"veri" etiketli yazılar:

19 June 2017 Monday

Dijital Pazarlama Sohbeti

15 Mayıs Pazartesi akşamı, JCI İstanbul’un ev sahipliğiyle Levent’te e-ofis Pol Center’da bir sohbet toplantısına katıldım.

Dijital Pazarlama elbette birbuçuk saatte konuşulabilecek bir konu değil. “Biz biraz tozunu aldık” bile diyemeyiz. En fazla, “hepimiz farklı bir açısından bahsettik” diyebilirim.

🙂

Etkinlik sırasında aldığım notlardan birkaçını paylaşmak istiyorum.

Etkinliğe katılanlara “Dijital pazarlama deyince aklınıza ne geliyorsa, yazın” diye söylendi. Sonuç şöyle:

Çoğunluğun kafasında “dijital pazarlama = SEO” olduğunu görülüyor. Konuşmacılardan Haydar Özkömürcü‘nün “growth hacker” olması nedeniyle oluşan sapmayı geçersek, diğer önemli kavramlar “ölçümleme“, “sosyal medya” ve “strateji” olarak saptanmış.

Strateji’yi geçiyorum. Dijital olsun veya olmasın, strateji olmadan pazarlama olmaz zaten.

  • Sohbetin bir anında ben “Dijital pazarlama = SEO zannedenlerin dijital pazarlamadan pek anlamadığını düşünüyorum” deyince, SEO’nun daha da büyüdüğünü söylemek isterim. 😛

Kelimeleri incelediğimde, “pazarlama” ile “reklam” arasındaki farkın pek anlaşılmadığını düşündüm.

  • Bence, bu sohbeti 2 sene önce yapsaydık “mobil uygulama” da bu listede yer alırdı. O dönemde “size bir mobil app yapalım” modası vardı.

Duyduğum kadarıyla “dijital reklam bütçelerinin %50’den fazlası Google ve Youtube’a harcanıyor“muş. SEO’nun kalın ve büyük çıkmasının nedeni bu olsa gerek.

😉

Bana göre dijital pazarlama denildiğinde geleneksel pazarlamayla kıyaslandığında en önemli kavramlar neler:

  • Kişiselleştirme (kelime bulutundaki “Customisation” da eklenebilir)
  • Etkileşim (kelime bulutundaki “Interaktif” da eklenebilir).
  • bunların yapılabilmesi için de “Veri”, “Büyük veri” ve giderek “Yapay zeka” (Bugünün pazarlama dünyasında ağ – içerik – veri bütünleşmiş durumda. Amazon Go‘yu izlerken bu üçlü bütünleşmeyi görmemek imkansız)

🙂

Sohbet sırasında şöyle bir öykü anlatıldı. (Aklımda kaldığınca…)

Pankreas kanserinin erken teşhisi yapılamıyor.

16 yaşında bir genç, sevdiği bir yakını pankreas kanserinden ölünce araştırma yapıyor. Sadece interneti tarıyarak ve yüzlerce makale okuyarak pankreas kanserini erken teşhis edecek ipuçlarını buluyor.

Birçok üniversiteye bu konuyu yazıyor. Çoğu dikkate alınmıyor. Sonra bir okul ciddiye alıyor.

Artık pankreas kanserinin erken teşhisi mümkün

Anlatılmak istenen şuydu: “Web’de her şey var. Ama aramayı bilmek gerek”

  • Daha ayrıntılı yazmak için öyküde anlatılanı web’de aradım ama bulamadım.

Aklımdan geçeni burada yazayım. Eğer 16 yaşında bir genç, bir hastalığın erken teşhisini web’de arayıp tarayarak buluyorsa, yapay zeka (AI – Artificial Intelligence) bunu birkaç saniyede bulur. Ne var ki, yapay zekaya neyi arayacağı söylenmeli ve doğru sorular sorulmalı.

Gelecekte dijital pazarlama insanı, bu iki özelliği taşıyacak: neyi arayacağını yapay zekaya söyleyecek ve doğru soruyu soracak. Ötesi saniyede binlerce yazıyı veya milyonlarca sosyal mecra postunu arayacak yapay zekanın işi.

😉

Sizi yine bazı yazılarıma davet ediyorum:

.

