"ürün geliştirme" etiketli yazılar:

04 March 2016 Friday

İhtiyaç’tan Fikir’e

İstanbul Bilgi Üniversitesi MBA Programında Mine Könüman ile birlikte verdiğimiz Ürün Geliştirme derslerinde ilk olarak müşteri ihtiyacının saptanması ve bunun önce fikire sonra da ürüne dönüştürülmesini işleriz.

Şurada ihtiyaçtan yola çıkılınca ortaya çıkan farklı merdivenleri görebilirsiniz.

merdivenler

Bazıları müşteri ihtiyacını saptama konusunu aşırı noktada değerlendirebilir.

AliSABANCI

Böyle durumlarda, müşteri tepkisini de hatırlamak gerekir.

nereye-sicacak

Her zaman söylerim. Fikirlerinizi müşteri deneyimleriyle sınamanız gerekir.

😉

EKLEME:

Sosyal mecralarda yayınlanan bazı “beceriksizlik örneği merdivenler“i de buraya ekliyorum.

meridien-4

Bu resmin üstünde “Dördüncü basamakta bir mucize gerçekleşiyor ve tekerlekli sandalyeyi bırakıp yürüyorsunyazılı

🙁

merdiven-4

Bu resmin altına “Bu merdivenin yanındaki “bilmemne şeyşisi” nedir abicim? Engellileri daha da engellemek için yapılmış bir şey midir? Bu açı nedir? ” diye yazılmış

😉

 

 

 

05 January 2016 Tuesday

Çevre Etkisi

Biricik kızı psikoloji bölümünden mezun olmuş.

Bizimki kız babası. Bambaşka bir şeydir baba-kız ilişkisi. Çevresi de geniş. Elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmış. Kızına, Bağdat Caddesi’nde havalı bir yer açmış. İyi de kira ödüyormuş.

Aradan 10 ay geçmiş. Hiç gelen olmamış. (Tekrarlıyorum hiç = sıfır).

psikoloji

Pazarlama dersinin bittikten sonra bir sohbette, “ne yapılmalı” diye soruldu.

Derste anlatılanları referans vererek, çözümü “Hatırlarsan şu konuda şöyle demiştik, burada bunu anlatmıştık” diye soran arkadaşın kendisine buldurmaya çalıştım.

Çevre ve yer seçimi arasında doğrusal ilişki olmadığını anlatmaya çalışırken, “Manav mı bu?” diye sordum, “Bağdat Caddesi’nde herkesin psikolojisi düzgün mü?” yanıtını aldım.

🙂

Dersi birlikte verdiğimiz Mine Könüman ile kahve içmeye oturduğumuzda olayı anlatmaya başladım.

Daha “Kızına Bağdat Caddesi’nde havalı bir yer açmış” der demez, Mine “Kimse gelmez ki” deyiverdi.

psikoloji-Erdil-470

Bu vakadan alınacak çok ders var:

  • Çevrenin en işe yaramadığı konulardan biri “psikolog”. Kaç kişi yakın arkadaşının kızına her şeyini anlatmak ister ki?
  • Müşteri deneyimini sıfır noktasından başlayıp bitişine kadar belirlese bu hatayı yapmaz. Deneyimi dükkanda başlayan ve biten bir süreç gibi tanımlarsa “Bağdat Caddesi’nde havalı bir yer” açar.
  • “Bağdat Caddesi’nde havalı bir yer” açıp 10 ay boyunda ciddi kiraları ödemeden önce, Mine Könüman gibi (daha problemi söylemeden, durumu anlayan) bir pazarlama uzmanına danışmayı akıl etmez. Alacağı 2 tane yarım günlük danışmanlık hizmetinin, belki de 40 – 50 katını kira diye birilerine öder.

Şahsen, pazarlama dersi vakasını ürettiği için kendisine teşekkür ediyorum.

Karikatür, Erdil Yaşaroğlu‘na aittir.
Resim şuradan alıntıdır.

 

04 January 2016 Monday

Gerekli Şart

ODTÜ’de okuduğumuz yıllarda İstatistik dersinde şöyle bir uygulama vardı:

Diyelim ki sınavda 4 soruyu güzelce çözdünüz. 5’inci soruda olasılığı 0 – 1 aralığı dışında (ya da daha anlaşılır yaparsak %0’dan az veya %100’den çok) buldunuz; veya korelasyonu eksi 1 ile artı 1 arasında bulmadınız… Sınavdan SIFIR alırdınız. Bu final sınavı ise, gelecek sene tekrar…

“Ama ben 4 soruyu doğru yapmıştım, sadece %20’si hatalı” cümlesini kimse kabul etmezdi.

Bir hesap hatası yaptığınızda (ki bu herkesin başına gelebilir) sonuç olması gereken sınırların dışında çıktıysa cevabı belirtmek yerine “Hesap hatası yaptım, sonucu yanlış buldum” diye yazmanız beklenirdi. Böylece, sadece o sorudan not almayabilirdiniz. Diğer soruların yanıtları sayılırdı.

Hasbelkader sınavı yapmak ve rakamları yazmak değil, temel kavramları anlamak gerektiğini  bilirdiniz.

Egitim-Einstein

Niye bunu anlattığımı söyleyeyim.

Bir eğitim dönemi bitiyor. Katılımcılarla vedalaşıyoruz. Gidip bir kahve içmeye oturuyoruz. Az önce derse katıldığı için kutladığın, teşekkür ettiğin biri geliyor. “Benim bir fikrim var” diye başlıyor. Anlatıyor.

Kendi sorusunun yanıtını 14 hafta boyunca işlediğimiz yöntemlerle sorgulasa, hayata geçirip geçirmeyeceğine zaten karar verecek.

“Biz anlatamadık” diyemeyeceğim. Bizim sadece sınıfta anlattığımız, sonra sınav yaptığımız bir ders değil. Bizzat işbaşı eğitim gibi [1] , [2] , [3] ders veriyoruz. Ezberleyip anlattığımız bir ders olmadığı ve her projeyi bizzat ele aldığımız için bizim çok daha yorulduğumuz bir şekilde emek veriyoruz.

Onları en iyi şekilde eğitmeye çabalıyoruz. Ezber olmasın temel kavramları öğrensinler diye çırpınıyoruz.

🙁

Bizim öğrencilik dönemimizin İstatistik sınavı gibi bir şey olsa… Temel kavramları anlamadığını gösteren kişiyi, sınavda veya ödevlerde ne yaptığından bağımsız olarak sınıfta bıraksak…

Yeterli şart iyi de, gerekli şart unutuluyor. Asıl amaç “öğrenmeyi öğrenmek” olmalıdır, sınıfı geçmek, MBA yapmak değil.

😉

Üstelik, öğrenip öğrenmediğinizi iş yerinizden gizleyemezsiniz. Bari eğitimin, öğretimin ve okulun değerini azaltmayın.