"veri anlamlandırma" etiketli yazılar:

22 August 2018 Wednesday

Veri’nin Değeri

Birkaç gün önce Cihan Demir @mrcihandemir  ile Twitter’da şöyle bir yazışma yaptık.

😉

Veri’nin Değeri‘ne gelmeden önce, veriye dayalı düşünme ile başlayalım.

Veriye dayalı düşünmenin ilk aşaması, amaçları saptamaktır.

Senaryo (Amaç) → İhtiyaç → Bilgi → Veri

Amaçlara ulaşmak için neler yapılması gerektiği [1], bu gereklilikleri karşılamak için hangi bilgilerin kullanılacağına karar verilmesi [2] ile devam eder.

Bir araya geldiklerinde bu bilgileri oluşturan verilerin neler olduğu da [3] , [4][5] , [6]  saptanır.

Verileri içgörüye dönüştürme sürecine veri anlamlandırma diyoruz. Bu süreç, kurumun kendi iç kaynaklarının etkin katılımıyla yapılması gereken bir çalışmadır.

  • Bazı kurumlar bu konuyu danışmanlara ya da CRM ajanslarına bırakıyorlar. Danışman veya eğitmenlerden öğrenmek süreci hızlandırabilir. Ancak bu iş sadece dışarıdan gelenlere bırakılamaz. Öyle yaptığınızda, verilerden bilgi veya içgörü üretimi bir kurumsal beceriye dönüşmez ve kendi verinizi anlamak için hep başkalarına ihtiyaç duyarsınız.

😉

Verinin değeri konulu bir yazıya bu kadar uzun giriş yapmamın nedeni şu: Hangi veriye, ne amaçla ihtiyaç duyduğunuzu bilmeden verinin değerini belirlemeniz mümkün olamaz.

Verinin değeri konusu geçtiğinde, “Her hangi bir şeyin değeri nasıl ölçülürse, verinin değeri de öyle ölçülür” diye anlatırım. “Tıpkı elmanın değeri veya kalemin değeri gibi…Bilginin Değeri [7] yazısında biraz değinmiştim.

😉

Şimdi Cihan Demir’in

Asıl kazanan kim? Ad soyad adres telefon için kişi başı 1 TL harcayan mı, Mercedes ve iPhone kazanma fırsatı için bilgilerini verenler mi? Ayrıca, Erikli’nin kişi başı için verdiği 1 TL için yorumunuzu merak ediyorum, az mıdır çok mudur normal midir?

sorularına yanıtı birlikte arayalım.

Her Veri Değerli midir?[8] diye ( ugurozmen.com‘un blog olmadan önceki tarihlerde, pdf formatında) yayınladığım bir anı var.

  • 2001 senesinde gelip 1998 ve 1999 seneleri boyunca 20 bin adet Tofaş’ın Kartal, Şahin, Doğan ve Serçe marka otomobilleri almış kişilerin adreslerine fiyat biçmemi istemişlerdi. “Elinizdeki bilgiler maalesef bir işe yaramaz” demiştim. (Gerekçesi yazının içinde…)

Daha önce yayınlamadığım bir başka anıyı, derslerimde anlatıyorum.

Dönemim GSM operatörü Telsim’in CFO’su ile pazarlığa oturmuştuk. Ben Demirbank adına masadaydım. (Bu kurumların ikisi de artık yok. Biri bile hayatta olsaydı, isimlerini vermezdim)

Telsim, telefon kullanıcılarının isim ve adresleri karşılığında 2 ABD doları istiyordu. Yanıt olarak “Telsim – Demirbank kredi kartı çıkartalım. Ortak kampanya yapalım. Kredi kartını alanlar ilk kullandıkları anda, kişi başına 100 ABD doları ödeyeyim” dedim. Kabul edilmedi.

Derslerimde bu olayı anlatırken, şu soruyu soruyorum: “Benim 100 $ teklif etmemin dayanağı nedir?

  • Önemli not: Burada, veriye dayalı düşünmenin bir başka temel kavramı, yaşam boyu değer eğrisi [9] (YBD) devreye giriyor. Önceden YBD’nin çıkış noktası olan yeni müşteri edinme maliyetini hesaplamıştım. 100 $’ın az üzerindeydi. Bu nedenle düşünmeden teklifte bulunmuştum.

