"yaratıcılık" etiketli yazılar:

24 January 2017 Tuesday

Dijital Oyun ve Reklamlar (2)

Dijital oyunlara reklamların yerleştirilmesi konusunda yaklaşık beş buçuk sene önce bir yazı yayınlamıştım.

15 Haziran 2011’da Oyun konulu toplantı ile Webrazzi Gündem‘de konuşmacılardan bazıları “Gelecekte oyunların reklam mecrası olarak kullanımının azalacağı” iddia etmişlerdi.

Yazıda  bu görüşün yanlışlığını anlatmaya çalışmıştım.

😉

O yazıya bu hafta gelen bir yorum, konuyu hatırlamamı sağladı.

Ben demiştim” demeyi çok severim. Ama bunu anlamak için deha olmaya gerek yoktu zaten. Kişisel dilek ve temennilerini trend zannetmekten vazgeçmek yeterliydi. (Kendi projelerine aşık olan girişimciler ve kendisini nihai tüketici zanneden satışçılar, bu tuzağa sıkça düşerler.)

Aşağıdaki resme iyi bakın.

Bir çocuğun 3’üncü doğum gününde gelen oyuncak kamyonet.

oyun-reklam

Dikkat ederseniz, forklift ve paletler de var.

🙂

Oyuncak ekskavatör, loder, kazıcı, vb’nin markası da CAT  cat

Dijital dünyadan çok daha zor olan bir ortamda, oyunların içine reklam yerleştirilmişken, dijital oyunlarda reklamın azalacağını iddia etmek…

Dijital ajanslardaki yaratıcı ekipler, benden daha fazla konuşmalı bu konuda.

😛

10 January 2017 Tuesday

Z Nesli ve Reklam

Nesiller arası davranışlarla ilgilenme nedenim, bir pazarlamacı olarak müşterideki dönüşümü gözlemek ve anlamak. Nesil araştırmacısı veya sosyal bilimler ustası değilim.

Her hangi bir nesil hakkında, özellikle tüketim alışkanlıklarına ilişkin bir yazı bulursam hemen okuyorum.

Bugün Kantar Millward Brown‘un araştırmasına dair WARC’ta rastgeldiğim yazıyı – kendimce – tercüme edip paylaşmak istedim.

gen-z

Z nesli tüketicileri, daha yaşlılara oranla dijital medya tüketimine daha eğilimli olabilirler, ancak yeni bir araştırma geleneksel reklam biçimlerine standart dijital seçeneklere göre daha olumlu baktıklarını gösterdi.

Bu bulgu, Kantar Millward Brown’un 39 ülkede, 16-49 yaş arasında 23 bin kişiyle yaptığı kalitatif araştırmanın sonucu.

Rapor, eğer giderek çok sayıda kategori ve sektör için önemli olmaya başlayan şimdi 16 – 19 yaşlarında olan kilit grupta etkin olmayı amaçlıyorlarsa,  reklamverenlerin outdoor, basılı reklamlar ve sinema, TV ve radyo reklamlarını gözardı etmemelerini; aynı zamanda dijital teklifleri tekrar daha yaratıcı olarak düşünmeleri öneriyor

Örneğin, Z nesli tüketicileri, kendilerinin ortak yaratım (co-creation) yaptıkları veya karar verdiklerinde sonucunu gördükleri reklamları çekici buluyor. Bir şeyin olması için oylama yapmalarına (% 31’e kıyasla Gen Y için % 25) bir seçenek (% 25’e kıyasla % 28) veya kararlar almalarına (% 22’ye kıyasla % 27) izin veren markalara daha olumlu davranıyorlar.

Gen Z, diğer nesillere göre, ödüllü mobil videolar ve atlanabilir ön videolara (sırasıyla % 41 ve % 15 net pozitif puanlar) daha pozitif, ancak özellikle atlanamaz ön videolar ve pop-up videoları gibi istilacı reklam biçimlerini yok varsayıyorlar. (Sırasıyla %-36 ve  %-42).

Kantar Millward Brown’un Media ve Dijital Global Marka Direktörü Duncan Southgate, “Gen Z talep olduğunda (on-demand) sonsuz bir seçenek sunan bir dünyada büyüdü ve bu reklam beklentilerini arttırdı” diyor.

Diğer yaş gruplarıyla kıyaslandığında Z nesli, genişletilmiş gerçeklik ve sanal gerçeklik gibi yeni oluşan reklam biçimlerini takdir ettikleri gibi; doğal reklamlar, sponsorlu lensler ve sponsorlu filtreler gibi formatlardaki yeniliklerin tümüne daha fazla ilgi duyuyorlar.

Araştırmada reklamcılıktaki müzik tercihleri açısından yerel nüanslar belirgindi, ancak tüm pazarlarda müzik, mizah ve ünlüler, Gen Z’nin reklamları daha kabul edebilir olmasını sağladı.

