"Twitter" etiketli yazılar:

17 September 2011 Saturday

5 ağaçlık orman

Geçenlerde bir kurumsal sosyal sorumluluk projesini sosyal mecralarda takdir ettik. İş Bankası 81 ilde 81 orman için her 100 beğen (like) karşılığında bir fidan dikiyormuş. “Sanal tarlada değil, gerçek fidan” diyerek, gerçekçiler oyuncuları uyardı.

Bir anda twitter ekranım o mesajlarla doldu.

:-D

Bir süre sonra, 42 bin beğen’in geçildiği yazıldı. “420 fidanımız oldu” diye sevincini paylaştı twitter’cılar.

Basit bir hesap yaptım. 420 fidanımız olmuştu. 81 ile böldüğümüzde her il için 5 ağaçlık ormanımız olacaktı. Hani, saklambaç bile oynanmaz. Sadece köşe kapmaca

:-P

Geçen yıl bir yakınımız evlendi. Nikah şekeri yerine herkese birer fide vermiştik. 200 civarında fide dağıttık. Yani biz ailecek, koskoca bankanın 42 bin küsür beğen (like) için yaptığının yarısına yakınını verebiliyoruz.

Diyeceğim şu: 81 ile 81 orman yapacak olan banka, bu kadar cimri olmamalı. Gerçekten 81 ile 81 orman diyorsanız bari her 10 beğen için bir fidan dikseydiniz de köşe kapmaca oynamasaydınız.  Hiç değilse saklambaç

;-)

Diğer yandan, sosyal mecra etkinlikleri için daha önce yayınladığım bir yazının bir paragrafına tekrar  atıf yapacağım.

Dijital ajansların sosyal medyadakileri konumlandırması üzerine biraz tartışmamız gerekiyor. “Bindikleri dalı kesmek” mi desem, henüz “marka konumlandırması konusunda yeterince çalışmamak” mı desem bilemedim.  Geleneksel ajanslarda işe  başlayıp dijital ajanslara geçmiş / geçecek arkadaşların temel marka iletişimi kavramlarını diğerlerine hatırlatmalarını bekliyorum.

:-(

EKLEME:

Yukarıdaki yazıyı Facebook profilime eklemiştim. Can SungurUğur Hocam, sayaç uygulama ile birlikte başladı. Uygulamayı, beğeni ve fidan sayısını buradan görebilirsiniz” diye yazmış. Anlaşılan sitenin sol tarafında yer alan (şu anda 54500‘ü geçen) sayı Twitter’cıları kandırmış.

Baktım, daha 215 fidan olmuş. Bir de altında bir not. “Arkadaşlarını da duyarlı olmaya çağır, daha çok fidan olsun.” Biz duyarlı olalım da, Banka sen neden biraz daha …

Düşünsenize, 21500 beğen (like) için, 215 fidan. Her ile 2 – 3 ağaç. Köşe kapmaca da oynanmaz. Ancak salıncak, hamak… İyi uykular İşbankası, iyi uykular SMU’lar.

:-P

31 May 2010 Monday

Şikayet merci olarak Sosyal Mecralar

Cuma günü Likemind sırasında genç arkadaşlarla sohbet ediyorduk. Konu yine “sosyal mecralarda pazarlama” oluverdi.

Arkadaşlardan biri Friendfeed’e “apartmana XXX firmasının ADSL hattı çektiğini, mevcut YYY firmasını bırakabileceğini” yazmış. “XXX firması beni 4 – 5 kere aradı. Ancak YYY firması hiç aramadı. Ne biçim sosyal mecra izliyorlar” dedi.
:-P

İşte geldiğimiz durum. Sosyal mecralarda varız. Demek ki her istediğimizi yapmalılar. Aksi koşulda onlar  “sosyal mecralarda pazarlama” yapamıyorlar.
:-)

Sanki… “Başıma kötü bir şey gelsin de yazacak konu çıksın” diye beklemek gibi… Hasretle beklenen olumsuzluklara, mutlaka kavuşulacağına inanırım.
:-P

Gücümüzü kullanmaya itirazım yok. Bazı sorunlarımızı çözebilir. Ama bunu her vesileyle silah gibi kullanmaya başlarsak, bir şey yokken sorun yaratmaya kalkarsak… Olumsuz örnekler sosyal mecraların değerini artırmaz, aksine azaltır.

