"ürün" etiketli yazılar:

16 November 2017 Thursday

Ürün – Hizmet – Deneyim

Önceleri her şey ürün idi. Çok anlatılan “üretim odaklı” geçmiş devirler. Henri Ford’un “Siyah olmak şartıyla istedikleri renk araba satın alabilirler” dediği iddia edilen dönem.

Hizmet sektöründe bile “hizmet ürünleri” geliştirdik. “Ödeme ürünleri yöneticisi“, “yatırım ürünleri yöneticisi” filan olduk.

😉

Sonra bazı ürünler hizmetleşmeye başladı. Önce SaaS (Software as a Service) [Hizmet olarak Yazılım] denilmeye başlandı. Hepi topu birkaç sene önce “Size yazılım satalım. Bakım masrafları şu kadar” diyen kurumların çoğu “SaaS” konuşmaya başladı.

Donanımlar yazılımları takip etti. Bakımı pahalı olan birçok makineye sensorlar yerleştirilmeye başlandı. “Makinenin çalıştığı kadar ödeme” yöntemleri geliştirildi. PaaS  (Product as a Service) [Hizmet olarak Ürün] gündeme geldi.

Sormayın… “Her ürün hizmete dönüşür” diye büyük laflar ettik.

Bugünlerde hizmetler de deneyimlere dönüşmeye başladı.

Gerekli her bilgiye, her cihazdan ulaşılırken “profesyonel rehber” diye bir meslek çıktı. Kendisi hiç müzik bestelememişken şöhretli ve zengin olan DJ’ler duyulmaya başlandı. Taksi hizmeti sunarken deneyimi iyileştiren müşteriyi kaptı.

Zaten hizmet olan işlerde, deneyimlerle fark yaratıldı.

.

Özetle pazarlamaya hakim olan kavramlar da evriliyor. Şimdilik  Ürün → Hizmet → Deneyim… diye gidiyor.

Bakalım sırada ne olacak?

😀

04 March 2016 Friday

İhtiyaç’tan Fikir’e

İstanbul Bilgi Üniversitesi MBA Programında Mine Könüman ile birlikte verdiğimiz Ürün Geliştirme derslerinde ilk olarak müşteri ihtiyacının saptanması ve bunun önce fikire sonra da ürüne dönüştürülmesini işleriz.

Şurada ihtiyaçtan yola çıkılınca ortaya çıkan farklı merdivenleri görebilirsiniz.

merdivenler

Bazıları müşteri ihtiyacını saptama konusunu aşırı noktada değerlendirebilir.

AliSABANCI

Böyle durumlarda, müşteri tepkisini de hatırlamak gerekir.

nereye-sicacak

Her zaman söylerim. Fikirlerinizi müşteri deneyimleriyle sınamanız gerekir.

😉

EKLEME:

Sosyal mecralarda yayınlanan bazı “beceriksizlik örneği merdivenler“i de buraya ekliyorum.

meridien-4

Bu resmin üstünde “Dördüncü basamakta bir mucize gerçekleşiyor ve tekerlekli sandalyeyi bırakıp yürüyorsunyazılı

🙁

merdiven-4

Bu resmin altına “Bu merdivenin yanındaki “bilmemne şeyşisi” nedir abicim? Engellileri daha da engellemek için yapılmış bir şey midir? Bu açı nedir? ” diye yazılmış

😉

 

 

 

11 October 2010 Monday

e-Tohum İzmir kampı konuşması – 1

Pazarlama anlattığım zaman aynı soruyla başlarım:

  • Her gün tazesi çıkan, çoğunlukla 75 – 100 gramlık paketlerde satılan, yerel üretim olduğu gibi ulusal birçok markanın da olduğu, taze çıktığı gün kilosu 5 – 7.5 TL değerinde olan, ertesi gün kilosuna 25 kuruşu kimsenin vermediği ürün nedir?

e-Tohum İzmir kampı kapsamında Embryonix ile birlikte düzenlenen, 9 Ekim’de İzmir Ekonomi Üniversitesi’ndeki toplantıdaki konuşmama da aynı soruyla başladım.

Ekmek, süt, çekirdek… gibi yanıtlar aldım. Sonra bir katılımcı doğru yanıtı söyledi: “Gazete

Bu soru ile, gazetenin de bir ürün olduğunun, isimlerin birer marka olduğunun anlaşılmasını amaçlarım. Doğru yanıt gelince, ikinci soruya geçtim.

“Gazete ne satar?”:

Reklam, haber, tencere tava, yazarlarını, renk, sayfa, kağıt… diye yanıtlar geldi. Liste bu şekilde uzamaya başladı.

– Gazetenin ne sattığını başka yoldan bulalım” dedim. “Gazete’nin müşterisi kimdir?”

– Okurlarıdır” diye yanıtlandı.

– Gazeteyi satın alanlar masraflarının yüzde kaçını karşılıyorlar, biliyor musunuz? %25’inden azını…”

Bir katılımcı, doğru yanıtı buldu. “Reklamveren

– Gazetenin asıl müşterisinin reklamveren olduğunu düşünerek  önceki listeyi gözden geçirelim.” dedim. “Gazete reklamverene reklam mı satıyor. Tencere tavayı reklamverene mi satıyor. Reklamverene renk, sayfa, kağıt, haber mi satıyor?”

Bir katılımcı “Okurlarını satıyor” dedi.

– Evet doğru yanıt budur. Gazete reklamverene okurlarını satar” dedim. Amacım girişimlerini planlayan arkadaşlarımızın müşteri ile hedef kitlenin farklı olabileceğini anlamalarıydı. Bir de “müşteriye sundukları faydanın ne olduğunu  iyi anlamadan, ne sattıklarını bilemeyeceklerini” göstermekti.

Sonra “müşteri” kavramını tartıştık. O kısmını Çağla Büyüktaş çok güzel yazmış. Yarattığım kafa karışıklığına Embryonix de değinmiş.

😀