Önce akıl gerekir
Yıllar önceden bir anı…
Perakende bankacılık yeni kuruluyor. Maslak’ta asma katı olan büyükçe bir yer… Herkes aynı yerde.
Çağrı merkezi uygulamasının Türkiye’deki ilk denemeleri. Hem İTÜ’ye, hem de Boğaziçi Üniversitesi’ne yakınız. Bazı çağrı merkezi elemanları üniversite öğrencileri. Dersleri yokken gelip çalışıyorlar. (Bazıları şimdi o bankanın çeşitli birimlerinde “kıdemli” müdür…)
Bu gençlerden biri bizim eve yakın oturuyor. Boğaziçi – İşletme’de okuyan cici bir kız çocuğu. Sabahları birlikte gelip gidiyoruz. Bazen bizim eve geliyor. Eşim ve çocuklarla iyi anlaşıyor. Ne de olsa meslekdaş adayı… Derslerine yardımcı olmaya da çalışıyoruz. Kendisini uyarıyorum: “Bu insanların aklına hep seks gelir”. Aldırmıyor.
Yanılmıyorum maalesef. Kısa süre sonra dedikodu çıkıyor. Kaynağını izliyorum. Benim bir elemanım.
Çağırıyorum yanıma… “Herkes dedikodunun senden çıktığını söylüyor” diyorum. “Mehmet’den duydum” diyor. Hemen orada yüzleştiriyorum. Mehmet de ona “şu gün sen bana demedin mi?…” diyor.
Bizimki karşımda… Sobelenmiş… Suçlu olduğu belli…
“Bana bak!” diyorum… “Başarı değerlendirmeni ben yapıyorum, terfine ben karar veriyorum. Bu şirketteki geleceğin benim iki dudağımın arasında… Sen ise hakkımda dedikodu çıkartıyorsun. Bu dedikodunun çıkmasını bekliyordum. Şaşırmadım. Ama dedikoduyu senin başlatmana şaşırdım. Dedikodu çıkarttığın için kızmıyorum. Patronu hakkında dedikodu çıkarmanın kendisi için zararlı olacağına aklı yetemeyen bir adamın ekibimde yer almasına kızıyorum. Kafası bu düzeyde olan birini ekibimde tuttuğum için de kendime kızıyorum.”
1981 yılında ODTÜ – İşletmecilik Bölümünden mezun olduktan sonra, Price Waterhouse Consultancy’de iş hayatına başladı...
