"teknoloji" etiketli yazılar:

14 March 2017 Tuesday

Pazarlama ve Teknoloji (kısa bir blog tarihçesi)

Geçenlerde, gelen bir yorum sayesinde beş buçuk yıllık bir yazıyı tekrar ele alıp, bir dönemin teknoloji kökenli girişimcilerinin sosyal mesajları yanlış okuduğundan bahsetmiştim.

Bugün biraz daha eskilere gideceğim. Blogumun onuncu yıl kutlamalarına davet edeceğimi söylediğim bazı arkadaşlar var.

😉

2006 – 2009 yılları arasında blog yazmaya başlayanların çoğunluğu teknolojiye yatkın gençlerdi. O dönemlerde blog sitesi oluşturmak için şimdikinden çok daha fazla teknik bilgi gerekiyordu.

  • ugurozmen.com’un gerek 2006’daki statik hâli için, gerekse 2 sene sonra şimdiki blog durumuna çevirmek için anlamlı bir zaman ve para harcamıştım.

Elbette o yıllarda da pazarlama camiasından kişiler vardı ama azınlıktaydı. Hatta her hafta içlerinden biri “Pazarlama bloklarında bu hafta” diye derleme yapıp paylaşabiliyordu.

Pazarlama yazanların sayısının artması, teknoloji kökenlileri rahatsız etti.

Hani “buraları dutluktu” var ya… İşte o kafada olan bazı yazılım kökenliler “Buraları pazarlamacılara yedirmeyeceğiz” sloganı çıkardılar. İlk yapılan saldırıların hedefi olarak kaldım.

Pazarlamacılar, kapitalist sermaye için çalışırlar ve özgür blog camiasını kirletirler” genellemesi, aklı ancak sloganlara yeten teknik elemanlar tarafından epey söylendi.

mavi-yaka

Üç tane anım var ki…

Beni hedef gösteren bir blogcu vardı. “Ne profesörler benden yardım diliyor” diyordu.

Tüm yaptığı, birçok kişinin blogunu açmasına ve yazılarını yayınlamasına – para karşılığı – yardımcı olmasıydı. Aralarında bir de üniversite öğretim üyesi vardı. Aslında uzman kişilerin içerik yazmasına yardımcı oluyordu, ama bu durum kendisini büyük görmesini sağlıyordu.

Henüz sosyal mecralarda anlamlı içerik üreten çok fazla olmadığı için, popüler ve sığ söylemler aynı sığlıktaki çoğunluk tarafından yoğun izleniyordu.

Onun sayesinde, tanımadığım yüzlerce insan bana nefretlerini birçok sosyal mecrada yayınladı.

  • Şimdi adını hatırlayan çok az. Bir dönemler çok okunan blogunu kapatmış. Bağlantısını da Linkedin hesabına yönlendirmiş. Birilerinin yanında – sermayenin hizmetinde – çalışıyor.

😉

Daha önce Likemind’da karşılaştığımızda sohbet ederken, bu toplu hedef gösterme döneminde bir e-tohum toplantısında beni görünce masanın etrafında tur atıp, sırtı dönük koltuğa geçen de oldu.

Yanına gittim “Merhaba” dedim. Benimle birlikte görünmemek için ne yapacağını bilemedi.

  • Bugünlerde büyük şirketlerden birinde çalışıyor ve teknik becerilerini kapitalist sermaye için kullanıyor.

😉

Diğeri daha da ilginç.

Friendfeed’de takip edilmesi gereken ilk 10 Türk” diye bir anket yapıldı. Nisan 2009’da yayınlandı. Serdar Kuzuloğlu o zaman da ilk sıradaydı.

Bir genç “Bu direk benim blok listem” diye duygularını yansıttı.

  • Aradan epey zaman geçti. Şimdi bir reklam ajansında çalışıyor. Etkinliklerde filan karşılaşırsak, sohbet ediyoruz.

kodlamaci

Pazarlamada, ağ – içerik ve veri’nin (veya medya, reklam ve teknolojinin) artık tek bir bütün haline geldiği dünyayı daha geç idrak edenlerin pazarlama değil teknoloji kökenli olmasına ne demeli.

Bugünün pazarlamacısı (hatta her seviyeden yöneticisi) teknolojiyle birlikte yaşamak zorunda. Bu durum teknoloji kökenlilerin hepsinin değerini arttırmıyor. Sadece birlikte çalışıp dönüşümü hayata geçirmeye yatkın olanları değerli kılıyor.

Diğerlerinin yerini zaten yazılımlar alıyor, alacak. Bilgiye yıkanmayan bütün beyaz renkli yakalar mavileşir [1][2] de ondan.

😀

04 January 2017 Wednesday

Ağ, İçerik, Veri

Bugün, pazarlamaya ilişkin yayınlarda gezinirken WARC’ın bir yazısında şunu gördüm.

warc

Aklıma ne geldi?