03 February 2017 Friday

2017 Pazarlama’da Veri Yılı

IAB (Interactive Advertising Bureau) Veri Merkezi tarafından Veri ve Programlama Konseyi’nin 108 üyesiyle yapılan online bir çalışma olan “Veri 2017 için Manzara: Müşteri İçgörüsünün Gelişen Rolüne Bakış raporuna göre, 2017’de pazarlamacılar, medya satın alıcıları, yayıncılar ve dijital reklamcılık teknolojisi yöneticilerinin ilgisi ölçüm ve anlamlandırma üzerinde yoğunlaşacak.

  • Dikkat: Orijinal metinde geçen attribution kelimesini anlamlandırma diye tercüme ettim. Atfetme (atıf yapma), yorumlama, sıfatlama, dayanak bulma… diye de tercüme edilebilir.

Bu çalışma, ikinci yıllık benchmark çalışması. (İlk senesinde, 2016’da “genel kitle analizi” daha öncelikliydi.) Dijital pazarlama ve medya profesyonellerinin hedef kitle verilerini nasıl kullandıklarını ve önümüzdeki yıllarda verilerin merkezli uygulamalarını nasıl geliştireceklerini araştırıyor.

IAB-2017-a

Katılımcıların Profili

Çalışma, meslek profesyonellerine, kendi uygulamalarını diğerleriyle karşılaştırmaları ve hızla gelişen sektör öncelikleri ve gelişmeleri hakkında perspektif sağlamayı ve paydaşların gelecekteki girişimlerini planlamalarına yardımcı olmayı amaçlıyor. Katılım Aralık 2016 – Ocak 2017 arasında yapıldı.

Araştırmanın bulgularına göre pazarlamacılar ve yayıncılar, veri temelli çalışmalarının odağını, basit kampanya kurgularına değil, hedef kitleyi daha iyi anlamayı amaçlayan karmaşık uygulamalara doğru yöneltmeye devam ediyor.

IAB-2017-b

Örneğin geçen yılki çalışmada katılımcılar,  2015 yılında en çok zaman ve kaynak harcadıkları konu  (katılımcıların % 50.5’i) olarak “kurulu formatlar için programlı medya satın alımı“nı birinci sırada göstermişlerdi. 2016 yılında, birincilik “genel hedef kitle analizi“ne geçti (% 52.5).

Katılımcılar önümüzdeki yıl, “kanallar arası ölçüm ve anlamlandırma“nın kurumların (% 57.1) odağında olmasını beklediklerini söylediler.

IAB-2017-c

Katılımcılar, geçen yıllarda veri kullanıcıları için en büyük uğraş olan “teknolojinin ve ham bilginin kullanılabilirliği ve uygulanabilirliğinin” öneminin artık azaldığını söylemişler.

IAB-2017-e

Anket katılımcıları geçmişte, destekleyici teknolojinin işlevselliğini hedef müşteri verilerini kullanmanın önündeki en büyük engellerden biri olarak göstermişlerdi. Ancak artık kurum içi deneyim eksikliği (% 45) ve veri odaklı yazılımlarda yatırımın geri dönüşünün (ROI) yönetime ispatlanmasındaki güçlüklerin (% 45) daha öne çıktığını belirttiler.

Veriye dayalı faaliyetlerin maliyetlerinin ölçülmesi ve anlamlandırılmasının yarattığı zorlukların yanı sıra, modern veri uygulamalarını kurumlar içinde destekleyecek yapının ve becerinin de eksikliğini vurgulamışlar.

  • Bu noktada şu yazılara [1] ve [2] ve [3] göz atılmasını tekrar öneriyorum.

Bu uzun süreli ölçüm sorunlarına rağmen, katılımcıların üçte ikisinden fazlası (% 67), veri ve ilgili hizmetlerle ilgili harcamalarını 2015’ten 2016’ya artırdıklarını söylemişler ve 2017’de daha fazla bütçeyi (% 71) öngörmüşler.

IAB-2017-d

Veri kullanıcıları, “yatırım öngörülebilirliğine / hesap verebilirliğe artan önemi” vurgularken, önümüzdeki yıl kurumların veri odaklı pazarlama ve medya girişimlerini yönlendiren temel faktörlerden biri olan “müşterilerimizden gelen talep / ilgi” nin de önemli olduğunu belirtmişler.

IAB-2017-f

Rapor “Söz konusu değişim, firmalar reklam ve pazarlama çalışmalarında verilerin giderek artan bir şekilde kullanımında ustalaştıklarının somut göstergesi niteliğindedir” diyor.

