"üst yönetim" etiketli yazılar:

08 September 2015 Tuesday

Pazarlama Kimin İşi

Müşteriden Kaçmak yazısında “Pazarlama sadece pazarlamacılara bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir” cümlesini yaşadığımı anlatmıştım.

Evet, pazarlama herkesin görevi ama… Bir iş herkese verince şöyle olur.

Herkesin-hikayesiTürkçesi

Bu “Herkes”, “Bazıları”, “Herhangi biri”, “Hiç kimse” isimli dört kişinin hikayesidir.

Yapılması gereken önemli bir iş vardı ve Herkes bunun Bazıları tarafından yapılacağından emindi.

Herhangi biri yapabilirdi, ama Hiç kimse yapmadı.

Bazıları buna çok sinirlendi. Çünkü bu Herkesin işiydi.

Herkes bunu Herhangi birinin yapacağını düşünmüştü, ama Hiç kimse bunun Herkes‘in yapmayacağını düşünememişti.

Sonuçta Herkes Bazılarını, Herhangi birinin yapabileceği işin Hiç kimse tarafından yapılmamasından ötürü suçladı.

😀

Pazarlama herkesin işi ama koordinasyon içinde yapılması gerek.

Her kafadan bir ses çıkınca, şirketlerin itibarı açısından ne kadar zararlı olduğunu son yıllarda – özellikle sosyal mecrada destansı başarısızlıklarda – defalarca gördük.

😉

Bu nedenle öncelikle kurumsal stratejiye ve yıllık planlara, sonra da kimin, hangi konuda, ne zaman, kimlerle pazarlama iletişimi yapacağına dair bazı kurallara gerek var.

🙂

18 June 2015 Thursday

Planlama ve Belirsizlik

Okuldan yeni mezun olmuştum. İş hayatımın ilk yıllarıydı.

Konuşma, APK (Araştırma Planlama ve Koordinasyon) Bölüm Başkanı ile Danışman arasında geçti.

  • APK’lar, her kamu kuruluşunda Devlet Planlama Teşkilatı ile eşgüdümlü çalışmalarını sağlamak için kurulmuş departmanlardı.

Danışman, organizasyon ve yönetim konusunda dünyaca bilinen bir “büyük usta” idi (O yıllarda “guru” kelimesi yoktu) Ben, görüşmeleri izlemek ve daha sonra türkçe ve ingilizce yayınlamaktan sorumlu çömezdim. Dünyanın en iyi ustalarının birinin sürekli olarak yanında geziyor, her söylediğini not ediyordum. (Çok şanslı bir çömezlik yaşıyordum)

Büyük usta bu kamu kurumunda planlamanın nasıl yapıldığını öğrenmek istedi. APK Bölüm Başkanı hemen yakınmaya başladı: “Kurlar sürekli değişiyor… Enflasyon oranı belli değil… Hammadde fiyatları değişken… Kamunun politikaları zaten malum… Her şey o kadar belirsiz ki plan yapamıyoruz.”

planning-1

Yeni mezun biri olarak, bunlar bana da doğru gibi gelmek üzereydi ki… Büyük usta, daha sonraki yıllarda hiç unutmayacağım cümleleri söyledi.

“Her şey belirli olsa, plan yapmaya gerek kalmaz ki. Kendini suyun akışına bırakan birinin, nereye gideceğini planlamasına gerek yoktur. Planlama, belirsizliği azaltmak için bir araçtır.”

🙂

Bu günlerde yine “Her şey o kadar belirsiz ki plan yapamıyoruz” cümlesini sıkça duymaya başladım. Eğer doğru yapılırsa, planlama her yıl bir iki kere katlanılması gereken bir süreç değil, belirsizliği azaltmak için bir araçtır.

Kapak resmi şuradan

Asıl yazı şurada

28 September 2014 Sunday

Özveri Kılığında Ego

Bana “Bu kadar çok yazı yazmanızın sebebi özgüven mi, ego mu ?” diye soran okuruma yanıtım bitmedi.

Uzun bir kişisel sorgulama süreci yarattığı için ona teşekkür ediyorum. Konuyu sayıdan alıp içerik’e getirdikten sonra devam ediyorum.

😉

İçerik üretmek aslında zaman alan bir konu. Elbette “rapor vermek ile teşhir etmek arasında bir yerde” yazanları kasdetmiyorum.  Okura katkıda bulunacak içerek üretiminden bahsediyorum.

Başkalarına yararlı olacak içerik üretmek çaba ve bilgi gerektiriyor diyorum ya… Bunu tanımadıklarınla paylaşmak hevesini sadece ego ve özgüven ile ifade etmek mümkün değil.

Çok zaman alıyor. Okuyup araştırmak gerekiyor. Uygun bir resim için bile, bazen saatlerce uğraşılıyor. Özgün içerik üretmek, zaten başlı başına bilgi ve çabanın yoğrulmasıyla sağlanıyor. Bence burada özveri işin içine giriyor.

eller-martin-eshner

Şu özveri kavramını da irdeleyelim:

Ajda Pekkan’ın bilmemkaçıncı estetik ameliyat sonrasında “Acaba seyircilerim onlar için nelere katlandığımı biliyorlar mı?” cümlesi var, özveri örneği olarak…

Süleyman Demirel’in “Kendim için bir şey istiyorsam namerdim” sözünden daha iyisi… “Cumhurbaşkanı olacak mısınız?” sorusuna “Milletim benden hizmet bekliyorsa, reddedemem.” cümlesi de özveri’nin zirvesidir.

  • Benzer özveri cümleleri hatırlıyorsanız, ekleyebilirsiniz.

Bunları duyunca karpuz satıcısının “Kan gibi… Kıpkırmızıııı… Karpuz kırmızı, ben n’apiyim” çaresizliği gelir aklıma. Kahkahalarımı zor tutuyorum. Bir türlü ciddi olamıyorum.

😀

İşte bu noktada, ben de ego konusunda ikileme düşüyorum. Kendimi (ve birçok blog yazarını) şöhretli bir şarkıcı veya eski başbakan + cumhurbaşkanı ile kıyaslamıyorum. O kadar da ego yok.

Ego üzerine yazılarıma bakıyorum:

Ve bu soruyu haklı görmeye başlıyorum. Yoksa bazılarımız (belki ben bile) ego’yu (özgüven değil ama) özveri mi zannediyoruz.

😉

Resmin adı: Escher Elleri