"tasarım" etiketli yazılar:

18 November 2015 Wednesday

Tek Başıma Değildim

Bazı yazılarımda, tasarladığım projelerden bahsediyorum.

Örneğin:

Geliştirdiğim “müşteri iletişim tercihi matrisi” ile, müşterinin istemediği mesajları almamasını, istediği mesajları da istediği kanaldan almasını sağladım.

İstediğiniz kadar puanı, istediğiniz ürün için kullanabileceğiniz yapıyı kurdum.

Türkiye’nin ilk taksitli kredi kartı olan Taksitkart’ı çıkardım.

diyorum.

Bunları elbette tek başıma yapmadım.

yalniz-fetihKarikatür: Selçuk Erdem, 3, sayfa:77

Fikrin bir şirkette hayata geçmesi için, üst yönetimin aynı vizyonu paylaşması gerek. Şanslıydım. Çok iyi patronlarım vardı. Yenilikçi fikirlerimi desteklediler.

  • Her seferinde hemen kabul ettiklerini düşünmeyin. Sınadılar, sorguladılar… Daha iyi bir duruma gelmesini sağladılar.
  • Ben de gerekli çabayı sarfettim. (Fikrini şirkete kabul ettirmek isteyenin yapması gerekenler burada.)

😉

Pazarlama yöneticisi olarak, 1988’den beri çalıştığım tüm projelerde IT desteği gerekiyordu. Her seferinde çok iyi geçindiğimizi söylemek mümkün değil. Zamanla, ben onlarla nasıl çalışmak gerektiğini öğrendim. Onlar da benim projelerimin arkasında durduğumu, ayrıntılı iş isteği hazırlamak için ne kadar çaba sarfettiğimi gördüler.

  • Hep güllük gülistanlık değildi. 3+ yıllık bir projede “en ince ayrıntısına kadar herşey belli olmazsa yazılıma başlamayız” diyerek, teknolojideki ve müşterilerdeki değişimi anlamayanlarla da çalıştım.

Birlikte çalışabildiğimiz teknik ekiplerle birçok başarı öyküleri yarattık. Onlarca projeyi hayata geçirdik. Hepsinin, bir fikir olmaktan çıkıp bankanın bir ürünü veya hizmeti haline gelmesinde çok ciddi bir IT desteği vardı.

🙂

Bir tanesini özellikle anlatmak istiyorum.

Taksitkart’ın ayrıntılarını IT ekibiyle konuşuyorduk. IT’den bir arkadaş, muhasebesinin nasıl çalışacağını anlatmaya başladı. Ben “Acaba bankanın muhasebe departmanından birilerini çağırsak mı?” dedim. Teknik arkadaş bana “Muhasebedeki arkadaşlar yoğun olduğunda, bankaya yeni katılan personele muhasebe derslerini ben veririm” dedi. (Sordum, doğruydu.)

Düşünsenize, işinin teknik olmayan taraflarını ders verecek düzeyde bilen teknik ekiplerle de çalıştım.

😉

Bir CRM projesinin başarılı olması sadece verilerin değil, müşteriye dokunan tüm temas noktalarındaki süreçlerin de doğru tasarlanmasıyla mümkün. Böyle olunca, çok sayıda kişinin projeye katılması gerekiyor.

  • Açık ofiste kendisinden 6 metre mesafede oturan kadrosundaki birine “Yahu… Sen ne işle uğraşırdın?” diye soran direktör de gördüm.

Departmanındaki tüm (oldukça karmaşık) süreçleri, en ince ayrıntısına kadar kağıda dökebilecek iş arkadaşlarım da oldu. Projeyi öylesine kolaylaştırdılar ki, beklenen sürenin yarısında teslim ettik.

🙂

Kullanılacak ekranda nelerin olması gerektiği konusunda özveriyle çalışan son kullanıcıların hakkı ödenmez. Kar, kış, kıyamet bir hafta sonunda… Radyolarda “zorunlu değilse evden çıkmayın” denilirken, kaloriferleri yanmayan ofiste paltoyla oturup ekran tasarlayan genç arkadaşları unutmak mümkün değil.