😉

Biliyorum, Cihan Demir’in sorusuna doğrudan yanıt vermek yerine lafı çok dolandırdım. Sebebi şu:

Benim kafamdaki soru ise… Erikli, bu kampanya sayesinde elde ettiği verileri ne amaçla kullanabilir?

  • Şu adreste oturan bu kişi (aslında aile olarak düşünmek gerekir) ne kadar su tüketiyor? (Kampanyalar sadece belli dönemleri kapsar. Bu ailenin genel tüketimi ve yaz – kış tüketim farkı olup olmadığını mevcut Erikli Çağrı Merkezi 4440222 kayıtlarından öğrenilir)
  • Her seferinde birer birer mi alıyor, yoksa bir defada 2 veya 3 bidon su alıyor mu? (İçme suyu dağıtımında ana maliyet kalemi su değil bidonun eve teslim edilmesidir. Her seferinde bir bidon alanı ikna edip, aynı teslimatta ikinci bidonu yarı fiyatına verse [10] , kârını arttırır.)
  • Elde zaten Erikli Çağrı Merkezi kayıtları varken, yukarıdaki bilgiler ellerinde olmalıydı. Öyleyse bu kampanya ne işe yaramıştır? (Eğer yeni müşteri kazanımına yaramışsa, bir anlamı var. Başka zamanlarda diğer içme suyu markalarını kullananların Erikli Su’yu tatması sağlanmıştır. Bu sayede bir davranış değişikliği olmuşsa ve Erikli ile devam ediyorlarsa ne iyi. Aksi takdirde… )

Yukarıdaki soruları kendime sorduğumda, bu kampanyanın daha fazla müşteri verisi değil yeni müşteri kazanımı için yapıldığını düşünüyorum. Bir de, kampanya vesilesiyle birer birer yerine 2 – 3 bidon su alan olmuşsa, “anlaşılan eviniz müsait, 2 -3 alırsanız indirimli veririz” teklifi yapılabilir.

  • Fazlası aklıma gelmiyor. Yardımcı olursanız memnun olurum.

😀

Özetlersek, verinin değeri o veriyi kullanarak ne kadar verim üretebileceğinizle ilgilidir.

Elinizdeki verinin büyüklüğü değil, ne kadar kullandığınız önemlidir [11] . Sizce, kim kazanmış. Müşteri isim-adres bilgisi başına 1 TL ödeyen Erikli Su mu, fazladan masraf yapmadan bir çekilişe katılan müşteriler mi?

😛

Yukarıda referans verilen bağlantılar:

  1. Müşteriye Fayda Sağlamak
  2. Hangi Veri Gerekli
  3. Veri’den Bilgiye Yolculuk 1
  4. Veri’den Bilgiye Yolculuk 2
  5. Veri’den Bilgiye Yolculuk 3
  6. Veri Hikayeciliği
  7. Bilginin Değeri
  8. Her Veri Değerli midir?
  9. Yaşam Boyu Değer Eğrisi
  10. İkincisi İndirimli
  11. Zenginlik = Kullanmak

Yukarıdaki yazı ve bağlantılar birlikte okunduğunda, “Veri’nin Değeri” konusunda bir kitapçık okumuş kadar olunabilir.

20 August 2018 Monday

Elektrik Dağıtımda Dijital Dönüşüm – 3

Elektrik Dağıtımında Dijital Dönüşüm [1] ve [2] konulu yazı dizisi devam ediyor.

Önceki yazıda, gelen tüketim miktarının yanlış olduğunu anlamak için sayaç kontrolü yaptırmaya bile gerek olmadığını, akıl gözüyle bakıldığında hata olduğunun anlaşılacağını vurgulamaya çalıştım.

😉

Gelelim sürecin devamına. Hem olayları anlatalım, hem de çıkarılması gereken dersleri vurgulayalım.  Ne de olsa, hakkımda şöyle yazılmıştı, bir devirler.

Bir önceki yazıdaki garipliği bir dilekçe ile anlatmaya çalıştım. Hem hesaplamalardan bahsettim, hem de o dönemin özelliklerini belirttim.

  • Elektrik kesintilerinin çokça olduğu bir dönem:
  • Evimizde klima benzeri cihaz bulunmamakta;
  • Yaz gelmesi sebebiyle kombinin ısıtması kapatıldı;

Dilekçeye ayrıca

  • Benim ve eşimin hastanede ve İstanbul dışında olduğumuz (raporlar ve uçak biletleriyle ispatlanabilir) 1 hafta;
  • Ayrıca tüm ailemizin İstanbul dışında olduğu (resimler ve faturalarla ispatlanabilir) bir diğer hafta

bu sürenin içine dahildir.” diye yazdım.

