"webgirisim" etiketli yazılar:

20 May 2016 Friday

Fırsat, Veri ve Pazarlama

Birkaç sene önceydi. Hemen herkes fırsat veya kupon sitesi kuruyordu.

…..Bir girişimci “fırsat sitesi kurmayanı dövüyorlardı” diye anlatmıştı.

Sonra bir çoğu battı veya kapandı.

…..Bazı girişimciler özeleştiri yaptı, bazıları başkalarını suçladı.

private-shopping

O dönemde, bu girişimcilerden şahsen tanıdıklarıma “Şimdiden verileri anlamlandırmaya başla. 2 sene sonra o veriler, senin fırsat sitenden daha değerli olacak” diye söyledim. İçlerinden birkaçı “2 seneye kim öle, kim kala” dediler; bazıları “önce veri biriksin” diye tutturdular. “Veri de neymiş? Bu sistem kendi içinde kârlı” diyen bile vardı.

Bildiğim kadarıyla sadece 2 tanesi çıkıp gitmeyi becerdi. Geri kalanları yok oldu.

😉

Bugünlerde yine “büyürken segmentasyon yapılmaz” cümleleri duyuyorum. Ne kadar doğru veya yanlış olduğunu yazdım.

İlk temas anında bile geçmiş müşteri bilgilerini kullananlar varken, bilgi yönetimini bilmeyenlerin (hatta bilgiden korkanların) sığındığı bir nokta olduğu kanaatindeyim.

İsterseniz tartışalım. Fırsat siteleri sayesinde bilginin kullanımını, yakın geçmişi, doğruyu ve yanlışı da gözden geçirmiş oluruz.

 

03 November 2014 Monday

Ne iş yaptığını bilmemek 3

CRM’in Öğrettikleri yazısında:

Teknoloji ekipleri Pazarlama’yı bir iç müşteri” diye algılamaktan vaz geçmelidir . İç müşteri kavramı, şirketlerde silo yapısının duvarlarının yükselmesine yaramaktadır. Müşteri şikayetlerine çözüm bulunmaması, departmanların “bizim işimiz değil” diyerek müşteriyi mağdur etmesi de bu silo anlayışının sonucudur. Oysa artık şirketin bir bütün olarak algılanması gerekir. Pazarlama departmanının değil, şirketin müşteri temasları düzeltilmelidir.

Pazarlamacılar da veri konusunda daha bilgili olmalıdır. [a] , [b]

Teknoloji ekipleri (işine öylesi geldiği için) Pazarlama’nın taleplerini yerine getirmekle sınırlamayıp gerçek üretici görevine dönmelidir.

demiştim. “Pazarlama, sadece pazarlamacılara bırakılmayacak kadar ciddi bir konudur” diye de okuyabilirsiniz.

🙂

E-Ticaret şirketinde çalışan bazı arkadaşlardan yanıt geldi. “Pazarlama zaten hiç iç müşteri olmadı ki” diyenler oldu. Açıkçası, bunu bekliyordum. Çeşitli vesilelerle sohbet ettiğim ve çoğunlukla hayal kırıklığına uğradığım e-ticaret girişimcileri de benzer düşüncelere sahipler. Şirketin direksiyonunun IT’de olması gerektiğini savunurlar.

Bir örneği sınıfta da gördük. Ürün Yönetimi dersinde e-ticaret projesi olan bir grup Pazarlamanın 6P’sinden People (İnsanlar / Çalışanlar) başlığını şöyle tanımlamıştı.

teknoloji-eleman(Sayfanın konuyla ilgisiz diğer kısımlarını ve resimleri kaldırdım) 

Hepsi bu kadar… Pazarlama filan YOK.

Gerekçelerini de anlattılar. “Bir e-ticaret şirketi oldukları için sadece IT… (filan, falan…)”

😉

Gelin CRM’in Ekonomik Kökeni yazısında verdiğim marka değeri tablosuna yakından bakalım.