🙂

Pazarlama projelerinin başarısı, müşterilere ne kadar iyi anlatıldığına çok bağımlı. Bankanın kurumsal iletişim ekibinde, gerçekten çok yetenekli ve hoş görülü arkadaşlar vardı.

Siz-biz olmadan birlikte çalıştık. Ajanslarla ilişkilerimizde, arada aşılması gereken bir departman değil, aksine bizim hayatımızı kolaylaştıran takım arkadaşları olarak iş yaptılar. Hem ben, hem de o günlerde ürün geliştirme ekiplerinde bulunan arkadaşların hepsi onlardan çok şey öğrendik.

🙂

En kıymetlilerimi sona sakladım. Geçmiş 20 yıl boyunca benim titiz ve sert yönetimimde çalışan onlarca ekip arkadaşım.

Bir çok projemiz öylesine çok boyutluydu ki… Çok sayıda operasyonel departmana dokunan iş akışları, dijitalize edilen çok sayıda işlev, değişmesi gereken davranışlar… Aslında son derece karmaşık yapıların, müşterilere ve çalışanlara basit ve hızlı görünmesini sağladılar.

Birçok projemizi hayata geçirmeden önce bankanın Teftiş Kurulu’na “Gelin, inceleyin. Atladığımız bir konu var mı?” diye başvurduk. Açıkçası onların bizim kadar iyi bulamayacağının farkındaydım. Bizimkiler hata yapsa, ancak çok büyük zararlardan sonra ortaya çıkabilirdi. Hata yapılmadı.

Ben ayrıldıktan sonra görevi devralan biri “Siz pazarlamacı mısınız, operasyoncu mu? Bir fikir ortaya atıyorum. Operasyonda şurada patlar, burada Teftiş Kurulu onaylamaz, şubede müşteri temsilcisi bunu yapamaz… gibi bahanelerle geliyorsunuz” demiş.

Ben ekibimle gurur duydum. Maalesef çoğunlukla, pazarlamacıların mutfağı bilmesini takdir etmeyip, yemeği sunmakla görevli garsonlar zanneden “Pazarlama Müdürleri”nden çok çektiler.

Keşke benden sonra onlarla çalışanlar da bu arkadaşlarımın kıymetini bilseydi.

🙂

Tek başıma yapmadım. Hiçbirini… Başarılı projelerin arkasında çoğunlukla keyifle çalışan ekipler vardı.

Burada söyleyeyim de… Malum grafiker gibi düşündüğümü sanmayın.

😉

 

 

 

14 November 2015 Saturday

Tasarımcı Düşünme

Az önce yayınladığım grafiker cümlesini okuyunca, tasarımcı düşünme (design thinking) kavramına tekrar göz attım. Harvard Business Review (HBR)’ın Eylül 2015 sayısında epey yer verilmiş.

Bu vesileyle, bambaşka bir konuyu yazmak istedim.

HBR’da şu kısmı görünce…

TASARIM-3

Herbert Simon‘ı ilk ne zaman duymuştum biliyor musunuz.

1977-1978 ders yılında. Muhan Soysal hocamın derslerinde. Sabah üşenmedim eski notlarımı aradım.

Veee buldum

TASARIM-4😀

 

Biliyorum ki, Muhan Soysal‘ı tanıyanlar “Herbert Simon’dan 1978’de bahsettiğini” duyunca şaşırmayacaklar.

Oyun teorisi Nobel almadan çoook önce de bize “Gelecekte önemli olacağını” söylemişti.

Nurlar içinde yat Muhan hocam.

🙂

14 November 2015 Saturday

Tasarımcı ve Grafiker

Dün Facebook’da, Nilda Berrin Alptekin sayesinde şunu gördüm.