Doğal olarak dilekçe 2 dosya sayfası tuttu.

🙁

27 Temmuz günü, elektrik dağıtım şirketinin evime yakın şubesine gittim. İtiraz servisini sordum. Gösterilen yerden numara alıp sıramı bekledim.

İşin ilginç yanı şuydu: O dönemde hem bir dağıtım ve altyapı kurumu için dijital dönüşüm eğitimi planlıyordum, hem de bir başka elektrik dağıtım kurumu için “müşteri deneyimi süreçlerini” tasarlamaya çalışıyordum.

Dolayısıyla, itiraz deneyiminin her aşamasını da yazmaya çaba sarf ettim.

  • En yakın şubeyi navigasyon ile bulma kolaylığı,
  • Şubenin yeri
  • Şube yakınına park etme kolaylığı
  • Giriş
  • Yönlendirme levhaları
  • Danışma’nın yardımseverliği
  • Ayrı salondaki itiraz bölümüne geçme
  • Sıra numarası alma
  • Bekleme süresi
  • Memur ile konuşma

aşamalarını, daha sonraki projeler için deftere kaydettim.

😉

Sıram geldi. Dilekçemi ilgili kişiye teslim ederken aramızda şöyle bir konuşma geçti.

– İtiraz konusu ne?
– Elektrik faturası çok yüksek geldi.
– Ne kadar?
– 3331.50 TL
– Fabrika mı orası?
– Hayır, ev.
– İmalathane…
– Hayır, ev.
– Villa falan mı?
– Hayır, apartman dairesi.
– Yüksekmiş…
– Aynı fikirdeyim.

Dilekçeyi aldı.

– Bu kadar yazmaya gerek yok. Sayaç arızası itirazı yazın” dedi.
– Hayır. Sayaç şu anda düzgün çalışıyor olabilir. O dönemde hatalı çalışmış” dedim.
– Ben size işin kolayını söyledim. Siz bilirsiniz” diye yanıtladı.

  • Bir önceki yazıda “Eğer sayacın hatalı çalıştığını düşünüyorsanız, şahsen dilekçeyle başvurun. Ancak, eğer sayaçta hata yoksa, kontrol ve denetime ilişkin tüm masrafları ödersiniz” dediklerini anlatmış ve “Bakın, bu cümle çok önemli. Daha sonraki birçok soru işaretimin nedeni bizzat bu cümledir.” diye vurgulamıştım.
  • Sayaç geçici olarak arıza yapmışsa (ki sık aralıklı kesintiler nedeniyle öyle olduğunu düşünüyorum), atacağım imza ile sayaç doğruluğunu kabul etmiş ve bir imzanın insan aklının önüne geçmesini onaylamış olacaktım.

Dilekçeyi şöyle bir gözden geçirdi.

– Tesisat numarasını yazın” dedi.
– Sözleşme numarası ve müşteri numarası yazıyor. Bu iki bilgi varken siz tesisat numarasını sisteminizden rahatça bulursunuz”.
– Biz sadece tesisat numarasını görebiliyoruz. Diğerlerini göremiyoruz”.
– Yapmayın. Burası elektrik dağıtım şirketinin şubesi… Bu bilgiyi hemen bulursunuz.”
– Tesisat numarasını yazın” dedi, dilekçemi geri verdi ve sırada bekleyen kişinin dilekçesini aldı.

Şu meşhur “Sıradakiii” kelimesini söylemeye bile gerek duymadı. Bana “Haydi git, tesisat numaran yoksa gelme” mesajını açıkça verdi.

🙁

Eyyy o sistemi kurgulayan arkadaşlar… Size çok söyleyeceklerim var. İsterseniz, müşterinin ve o temas noktasında çalışanın hayatını en kolaylaştıran tasarımın nasıl yapılacağı konusunda şu yazıları okuyarak başlayın.

Gelin, müşteri odaklı ekran tasarımı konulu eğitimlerime katılın. Müşteri deneyiminin en önemli aşamalarından biri olan itiraz noktasında, zaten mutsuz olan müşterinin kurumdan nefret etmemesi için ne yapmanız gerektiğini öğrenin.