Southgate, “Hiçbir nesil bir tek-tip değildir ve Gen Z istisna değildir,” diyor. “Onların yetiştirme tarzları, beklentileri ve teknolojiye erişimleri, pazarlamacıları zorlayacak bir dizi tutum ve davranış yarattı.”

“Sadece bunları dikkate alan markalar, giderek daha kritikleşen ve hızla büyüyen bu tüketicileri ikna etmekte başarılı olacaklardır”

2013’te Cambrigde’de yapılan bir odak grup çalışmasında ise Youtube reklamları konusunda şu sonuçlar alınmıştı:

“Reklamı geç” süresi olan 5 saniyeyi sabırsızlıkla bekliyorlar. “Nefret ediyorum”, “5 saniye bile beklemiyorum”, “İlk 5 sn. içinde dikkatimi çekerse reklamın tamamını izliyorum. Ama çoğunlukla ben de reklamı atlıyorum” diyorlar.

“Reklamı geç” seçeneği yoksa, bir kısmı videoyu da seyretmekten vaz geçiyormuş. Bazıları zamanı başka bir yerde geçiriyor (yeni bir web sayfası açıyor) sonra videoya dönüyor, bu sırada video ilerlemişse, başa alıp seyrediyormuş.

Katılanlardan biri “Reklamlar, pazarlama iletişiminin en az etkin biçimi… TV’de de olsa, radyoda da, sinemalarda veya Youtube’da da olsa hiç fark etmez” demiş. Hepsi bu görüşe katılmış.

😉

Bir yandan dijitalizasyon, bir yandan yaratıcılık… Yepyeni bir reklamcılık dönemi olacak.

🙂

EKLEMELER:

1 – Yorumlardaki linklere mutlaka göz atın

2 – Bu yazının infografik’i şurada.

🙂

03 September 2016 Saturday

Yenilikçilik Kültürü

Bu günlerde, dijital dönüşüm konusunda çalışmalar yapıyoruz.

Çalıştaylardan birinde, genç arkadaşımız şikayet etti: “Bizim şirkette öneri yarışması vardı. Benim fikrim birinci geldi. Ama sonra kimse ilgilenmedi. Rakibimiz aynısını yaptı. Biz geride kalmış olduk“.

Genç arkadaşa göre bu durumun büyük suçlusu şirketin yönetimiydi. Kendisinin hiç kabahati yoktu.

SB-14-düsünme

O ortamda, aklımdan geçeni söylesem gerginlik olacaktı. Zaten fikir öldüren adam diye adım çıkmış. Ses çıkaramadım.

Ama burada görüşlerimi paylaşayım. (Aslı bana değil, Theodore Levitt‘e ait. “Yaratıcılık Yetmez” isimli makalesinde şunları vurgulamış)

…..Yaratıcılık – fikirler oluşturmak – nispeten kolaydır. Yenilik – onları yaşama geçirmek – çok daha zordur”.

…..En kötüsü, inovasyonu yaratıcı kişilerin eline bırakmaktır

…..Güçlü bir yeni fikir şirket içinde hiç kullanılmadan, yıllarca ortalıkta dolanabilir; bunun nedeni o fikrin erdemlerinin fark edilmemesi değil, onu sözden eyleme dönüştürme sorumluluğunu kimsenin üstlenmemesidir

…..Büyük özel şirketlerde yaratıcılık ve yaratıcı insan eksikliği gerçekten de çok azdır. Esas sorun, kendilerine yaratıcı denilen insanların çoğu zaman esas meselelere el atma sorumluluğunu başkalarına havale etmeleridir. Bu kişilerin kafalarında birçok fikir vardır, ama işin peşini iş dünyasına özgü biçimde kovalama anlayışları çok kıttır. Sahip oldukları fikirlere kulak verilmesini ve denenmesini sağlayacak doğru çabayı göstermezler.

…..Bir fikir önerenin göstermesi gereken sorumlu davranış, bu öneriye maliyet, risk, insan gücü, zaman, hatta belki o fikri hayata geçirmesi gereken özel bazı kişiler bakımından en azından birtakım asgari ipuçları (benim katkım: fikrin hayata geçirilmesi için gerekli aşamaları ve süreç tasarımı, SWOT analizi, rakiplerin ve benzer uygulamaların ülkede ve dünyadaki durumu, yasal ve sosyal çevrenin etkileri / etkileşimi, temel performans göstergeleri, olası gelir/gider tablosu, şirket alt-yapısında neleri değiştireceği, mevcut hangi uygulamaları kullanacağı, vs.) eklemektir.

Bunları (ve biraz daha fazlasını) daha önce birkaç yazıda [1] , [2] , [3] , [4] , [5] , [6] , [7] , [8]  yayınlamıştım.

😉

Bence inovasyon ile fikir ishalini karıştırmamalıyız. Bir kişi, kendi fikrini haklı ve değerli kılmak için gerekli çabayı gösteremiyorsa, başkasından o fikre saygı beklemesi abestir.

Ne yapsam… İnovasyon Kültürü diye bir ders mi açsam?..

😉

Resim Strategy & Business’in twitter sayfasından alıntıdır.