ihaleyi almak, lansman yapmak… O mutluluğun hemen ertesinde de, bir başka sonuç gelene kadar mutsuzluk.

Oysa süreçten keyif almayı öğrenenler, bu hazzı çok daha uzun sürdürüyor.

Yemek yemenin, üzerine de bir kahveyi içmenin keyfi var. Hep birkaç dakikalık hazlar. Ama yemek yapmaktan da keyif alırsanız… Bardağı seçmekten, içine kahveyi koymaktan, kahve suyunun kaynamasından, suyun bardağa dökülürken verdiği o renk ve kokudan, içine süt kattığınızda değişen renginden, bardağı ağzınıza yaklaştırırken burnunuza gelen kokudan keyif alırsanız… Her seferinde daha iyi yapmak için bahaneniz de olur, hayattan aldığınız mutluluk da artar.

Sürekli hayal kırıklığına uğramaktan da kurtulursunuz. (Y neslinde sıkça görüyorum da…)

Meraklısına keyif tanımı.

;-)

26 July 2011 Tuesday

Takdir / Başarı ilişkisi

Muhan Soysal hocamın hem kişisel gelişim hem de profesyonel bakış açısı için kesinlikle önemli olan ikili karşılaştırmalarından biri de Takdir odaklılık  / Başarı odaklılık idi. (Bir önceki karşılaştırma için Hazzı ertelemek yazısını okuyun.)

;-)

Tatil köyünde, sabah yürüyüşümdeydim. 8 – 10 yaşlarda kız çocuğu, bir hamakta yan (salıncak gibi) oturmuş, bir yandan sallanıyor, bir yandan bağırıyordu.

“Anneeeee, anneeee, anneeee”

Sürekli tekrarlanan bu ses beni rahatsız etti. Saymaya başladım. 13’üncüden sonra annesi yanıtladı:

- Efendim kızım.
- Anne bak sallanıyorum.
- Aferim benim kızıma…

İşte, hiçbir başarısı olmayan ama “takdir” edilmiş bir çocuk. Böyle [1][2] yetiştiriliyorlar. Zaten normal olan her hareketinde takdir bekleyecek. Onu işe aldığınızda… Sizin için çok zor olacak.

;-)

Başarı ise, takdir edenden bağımsız bir kavram. Daha evrensel, daha geleceğe yönelik, daha kalıcı olmalı. Bazen kimsenin takdiri olmasa da, yapanın bunu “başarılı” nitelemesi yeterli. Zaten bağımsız ölçüm kriterleri de öyle söyler.

Okuyalım, Muhan Soysal hocam ne demiş?

Ölçüm yapmanın önemini vurgulamış. (Kitapta birçok yerde daha vurgulanıyor.) Ölçüm, tarafsız bir kriter ile bakmayı gerektiriyor da ondan. Kendinle, performansınla, hedeflerinle baş başa kalıveriyorsun.

Başarıya odaklananlar, olaylara ve kendi hedeflerine daha gerçekçi ve hatalardan ders alacak şekilde bakıyor.

:-D

Bizde neden olmuyor derseniz, suçu kendimizde arayalım. “Gerçekçi bakış” yazısının friendfeed yorumlarında Senih Özkiper yazmıştı.

Ancak unutmayınız ki, oyuncuların bu yorumu kadar, toplumun da soğukkanlı ve akılcı tepkiler vermesi önemli. Oğlum 9 yaşında ve futbol oynuyor. Bir maçlarında rakip takımın kalecisine yediği gol için salyalar saçarak “şerefsiz” diye bağıran veli gördüm bu memlekette.

Senih bey haklı. Soğukkanlı ve akılcı tepkiler veremeyen toplum, uluslararası başarıları tesadüfen yakalar. Sürdürülebilir de olmaz zaten.

;-)