Ayrıca, bir enerji dağıtım şirketi olabilirsiniz ve bir şeyleri dijitalleştirebilirsiniz ama… müşteri temas noktasındaki o memur var ya… Benim gözümde markanız = deneyimim kadardır. Marka = Deneyim diyoruz ama… insanlar ürünlerin veya markaların değil deneyimlerin müşterisi olurlar.

;-(

Evi aradım, kağıt faturanın yerini söyledim. Ona bakıp tesisat numarasını bulup söylediler.  Dilekçenin üzerine el yazısıyla yazdım.

Kuruma güvenim o kadar azalmıştı ki, dilekçemin bir diğer kopyasını da üzerine “ALINDI” yazarak imzalamalarını istedim. Bunu yapmadılar. Bir dakika içinde dilekçemin alındığına dair SMS ve e-posta geleceğini söylediler. Dedikleri gibi mesajlar geldi. Oradan ayrıldım.

:- (

Bu deneyimi, kamu hizmeti sağlayan dağıtım kurumlarına Dijital Dönüşüm eğitimi malzemesi yapmak için tuttuğum notları ve aklımda kalanları bilgisayara geçirdim. Sorunlarımın çözülmesini ve mağduriyetimin giderilmesini beklemeye başladım.

Eylül ayında başlayacak ders yarı-yılında, Dijital Dönüşüm dersinde bir grubun su veya elektrik veya havagazı dağıtım kurumunu konu almasına karar verdim.

Bu zaman süresince, algıda seçicilik olmalı, dağıtım şirketleriyle ilgili sosyal medya girdilerine dikkat ettim. Şu gözüme çarptı.

Bugünlerde İstanbul’un akıllı şehir olma çabalarını duyuyorum.

Biliyorsunuz değil mi?… Tüm paydaşlar (vatandaşlar, belediyeler, elektrik ve su ve havagazı alt-yapı ve dağıtım kurumları, trafiği ve ışıkları düzenleyenler, çöpleri toplayanlar, asfalt dökenler, ambulans ve itfaiye hizmetleri, vb…) akıllı olmazsa ve veriye dayalı iş yapmayı bilmezse, akıllı şehir filan olamaz.

.

19 August 2018 Sunday

Elektrik Dağıtımda Dijital Dönüşüm – 2

Elektrik Dağıtımda Dijital Dönüşüm dizisinin ilk yazısınıElektrik dağıtım kurumu dijitalleşmesi konusu devam edecek… Maalesef” diye bitirmiştim.

O zamandan beri aşağıdaki sorunun çözülmesini bekliyordum.

🙁

3 Temmuz Salı günü sabah saatlerinde Elektrik Dağıtım Şirketi’nden bir SMS geldi. Bu seferki elektrik kullanımı nedeniyle 3331. 50 TL istiyorlardı.

  • Kurumun adını vermiyorum. Amacım şikayet etmek değil, sorun çözmek. Kendi blogumu bir silah gibi kullanmak değil, çözüm olduğunu anlatmak eğilimindeyim. Bir mecra hep şikayet için kullanılırsa, değeri azalır zaten.

Geçmiş aylarda ödenen tutarları kontrol ettim. Kelimenin tam anlamıyla fahiş bir tutar talep ediliyordu.

Bu sefer 2 aylık bir dönem söz konusuydu. Ancak o dönemde

  • Ameliyat olduğum için ben ve eşim 1 hafta evde bulunamadık. Evde elektrik kulanımı yarıya yakın azalmalıydı. [O bir hafta sayesinde hastane deneyimi konusunda bir şeyler yazacağım.]
  • Daha sonra bir haftadan fazla süre boyunca birinci yazının konusu olan bölgedeydik. Evde sadece buzdolapları çalışıyordu.

Özetle, ilk bakışta bile böyle bir tüketim mümkün değildi.

3331,50 TL isteyen SMS geldiği sırada tatildeydik. Telefonla arayıp “Bir hata olduğunu” bildirdik. “O dönemde çok kere kısa elektrik kesintileri olduğunu, bunun sayacı bozmuş olabileceğini” de söyledik.

Gidip sayacı yeniden okumuşlar. “Sayaç okumada hata yoktur” dediler. Aynı zamanda “Eğer sayacın hatalı çalıştığını düşünüyorsanız, şahsen dilekçeyle başvurun. Ancak, eğer sayaçta hata yoksa, kontrol ve denetime ilişkin tüm masrafları ödersiniz” diye eklediler.