İsmail Hakkı Polat ve Ercüment Büyükşener ile birlikte yazdığımız ve Harvard Business Review‘nun

Harvard Business Review, Turkiye ile ilgili görsel sonucu

Sosyal Medya Çağında Marka” konulu Mart 2016 sayısında yayınlanan Değişen Pazarlamada Değişmeyen Üç Temel başlıklı yazımızda özellikle bu konunun üzerinde durmuştuk. WARC’ın yazısında “medya, reklam ve teknoloji” diye geçen üçlüyü biz  “AĞ – İÇERİK – VERİ” diye daha geniş kapsamda ele almıştık.

hbr-2016-03

Harvard Business Review’nun Mart 2016 tarihli dergisinin 54’üncü sayfasından kopyaladığım şekilde olduğu gibi, bu üçlü ne kadar yakınlaşırsa, o kadar başarılı yönetileceğini anlatmaya çalışmıştık.

🙂

Derginin kapağına bakıp, içeriğini anlamadan “Bazıları sosyal medyada pazarlama konusunda daha yeni uyanıyor” diyen SMU’lar da oldu. Birçoğu “AĞ – İÇERİK – VERİ” hatta daha dar ele alıp “medya, reklam ve teknoloji” üçlüsünden bahsetmedi.

Biz, bu üçlü yakınsamayı defalarca anlattık ve anlatmaya devam ediyoruz.

Şimdi, uluslararası araştırma firması IPSOS’un da bizimle aynı fikirde olması güzel.

😉

 

 

22 November 2016 Tuesday

Gizli Müşteri (devam)

13 Kasım 2016’da yayınlanan Gizli Müşteri yazısına yorum yapan Miraç Aköz:

Yazınızın başlığına baktığımda Gizli Müşteri uygulamasının artık işlevselliğini kaybetmiş olduğu mesajını yazının devamında vereceksiniz düşüncesine kapıldım.

Ama yazıyı okuduğumda bu uygulamadan vazgeçilmesini değil de, müşteri deneyiminin basamaklandırılmasının daha özenli ve gerçekçi yapılmasını, puanlama sisteminin müşterinin gerçek deneyimini yansıtarak gerçekleştirilmesi gerektiğini anlıyorum, doğru mu anlıyorum?

Sizce Gizli Müşteri hâlâ muteber bir kaynak mıdır? Değilse yerini hangi modele bırakıyor, bir iki keyword paylaşırsanız açtığınız kapıdan ilerlemek isterim.

diye yazmış.

Bu soruya kısa yanıtım “Eğer müşterinin deneyimlerini, şikayetlerini, duygu ve izlenimlerini öğrenecek teknolojilere yatırım yapamıyorsanız, bari gizli müşteri çalışmasını müşteri gerçeklerine uygun yapın“.

😉

Gerçek yanıtım ise biraz uzun.

Müşterinin deneyimlerini, şikayetlerini, duygu ve izlenimlerini birçok kanaldan öğrenebilirsiniz.

  • Eğer “bir çok kanal” deyince aklınıza ilk olarak sosyal mecralar gelmişse, “Yenilikçi Düşünme” yazısındaki “yeni teknolojiyi uygulamak sizi yenilikçi yapmaz, uyumlu yapar” cümlesini hayata geçirmektesiniz. Bari teknolojiyi daha çok noktada kullanın ki, işe yarasın 🙂

Web sitenizden “sizi size şikayet etmeyi kolaylaştırarak” başlayabilirsiniz. (Yorumları da güzel bir tartışma içeren “İtibar Yönetiminden Önce” yazısında, müşterinin geri bildirim yapmasını kolaylaştırmanın faydaları anlatılmıştı.)

Müşterinin sizinle temas ettiği hemen her noktada geri bildirim vermesini kolaylaştırabilirsiniz. Örneğin akaryakıt istasyonunda:

pisano-1

Resim Pisano‘nun sitesinden alıntıdır.

Sadece bu kadar değil. Mağazamızda hangi ürünleri görmek istersiniz? veya “Neden mağazamızdan alışveriş yapmadan çıkıyorsunuz?” gibi soruların yanıtlarını da alabilirsiniz.

Burada öncelikle, hangi temas noktalarından ne öğrenebileceğinize karar vermelisiniz.

Konaklama sektöründeyseniz, otel odasındaki televizyonu sadece sizin söylemek istediklerinizi aktarmak yerine, müşteriden geri bildirim almak için de kullanabilirsiniz. Odasında TV’yi açmışsa çoğunlukla size zaman ayırabilir.

Bu günlerin modası olan “mobil uygulamanızda” geri bildirimi ödüllendirebilirsiniz.

Çeşitli noktalara, üzerinde karekod ve link bulunan “geri bildirim” kartları / sticker’ları koyarsınız. Şikayeti veya beklentileri anında öğrenirsiniz.

Özetle, aslında müşteri olmayan bir kişiden 30 ayrı nokta konusunda bilgi alacağınıza, gerçek müşterilerinizin yüzlercesinden, birer ikişer bilgi edinirsiniz. Üstelik bunu anında öğrenip düzeltecek aksiyonları da alabilirsiniz.

🙂

Bunları yapsanız bile, gerçek müşteri deneyimi [1] , [2] çalışmalarını yapmanız ve söylenmeyen beklenti ve duyguları da öğrenmeniz gerekir.

Şimdi ilk / kısa yanıta dönelim. Eğer müşteriden anında geri bildirim alan teknolojileri kullanacak paranız veya kadronuz yoksa, bari gizli müşteri çalışmasından önce, gerçek müşteri deneyimini öğrenin.

😀