TASARIM-1

İlk bakışta mutlak doğru gibi gelen cümlelere kuşkuyla yaklaşırım.

Bu cümleye maalesef ilk bakışta bile hoşgörüyle yaklaşamadım.

🙁

Önce bunu bir tasarımcının yazdığına inanmak mümkün değil. Tasarım kavramını bilen biri, bu cümleyi asla söylemez. Muhtemelen bir grafiker tarafından yazılmıştır.” diye düşündüm.

Tasarım “gel bilgisayarın başına sen geç” ile yapılan bir iş değil. Belki grafik, bilgisayarın başında yapılıyordur.

Bugünlerde çokca tasarımcı düşünme sözü ediliyor.  Daha ilk bakışta Google’da şunu görebilirsiniz.

TASARIM-2

Kim için tasarladığıni iyi incele ve öğren, onların ihtiyacını anla, beyin fırtınası ile ve farklı birçok öneriyle git, prototip ile piyasaya çık ve dene… Hep BAŞKALARI var.

😉

Defalarca hizmet ürünleri tasarlamış (ve birkaç ürünü tüm sektör tarafından kopyalanmış ve milyonlarca kişinin cebine yerleştirilmiş) biri olarak şunu söyleyeyim:

Tasarımın her aşamasında müşteri vardır. Müşterinin ihtiyaçlarını – kendisini iyi ifade edemezse de – iyi anlamak gerekir. Müşterinin deneyiminin nasıl iyileşeceğine – tek başına değil – birlikte kafa yormak gerekir. Çıkan sonuçlar tartışılır. Başarılı olabilecek sonuç – mümkün olduğunca – olası müşterilerin önüne çıkarılır ve denenir.

Nilda Berrin Alptekin de “Hem kurumsal hem de bireysel bir çok projeye imza atmış biri olarak kendi görüşüm; müşterini çok çooooook iyi dinle. Onun sektörüne hakim ol (her baba yiğidin harcı değildir ki biz yapıyoruz deneyim ve süreç yenileme ile). Hem politik hem de yaşamsal durumları iyi analiz et. Bugünlük harika işler yapma her an hatırda kalacak olan harika işleri yap. İkna edilmeye de açık ol ikna etmeye de hazır ol. Ve ve ve zamanı da aklını da müşterini de iyi yönet” diyor.

Tüm bunlardan yola çıkarak… O cümlenin bir tasarımcıya ait olduğuna ikna olmam.

😉

Gelelim işin grafiker kısmına… Bendeki örnekleri [1] , [2] bir yana bırakalım…

Celil Öker‘a ait olduğunu sandığım şu cümle işi anlatıyor: “Sevgiline mektup yazıp da “anlamadı salak, oysa ne güzel yazmıştım” diyorsan, kendini kandırıyorsundur.”

Okulların Pazarlama Kulübü etkinliklerinde bulunmayı yasaklayan hocaların yetiştirdikleri genç grafikerler, başkası için bir şey yapmayı ancak mezun olduktan sonra öğreniyor.

Farklılaşmayı maalesef kıyafetinden başka yerde gösteremiyor. Yaz günü bere ve atkı ile; kış gününde ise parmak arası terlik ile gezmeyi farklılaşma sanıyor.

Oysaaaa…. Grafiker bile, bir müşterinin kendi müşterisiyle iletişimini kolaylaştırmak için o işi yaptığını anlamalıdır. (Bu cümlede en az 2 adet müşteri kelimesi var.)

Grafiker’likten tasarımcı’lığa giden yol ise, hem yukarıda şemada var, hem de Nilda Berrin Alptekin tarafından ayrıntılı olarak belirtildi.

🙂

Yanlış anlaşılmasın, grafik tasarımı da küçümsemem. Hatta sanat’tan daha değerli bulurum.

Başkasının beğeneceği, kullanacağı, işine yarayacak birşey yapmak daha önemli, daha zor olduğu için.

Devam yazısı şurada

😀