  • Bakın, bu cümle çok önemli. Daha sonraki birçok soru işaretimin nedeni bizzat bu cümledir.

İstanbul’a dönünce araştırdım. Geçmiş ayların tüm elektrik faturalarını bir tabloya işledim. Arada zamlar olduğu için TL değerlerini değil, faturalarda yer alan tüketim miktarlarını esas aldım.

Okuma zamanları arasında günlük farklar (kimi zaman 28 gün, kimi zaman 62 gün) olduğu için günlük kullanım ortalamalarını buldum.

Faturalardaki zaman dilimlerine göre “ortalama günlük tüketim” açısından şöyle bir tablo oluştu:

Bu tablo, ilgili fatura dönemine konu olan tarihler arasındaki GÜNLÜK ORTALAMA elektrik tüketimini, saat aralıkları bazında gösteriyor.

  • Kışın bazen elektrik sobası çalıştırıyorduk. Bazen uzun süreli misafirlerimiz oluyordu. Bunların tüketime yansıdığını izlemek, veri analisti olarak oldukça ilginç geldi. Bu sorun giderildikten sonra, elektrik tüketim verisi üzerinden anlamlandırma konusunu ele alabilirim.

Yukarıdaki tabloda yer alan tüketim tutarlarını, itiraz ettiğim dönemin günlük tüketimine böldüğümde (“normalin kaç katı tüketim görünüyor” diye baktığımda) şu tablo ortaya çıktı.

Bu ikinci tabloya göre: 2 Mayıs 2018 tarihinden itibaren 3 Temmuz 2018 tarihine kadar 62 gün boyunca ben (veya evdekilerden biri)

  • her sabah saat kurup 06.00’da kalkmış,
  • elektrik harcamasını ortalama kullanabildiğimizin 2 ½ katına (normal yaz dönemi tüketimimizin 4+ katına) çıkarmış,
  • saat 17.00’ye kadar böyle devam etmiş,
  • tam saat 17.00’de elektrik tüketimimizi kışın kullanabildiğimizin 20 katına (normal yaz dönemi tüketimimizin 40 katına) çıkarmış,
  • saat 23.00 olur olmaz bu fazla tüketimi yok etmiş veya kapatmış,
  • ertesi sabah yine saat 06.00’da kalkıp daha fazla tüketmek için hazırlık yapmış,
  • eğer tam saatinde bu işlemi yapmamışsak, gecikilen dakikalar için daha fazla tüketim yapmış,
  • hiç kimsenin evde olmadığı 8 günü telafi etmek için tüketimi 50 – 60 katına çıkarmış,

olmalıydık.

Bu ikinci tabloya baktığımızda şu soru akla gelmeli. Elektrik tüketimini bir anda 20 veya 40 katına çıkarabilir miyim acaba? O sırada sigortalar atmaz mı? Hatlar yanmaz mı?

Burada sadece olasılık üzerinde durmuyorum, biraz da AKIL arıyorum.

  • Tekrarlıyorum. Elektrik tüketimini 62 gün boyunca 40 katına çıkarıp her gün 6 saat boyunca o şekilde tutabilir miyim? Sigortalar atmaz mı?

Eğer o dönemde 2 ay değil de her zaman olduğu gibi aylık hesap kesim yapsalardı, muhtemelen gariplik daha iyi ortaya çıkacaktı.

  • Veriye dayalı karar verme konusunu işlerken mutlaka “istisna raporlaması” üzerinde dururum. İşte ders malzemesi olacak bir örnek.

😉

Bu sırada bir başka dağıtım ve altyapı kurumu için Dijital Dönüşüm Eğitimi hazırlıyordum. Denk geldi.

Sosyal mecralarda şu soruyu sordum:

Gelen yanıtlar aşağıda:

İsmail BASKIN  Altyapı planlamalarını birbirlerine entegre ederek daha az asfalt yaması yapmalarını isterim.

Can Yücel Aylik kullanimlarin oyunlastirilmasi. Komsunuzla fatura tutari karsilastirmasi, mahallenin ortalamasini gorme gibi ozellikler muazzam olurdu! Sence de oyle degil mi ?

