"terfi" etiketli yazılar:

22 October 2010 Friday

Unvan ve lakap

Bir unvanı vardır. Müdür, Direktör, Bölüm Başkanı, Başhekim, Ana Bilim Dalı Başkanı, vb… Bir de yıllardır bilinen söylemleri ve duruşu…

Yönetim değişir. Aynı unvanı sürdürmek, hatta terfi etmek ister. Yılların söylemlerini değiştirir. Yeni gelenlere yaranmak için eski duruşunda olanları eleştirir, hatta arkadaşlık etmez.

Belki 3 – 4 yıl daha unvanını sürdürür. Ama bir de lakabı olur. “Yalak”, “Fırıldak”, “Dönek”, vb… Bu lakap, ömür boyu kalır.

😉

Dün genç arkadaşlarla sohbet ettik. “İnsan ömrünün uzunluğunu dikkate alın” dedim.

“Bir firmada veya koltukta 3 – 4 yıl daha kalmak için, ömrün geri kalanında olumsuz anılmaya değmez.”

😀

Karikatür Selçuk Erdem‘e aittir.

17 January 2010 Sunday

Kan, ter ve gözyaşı (2)

Kan ter ve gözyaşı yazısında bahsettiğim iş adamı arkadaşımı biraz anlatayım.

Babasının görevi nedeniyle ailece ABD’deyken 5 yaşında okula başlamış. Sonra Ankara’ya gelince TED İlkokuluna gitmiş. Sonuçta 16 yaşında ODTÜ İşletmecilik’e girip 20 yaşında mezun oldu.

Okurken çalışıyordu. Mezun olunca İzmir’de bir mümessillik firmasında işe başladı. Türkiye’ye kağıt ve selüloz ithal ediyorlardı. Firmadaki tüm işleri o kotarıyordu. Ziyarete gittiğim zaman gördüm. Baş ucunda kağıt ve selüloz yayınları vardı. Konusundaki yabancı yayınların hepsini takip ediyordu.

😛

Firma zaten 3 – 4 kişi. Genel Müdür, patronun yakın akrabası… Aydan aya maaş almaya geliyor. Aradan 1 – 2 yıl geçti. Arkadaşım terfi etmek istedi. “Sen daha küçüksün” dediler. Biraz daha sabretti. Sonra yine… “Küçüksün…”

İşten ayrılıp İstanbul’a geldi. Kendi mümessillik firmasını kurdu. Temsil ettiği şirketlere durumu bildirdi. Büyük çoğunluğu, onun peşinden geldi.

Eski patron, kurmayları ile Avrupa seyahatine çıkıp şirketleri ziyaret etti. Teker teker… “Onun hiç birşeyi yok. Biz kocaman bir holdingiz…” söylemleri ile… Şirketleri yeniden kazanmaya çalıştılar.

Bu ziyaretlerin bazılarında, bir kağıdı yırtıp gelenlere sormuşlar. “Bu kağıdın nasıl yapıldığını, lif uzunluğunu vb… biliyor musunuz?”

Kurmay kadro “biz büyüğüz” demeyi biliyor ama, mümessil olduğu konudan anlamıyor.

O biliyor!…” diyorlar, ziyaretçilere…

Patronun ziyareti bazılarını geri almayı sağladı. Ama büyük çoğunluğu arkadaş ile kaldı.

😛

Nasıl oluyor da her gün 50,000 dolar kar etmek zorunda olan bir şirket olunuyor diye sorarsanız…

O çabaya bizzat şahit oldum.

🙂

28 November 2009 Saturday

Performans / Disiplin

Şu benim ilişki yönetimi ustası eleman var ya… Onun hakkında… Gerek Friendfeed‘de, gerekse yazının yorumlarında terfi durumu merak edilmişti… Aşağıda…

😛

Arkadaşın başarısını gördüm. Bu arada pazar da büyüdü. Kadroyu da büyüttük. İstanbul haricinde Adana, Ankara, Antalya ve İzmir’de de ekipler oluşturduk.

Diğer ekiplerin amirleri bana bağlıydı. Düne kadar birbiri ile aynı seviyede olan İstanbul ekibi’nde de bir kişiyi amir yapmak gerekti.

Performansı diğerlerinden çok daha yüksek olduğu için, bizimkine teklif ettim. Bir rica ile…

Dedim ki “Sabah mesaiye 15 – 20 dakika geç geliyorsun. Benim gibi 1 saat önceden işe gel demiyorum. Lakin, her gün de geç kalma… Diğer arkadaşlara örnek olman gerek…”

“Uğur bey… Arkadaşlar, iş disiplini açısından sizi örnek alsınlar, performans açısından da beni…” dedi.

😀

Sonunda… Performans galip geldi. Onu amir yaptım…

😛