CRM-tarihce-5

Google‘un hangi sektörde olduğu yazılmış?.. Teknoloji
Apple‘ın hangi sektörde olduğu yazılmış?.. Teknoloji
IBM‘in hangi sektörde olduğu yazılmış?.. Teknoloji
Microsoft‘un hangi sektörde olduğu yazılmış?.. Teknoloji

Amazon‘un hangi sektörde olduğu yazılmış?.. Perakende

Gidecek (başta kitap satıcıları olmak üzere) üreticiler veya büyük satıcılarla anlaşacak, lojistiğin düzgün yürümesi için düzenleme ve sözleşmeler yapacak, müşterinin aklında kalmak için nerelerde ve hangi sıklıkta görünmesi gerektiğini çıkaracak, hatta sürekliliği ve büyümeyi sağlamak için hangi (Kindle veya Drone gibi) donanımlara ve hangi (klik izleme veya referans sistemleri gibi) yazılımlara yatırım yapılması gerektiğini belirleyecek…

Hepsini teknoloji doktoralı kişilere mi yaptıracaksınız?

😛

E-ticaret şirketlerini gemilere benzetirim. Şu soruyu sorarım: Geminin nereye gideceğine kaptan mı karar verir?

Teknoloji kökenlilerin hemen hepsi EVET der. Oysa geminin nereye gitmesi gerektiğine de ya yolcu, ya acente, ya da yükün sahibi karar verir. Kaptan sadece operasyonu iyi yönetmekten sorumludur.

Yaptığı işi anlamak gerekir. Anlatabildim mi?

😉

 

01 November 2014 Saturday

Teknoloji ≠ Web Sitesi

Bu sene Ürün Geliştirme dersinde “Neden hep web şirketleri seçtiniz?” sorusuna, marka değeri sunumundaki şirketler örnek gösterilmişti. Düşüncelerimi dünkü yazıda belirttim.

Yazının sonunda bazı “keşke” cümleleri vardı. Anlatayım.

😉

Ürün Geliştirme dersinde marka yönetiminden bahsetmiyoruz ama, ister istemez marka konularına az da olsa değiniyoruz.

Bazı markaların genel ürün adı olarak kullanıldığını anlatıyoruz. Gırgır, Kalebodur, Kot, Selpak, Teflon, Atari, UHU, Nescafe, vb. gibi

  • Ürün adı gibi algılanan Türkiye markalarını şurada, global markaları burada görebilirsiniz.

Sonra da marka değeri konusundan kısaca bahsediyoruz.

Şu görseli sınıfta sundum.

Brands-2014Üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz. Kaynak şurada

Daha kapsamlı bir başka listeye buradan ulaşılabilir.

🙂

“Neden hep web şirketleri seçtiniz?” sorusuna yanıt olarak buradaki şirketler örnek gösterilmişti.

Gelin yukarıdaki görsele tekrar bakalım.

  • İlk 30 şirket içinde (IBM, GE, Samsung, HP’yi de katarsak) 11 tane teknoloji şirketi yer almakta. Ama sadece 2 tane e-ticaret sitesi (Amazon ve E-Bay) var.
  • Otomobil şirketleri bile 4 tane (Toyota, Mercedes, BMW, Honda). Yani e-ticaret sitelerinden daha fazla.
  • Hızlı tüketilen içecek ve yiyecek (Coca Cola, Pepsi, Budweiser, Kellogs) da e-ticaret sitelerinden fazla.

Şimdi bana bu tabloyu örnek gösterip “Neden hepiniz web sitesi seçtiniz?” sorusuna “marka değeri”ni bahane olarak kullanabilir misiniz?

😉

Neden dünkü yazının sonunda

  • Keşke algıları internet ile sınırlı olmasa…
  • Keşke yönlendirme olmadan da internet dışında bir sürü ihtiyaç olduğunu görebilseler…
  • Keşke teknoloji şirketi ile web sitesi arasındaki farkları anlasalar…
  • Keşke yanıt vermeden önce (kolaya kaçmak yerine) biraz daha düşünseler…

dediğimi anlatabiliyor muyum?

🙁

Sadece MBA’deki Ürün Geliştirme dersine katılan arkadaşlara söylemiyorum. Girişimci adayı olarak ortaya çıkan yüzlerce, binlerce genç arkadaşa sesleniyorum.

“Fikrim var” derseniz, “Müşterilerin hangi ihtiyacına çözüm buluyor?” diye soracağım. İkinci sorum “Neden kopyalamanın kolay olduğu web ortamını tercih ettin?” olacak. Bunlara yanıt alırsak müşteri deneyiminin tanımlanması aşamasına geliriz.

Sonra, bana yine fikir öldüren adam dersiniz…

😛