Başarı öncesi
Profesyonel iş hayatımda, benim dışımdaki başarı nedenlerini irdelemeye çalıştım.
Başarımın tamamen amirime bağlı olduğunu anladım.
Bana güvenildiğinde, yeterli saha verildiğinde, projelerim desteklendiğinde ekibimi kendi şirketim gibi yönetiyordum. Her seferinde başarılı oluyordu.
Bağlı olduğum kişi beni gereksiz sürtüşmelerden uzak tuttuğunda, işime odaklanmama izin verildiğinde şirkete milyonlarca dolar kazandıran işler, yenilikler ortaya çıkıyordu.
diye yazdım.
İyi de o AMİR…
Herkese güven duymalı mı? Herkesin içinde bir cevher olup olmadığını anlamaya çalışmalı mı? Onun bu kadar zamanı var mı?
Hepsinin yanıtı OLUMSUZ. İşimize gelince ışık hızı (internet) derken, zorlanınca “bir fırsat daha” istenmesi çelişki yaratıyor. Kimsenin para, zaman, insan, işyeri, vb… kaynakları herkese bu şansları verecek kadar kısıtsız değil.
Sizin kendinizi göstermeniz gerek. Önce maaş veya unvan diye tutturup, sonra da “patron bana yeterince fırsat vermedi” demeyin.
“Ben şansımı yanlış kullandım” deyin.
1981 yılında ODTÜ – İşletmecilik Bölümünden mezun olduktan sonra, Price Waterhouse Consultancy’de iş hayatına başladı...
