"THY" etiketli yazılar:

31 January 2009 Saturday

THY öğrenecek mi?

Bugünlerde Kevin Costner’li THY reklamı konu ediliyor. Çok sayıda reklam sitesi var. Bu nedenle çok nadiren reklam konusuna giriyorum.

Bu sefer beni reklam filminin öncesi ilgilendiriyor.

Kevin Costner reklam filminde oynamaya gelmiş. Önemli kişiler ile kokteyle katılmış, el sıkışmış, şakalaşmış. Kendisi ile röportaj yapıyorlar. “THY’ye hiç binmediğini” söylüyor.

Tombala… Bari basın toplantısı öncesinde, Türkiye’ye getirirken adamı THY uçağına bindirseydiniz. “Yaşamımın değeri ile reklamı karıştırmam. THY’ye de binmem… Gelir, rolümü oynar, paramı alırım. Gerisine de karışmam” diye düşündüğü tüm dünyada yankılanmaz mı?

Ya da, THY’nin rakibi “reklam çektirmeye giderken…” diyerek biletin resmini yayımlasa…

Ağızdan ağıza pazarlama‘ya giriş” dersi mi verelim, “Etkinlik planlaması” dersi mi?

Eğitim şart…
:-(

29 May 2008 Thursday

THY on-line (mı?)

İzmir’e gitmek için THY’nin internet sitesinden bir gün ve saat seçtim. Asistanımdan bana bilet almasını istedim. Elektronik bilet değil, gerçek bilet geldi. Yadırgadım ama nedenini araştırmadım.

Uçuşa 24 saat kala on-line checking ve yer rezervasyonu yapmak istedim. Olanaksız idi. Bu uçak, THY’nin uçağı değildi. Anlaşmalı bir şirketin uçağı idi. Telefon ile denedim. Yine başarısız oldum.

Mecburen işlemleri havaalanından yaptım. Bu sefer saha hizmeti iyi düzeydeydi. Uçağa bindim ve öğrendim ki bu uçakta her hizmet ücretli… Oysa, THY’nin sabah erken uçaklarında kahvaltı sayılabilecek bir şeyler veriliyordu. Hayal kırıklığı yaşadım.

Bildiğimiz gibi, THY bir havayolları sadakat programının üyesi oldu. Sizce bu “verimli” bir birliktelik mi?

15 May 2008 Thursday

THY On-line

Yurt dışı seyahatim için THY’den bilet aldım. Uçuş saatinden 24 saat önce de “on line check in” hizmetini kullandım. Yerimi ayırttım.

Ertesi gün, oldukça erken bir saatte havaalanına gittim. İngiltere uçuşuna ait kuyrukta beklemeye başladım. Her kişi ile ayrı ayrı ilgilenen güvenlik elemanı, pasaportu ve bileti inceledi. “Bavulunuzu siz mi kapattınız; başkalarından İngiltere’ye gidecek birşey aldınız mı?” gibi sorular sordu.

Sonra da, “on line check in yaptıysanız, şu sıraya geçin” diyerek bir bankoya yönlenirdi. O bankodaki kuyruk, on line olmayanların kuyruğu ile aynı uzunluktaydı. Aradan 15 dakika geçti. Bizim kuyrukta kımıldama olmadı, ama güvenlik işlemleri sırasında arkamda olan kişi “on line olmayan” işlemini tamamlayıp uçağa binmek üzere, bekleme salonuna doğru yöneldi. On line için bir banko, on-line olmayanlar için iki banko ayrılmıştı. On-line bankodaki eleman, uykusunu yeterince almadan gelmiş olmalı ki, hareketleri yavaş çekim gibi idi. Elindeki kağıtlara 3 – 4 kez bakıyor, zaman zaman kaşlarını kaldırıp indiriyor, sonra da teker teker tuşlara dokunuyordu.

“On line” sırasında önümde bekleyen ingiliz turist de bu konuya dikkat çekti ve “bu on line uygulamanın anlaşılmaz” olduğunu söyledi. Ben dayanamadım, bankolarda çalışan personele “on-line kuyruğunun ilerlemediğini, diğer taraftaki sırada olsaydım, çoktan işlemimin tamamlamış olacağını” söyledim.

On line bankosunda –yavaş çekim– çalışan eleman gürültüleri duyunca bir an başını kaldırdı ve sordu: “Ne oluyor?”. Diğer bankolardakiler “Yok bir şey” dediler. Bizim uykulu eleman başını yeniden önüne eğdi. İşte o an biraz korktum. Bu on-line düzeni kuran kişiler, beni İngiltere’ye, bavulumu Dubai aktarmalı Hong Kong’a gönderirler diye ürktüm.

Neyse, uyarılar üzerine, uzayan kuyruğu eritene kadar, ikinci bankonun on-line check-in yapanlara hizmet etmesine karar verildi. Durumu şöyle özetledim: THY on-line’da aksayan nokta, banko elemanının uykusuzluğudur.