"ünvan" etiketli yazılar:

28 July 2010 Wednesday

Başarı öncesi

Profesyonel iş hayatımda, benim dışımdaki başarı nedenlerini irdelemeye çalıştım.
:-P

Başarımın tamamen amirime bağlı olduğunu anladım.

Bana güvenildiğinde, yeterli saha verildiğinde, projelerim desteklendiğinde ekibimi kendi şirketim gibi yönetiyordum. Her seferinde başarılı oluyordu.

Bağlı olduğum kişi beni gereksiz sürtüşmelerden uzak tuttuğunda, işime odaklanmama izin verildiğinde şirkete milyonlarca dolar kazandıran işler, yenilikler ortaya çıkıyordu.

diye yazdım.
:-D

İyi de o AMİR…

Herkese güven duymalı mı? Herkesin içinde bir cevher olup olmadığını anlamaya çalışmalı mı? Onun bu kadar zamanı var mı?

Hepsinin yanıtı OLUMSUZ. İşimize gelince ışık hızı (internet) derken, zorlanınca “bir fırsat daha” istenmesi çelişki yaratıyor. Kimsenin para, zaman, insan, işyeri, vb… kaynakları herkese bu şansları verecek kadar kısıtsız değil.
;-)

Sizin kendinizi göstermeniz gerek. Önce maaş veya unvan diye tutturup, sonra da “patron bana yeterince fırsat vermedi” demeyin.

“Ben şansımı yanlış kullandım” deyin.
:-D

05 October 2009 Monday

Unvanı mesleği sanmak

Okula müdür olur. Kendisinin öğretmen olduğunu unutur. Mesleğini sorunca, okul müdürü olduğunu söyler. Giderek kendisini öylesine inandırır ki, öğretmen olduğunu unutuverir.

Biliyorum… Aldığın unvana, oturduğun koltuğa göre sorumlulukların değişir, karar süreçleri ve karar etmenleri farklılaşır… Ne var ki, mesleğin temel hareketleri beyninin bir köşesinde aynı kalmalıdır. Bir gün, sahneden indiğinde çok lazım olur.

Giderek daha çok karşılaşıyoruz bunlarla… Atama veya seçim ile geldikleri koltuğu, meslekleri sanıyorlar.
:-P

20 yıla yakın bir süre boyunca bankalarda çalıştım. Birçok “Türkiye’de ilk defa” diye adlandırılacak projeye imza attım.

- Kaç yıldır bankacısınız?” diye soranları

- Bankacı değilim. Perakende pazarlamacıyım… Şu anda bir bankada çalışıyorum” diye yanıtladım.

Bankadan emekli oldum. Ama, emekli bankacı değilim. Perakende pazarlamacı’lığım  devam ediyor. Danışmanlık veriyorum.
:-P

Öğretmen olunca, emekli olunmaz. Ama “müdür olduğunda yürüyüşün değişti ise”, emekli müdür olunur… Daha kötüsü, emekli olamadan eski müdür de olunabilir.

Yukarıda yazdıklarım sadece öğretmenler için geçerli değil.  Başhekim olan doktorlar, dernek başkanı olan eski mezunlar, oda başkanı olan zenaat erbabı, milletvekili hatta bakan olan vatandaş… Emekli veya eski olunca yıkılmamanın yolu belli. Mesleğini bilmek…

Özet zaten başlıkta yazılı: Unvan meslek değildir.
;-)

26 August 2009 Wednesday

Proje bitirilmeli

Bir dönemler…

Şirkete girdiğimin daha 6’ıncı ayı idi. Projeye başlamışım. Güzel de ilerliyor. Ama amirimin projeyi kavrama becerisi sıfırın altında… 6 yıl önceki noktada kalmış. Teknolojiden habersiz. Anlamaya da çalışmıyor.

Üstelik, terbiyesizlik yapmayı, hakaret etmeyi yönetmek sanıyor… Sonra da “liderlik davranışı” diyor bunlara…

Yine etrafa hakaretler ettiği bir toplantıda (daha sonunu beklemeden) çıkıp gitmeyi düşündüm. Yaş ilerleyince insan sakin oluyor. Bitene kadar kaldım. Toplantıdan sonra yakın bir arkadaşıma gittim. Durumu anlattım.

Dedi ki:

  • “Projeni beğeniyorsan, bekle… Bitirdikten sonra ayrıl. Eğer güzel bir proje ise ve onlar bitirirse, başarıya sahip çıkarlar. Eğer projeyi bitiremezlerse, suçu sana atarlar.”

Arkadaşımın dediğini uyguladım. Projenin ilk aşamaları bitti. Hayata geçti. O sene şirkette başarılı olan tek şey benim projem idi.
:-P

Şov devam etmeli derler ya… Aynısından… Önce projeyi salimen teslim etmeli…

Sonra…
:-D