Araştırmayı yapan IAB Veri Merkezi’nin misyonu, kalite, şeffaflık, hesap verebilirlik ve tüketici haklarını korurken reklamverenlerin ve pazarlamacıların veri varlıklarını işlevsel hâle getirmesine yardımcı olmak.

😉

Araştırmanın yanınlanan bölümünü kendiniz okumak isterseniz, şurada.

.

31 January 2017 Tuesday

Veri Gizliliği ve Teklif Cazibesi

Son 2 hafta içinde, gerek eğitimlerde gerekse danışmanlık yaptığım yerlerde veri gizliliği veya izinli pazarlama hakkında çok sayıda soruyu yanıtladım.

Genellikle “akademik şapkamla yanıtlarsam …” ve “bir de iş hayatındaki deneyimlerime göre yanıtlarsam …” diye iki ayrı yanıt veririm.

Bugün, “iş hayatındaki deneyimlerime uygun” bir yazı okudum. Tercümesini aşağıda ilginize sunuyorum:

rusvet-3

Yeni araştırmalara göre, dünya çapındaki tüketiciler, net bir değer aktarımı görebiliyorsa kişisel verileri paylaşmaya isteksiz değil istekliler, ancak çoğu hâlâ ikircikli.

Araştırma şirketi GfK, 17 ülkede 22.000 kişiye, “Kişisel verilerimi (sağlık, finansal, sürüş kayıtları, enerji kullanımı vb.) düşük maliyetler veya kişiselleştirilmiş hizmet gibi fayda ve ödüller karşılığında paylaşmaya hazırım” cümlesini “1 = hiç katılmıyorum” ve “7 = tamamen katılıyorum” anlamına geldiği bir ölçek kullanarak sordu.

İnternet kullanıcılarının dörtte birinden fazlası (%27) kişisel verilerini fayda karşılığı olarak paylaşmaya istekli olduklarını belirten 6 veya 7 puanlayarak kabul ettiğini; ancak  % 19’luk bir kesim (% 1 veya 2 puan vererek) verilerini paylaşmaya isteksiz olduklarını bildirdi .

Erkekler ve kadınlar eşit oranda (her biri % 27) verilerini karlı teklifler karşılığında paylaşmaya istekli davrandılar, oysa erkeklerden daha fazla kadın (% 21’e karşı % 18) kendilerini paylaşamaya isteksiz olarak sınıflandırdı.

Elbette, şaşırtıcı olmayan bir şekilde, daha genç tüketiciler veri paylaşma fikrine daha açıktı. Yirmili ve otuzlu yaşlarındaki insanlar verilerini paylaşmaya (% 33 ve % 34) kesinlikle istekli olduklarını söylerken onları 15-19 yaş grubu (% 28 ile) takip etti.

Coğrafik olarak, Çin’deki kişilerin kişisel verileri paylaşmaya en hazır olduğunu, çevrimiçi nüfusun % 38’inin bunu yapmaya istekli olduğunu ve sadece % 8’inin isteksiz olduğunu buldular. Ortalama gönüllülük düzeyinin üzerinde olan diğer ülkeler Meksika (% 30), Rusya (% 29) ve İtalya (% 28) idi.

Ölçeğin diğer ucunda, verilerini paylaşmaya en yüksek seviyede karşı olan insanların olduğu beş ülke Almanya (% 40), Fransa (% 37), Brezilya (% 34), Kanada (% 31) ve Hollanda (% 30) var.

Araştırmanın yayınlanması, ilginç bir tesadüfle geçtiğimiz hafta Twitter’ın San Francisco ofisinde gerçekleşen Ulusal Siber Güvenlik İttifakı tarafından organize edilen ABD’deki Data Privacy Day (Veri Gizliliği Günü) ile çakıştı.

Cnet, katıllımcıların gelecekte işletmelerin tüketici gizliliğini nasıl ele alacağı konusunda iyimser olduklarını bildirdi.

Mozilla’nın İdari ve Hukuki İşler Sorumlusu Denelle Dixon-Thayer, gelecekte tüketicilerin tüm verilerini bir sosyal ağdan veya bir reklam ağından kaldırıp, daha hoşlarına giden bir başkasına vereceklerini öne sürdü. “Herkes bundan yine de kazanç sağlayabilir” diye ekledi.

😉

Özetleyeyim… Havuç iyi olursa verilerinin paylaşımına olumlu bakıyorlar.

🙂