Bakmayın MSN’de, Facebook’da ilk 3’e girdiğimize… Hayatın gerçeğinde   teşhir veya şikayet eden olmaktan öteye gidilmesi, paylaşan olunması gerek. Bildiğiniz gibi, Twitter veya Friendfeed’de bulunmak için okuma yazma bilmeye, hatta yaşamaya bile gerek yok.
:-D

Üretip de paylaşan herkese saygı duyuyorum.
:-D

13 July 2009 Monday

Çabalama kaptan

Bir çok kişiye şu soruyu sormuşumdur.

  • Geminin nereye gideceğine kaptan mı karar verir?

Genç yaşlarda, alt unvanlarda olanlar çoğunlukla EVET derler. İş hayatında anlamlı bir süre çalışan ve dinamikleri kavrayanlar farklı yanıtlar.
:-o

Büyükçe bir yolcu gemimiz olsa… Bu gemiye taşıyacak yolcu bulmamız gerekir. Hangi mevsimde, nereden nereye yolcu taşımanın bize para kazandıracağına bakarız. Çeşitli turizm firmaları ile anlaşmalar yaparız. Geminin nereden nereye gideceği de böylece belirlenir.

Kaptan ne yapar. Kendisine verilen çıkış – varış limanları arasında geminin düzgün bir şekilde gitmesini sağlar. Motorların düzgün çalışması, sürekli bakım yapılması, ışıklarının yanması, geminin temizliği, vb… Kaptan’a bağlı mürettebatın sorumluluğundadır.

Yani Kaptan’ın yönetiminde olan ekibin sorumluluğu, varılması gereken hedefe hızlı, güvenli bir biçimde gidilmesini sağlamaktır.

Varılacak liman hakkında söz söyleyebilir mi?.. En fazla “o limana yanaşmak çok zordur, hemen yakınındaki şu liman olur mu?” diye önerebilir. “Ben Portekiz’ce bilmiyorum. O nedenle Brezilya’ya gidilmesin” diyemez…
;-)

Bunları neden yazdım. Son günlerde çok duyuyorum. Operasyon’cular, hatta IT’ciler kendi özel nedenleri ile keyfi kararlar alıyor, diğer bölümlerin iş yapmasını engelliyorlarmış. Benim de başıma birkaç kere gelmişti…

IT müdürü karar vermiş. E-posta dışında tüm iletişimi kapatmış. Word, Excel, Powerpoint dışında dosyaların da açılmasını engellemiş. Nedeni de çok uzmanca…  Güvenlik

Pazarlama departmanı, ajanstan gelen reklam filmini görmek için her seferinde izin istiyor. Bu izin de süreli…

Çağdaş pazarlamanın gereği… Web ortamında da var olmak için çalışıyorlar. Ama Facebook, Friendfeed, Twitter, Xing, vb… pazarlama departmanına dahi kapalı.

IT’nin bunlarla işi yok. Ama kendileri her yere erişebiliyorlar. Üstelik, yetkilere göre kullanıcılara isim takmışlar. Kendileri “ayrıcalıklı kullanıcı”, diğerleri “alt kullanıcı”…

IT müdürü “Biz herkesin, her şeye erişimini kapatırız. Zırıldayan olursa, ona göre açarız” demiş. Kimse de “herşey kapalıyken, sana ne gerek var” diye soramamış.
:-(

Bir başka yerde Operasyon kökenli bir müdür, departmanların verilere ulaşmasını engellemiş. İnsanlar işlerini yapmak için ihtiyaç duydukları verilere bile ulaşamıyor. Nedeni de aynı… Güvenlik…

“Senin departmanına neden güvenelim” diye soruyor herkes…
;-)

İşini iyi bilmeyen yöneticiler, uzman görüşü gibi sunulan art niyetler ile kandırılabilir. Hemen yönetimin temel prensiplerini hatırlamalıyız.

Kaptan ve mürettebatı kolaylaştırıcı olmalıdır. “Stratejik karar verici” değil.
:-P