E.Altuğ Yılmaz   Süper olur ve zaten var Cancım, Oracle Akıllı Ev Sistemlerinin App’i Opower gamify. Komşunun çocuğu yemeğini yemiş oyuncaklarını toplamış hep çalışmıştır zaten : )

Burçak Çubukçu  Evdeki cihazlardan verimsiz çalışanları ve kayıp miktar ve uzun zamanlı maliyetlerini raporlayıp, mesela “buzdolabınızı değiştirin, kombinin bakımını yaptırın” desin.

Özgür Şar‏   Bu ay kaçak elektrik kullananlar için ne kadar pay ödediğimi bir infografikle görmek isterdim.

Nuriye Ünlü  Su için anlık kayıp, kaçak, sızıntı takibi ile etkin kaynak yönetimi sayesinde elde edilen tasarrufun faturaya yansımasını

Basar  Evdeki hangi eşya ne kadar elektrik çekiyor, çok harcayan yerine ne alsan kaç yılda amorti edersin, elektriği hangi kaynaktan üretiyor (gaz, güneş, rüzgar)

Halt! 6 kere 9? Online abonelik bile kulağa çok hoş geliyor hocam.

Savaş Şakar TR’nin elinde elektrik, doğal gaz ve su hattı haritaları yok ya da yetersiz. İlk yapılması gereken bence neyimizin olup olmadığının net olarak belirlenmesi.

Safiye Yaşar Erdiger Elektrik için güneş enerjisi kullanabileceğim bir düzenek, su için atık suyu değerlendirme ile ev temizliği, içme suyu için ayrı su kullanırdım. Elimde imkan olsa.

Tolga Şansal Bahçedeki kuyuya bile su saati bağlamanın zorunlu olduğu bir sistemde çok iyimser bir bakış açısı olmuş. Keşke olsa :/ İlk yapılacak iş elektrik için yenilenebilir çözümler olurdu. Artık ucuzladı ve eve girebilir hale geldi dünyada çünkü. Ama çok büyük bir rant enerji. Büyük oyuncular ellerinden bırakmak istemez.

Ümit Erinç Servisteki aksaklıkların faturama pozitif yansımasını isterim. Örnek: voltaj dalgalanması, kesinti, düşük su basıncı, süresi ölçülüp fark pozitif yönde yansımalı.

Farklı servis seviyesi isterdim. Gündüz kesinti limiti veya gece su basıncının düşeceği farklı sözleşme ve tarife olmalı.

Küçük Ayak Günlük okuma isterdim o akşam ödemeli

İlker Utlu

  • Beyan usulü faturalandırma veya uzaktan okuma,
  • okunan şeyi gerçek zamanlı olarak görüntüleyebilme,
  • kullanıcıya uzaktan açma kapama imkanı,
  • anlık ve ortalama aşırı kullanım uyarısı,
  • uzaktan fatura itirazı,
  • birden fazla sözleşme varsa tek bir noktadan yönetim ve kontrol,
  • otomatik ve isteğe bağlı kesinti veya arıza bildirimi.

Ozan Asutay Arabalarda nasıl anlık yakıt tüketimi göstergesi varsa, evlerimizdeki elektrik su ve gaz faturasını telefonumuzdaki bir app’ten kuruş kuruş artarken izleyebilmeliyiz ve bu o kadar hassas olmalı ki musluğu açtığımda artışı görebilmeliyim.

Tasarruf çağrısına uyan kişi sayısı şu anki duruma kıyasla 5 kat falan artar herhalde.

Anıl Utkulu Çamaşır, bulaşık vb görece daha esnek ihtiyaçlar için talep azlığına bağlı anlık iskonto, vb takip edip IFTTT kurulumu yapardım.

Son iki yorum ise, tam benim derdime parmak basıyor:

Olcayto Cengiz Şu posta yapılan yorumları okuyunca iki ülke arasında daha önce hiç fark etmediğim bir farkı da görmüş oldum sayenizde.

Zeynep Karaburçak Kanada da bir evde parti yaptık. Klimalar bütün gün açıktı gece de tüm ışıklar. Ertesi gün uyarı geldi standart kullanımınıza göre şu kadar fazla ne oluyor? Evde ne var diye elektrik idaresinden.

🙁

Buraya kadar yeterince uzadı zaten. Elektrik dağıtım şirketine şikayet dilekçemi ve şubedeki deneyimi yarına bırakalım.

.