"yenilikçilik" etiketli yazılar:

17 January 2012 Tuesday

Yenilikçilik ve fikircilik (6)

Bildiğiniz gibi yenilikçilik (innovation) bugünlerde çok moda. Birçok kuruluş, dernek, okul, öğrenci kulübü bu konularda toplantılar düzenliyor.

Bu toplantılardan birinde, açılış konuşmasını Mühendislik Fakültesi Dekanı yapmış. Konuşmasında “Mühendislik eşittir ArGe. ArGe olmadan da innovasyon olmaz. Demek ki, mühendisliğin ruhunda innovasyon vardır” deyivermiş.

Konuşmacılar şaşırmış. Tam aksini söyleyeceklerken… Ters köşede kalmışlar. Sayın Prof.Dr.’ye “Steve Jobs’un, Bill Gates’in diploması mı vardı?” diye soramamışlar.

Belki de Türkiye innovasyon ödülünü hiçbir yenilik yapmayan şirketlere veren jüri de aynı durumda… Kimbilir?…

;-)

İcat (invention) ile yenilik (innovation) arasındaki farkı bilmeyenler, geniş açıklamayı Osman Ata Ataç hocamın

yazılarında okuyabilirsiniz. Türkiye’nin hangi yolu izlemesi gerektiğini de gelecek haftalarda yayınlayacak.

:-)

Benim bu konuda ne yazdığımı ve söylediğimi merak edenler için ilk 5 yazı ve bir sunum içeriği

:-)

08 November 2011 Tuesday

Farklı bir otomasyon

1992 yılında Yapı Kredi Bankası‘nda Satış Müdürü idim. Türkiye rekorlarını alt üst eden “efsane ekip” bana bağlıydı.

Banka sürekli yeni ürünler çıkarıyordu.  Türkiye’de ilk defa “otomatik fatura ödemesi” yapıldı. İlgili kuruluşlarla görüşme görevi de bana verildi. Elektrik, su, havagazı, vb… gibi ödemeleri otomatiğe bağlanabilecek ne kadar kurum varsa hepsiyle görüşmeye başladım.

O görüşmelerden birinde, Ankara’da bir kamu kurumuna gittim. Otomatik ödemeye almak için görüşme yaptım.

Kendilerine faydasını sordular. “Daha az personel ile işlemlerin yürütülmesi, hesaplaşmanın kolay ve sağlıklı olması, ödemelerin günlük takibi…” diye anlatıyordum…

Biz mevcut durumda da zaten günlük takip ediyoruz” dediler.

“Otomasyon olmadan nasıl günlük takip edebildiklerini” sordum. Ortaya bir çekmece getirdiler. Büyükçe bir çocuk yatağı kadar, altında tekerlekleri olan, her biri faturanın eni kadar 3 bölüme ayrılmış olan bir koca kutu. (Onlar HAVUZ diyorlardı – ki daha doğru bir deyim).

HAVUZ’un temsili resmi

İçinde yüzlerce fatura. Bazı faturalar ataş ile birbirine iliştirilmiş. Bazıları tek başına… Hayretle “bu da nedir acaba?” diye bakarken açıkladılar.

Ödenmeyince ataş ile iliştiriyoruz.” Oradan kalınca bir tomar aldı. Teker teker saydı “Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi… Bakın, bu abone yedi aydır ödememiş…. Hangi deste kalınsa, o kadar süredir ödemiyordur. Havuza şöyle bir bakınca kim ödemiş, kim ödememiş hemen görüyoruz. Neden bir banka ile işbirliği yapalım ki?

Bunu söyleyen kişinin Bilgi İşlem Müdürü olduğunu öğrendim. Nutkum tutuldu. Yanıt bulmakta zorlandım.

:-P

Daha zoru, toplantıyı kendi amirime anlatmaktı. Bu kadar saçma bir senaryo uydurmayacağım için, bana kesinlikle inanmıştır. Ama… Kuşkuyla ve hayretle bakan gözlerini hatırlıyorum.

:-D

20 October 2011 Thursday

Webrazzi Summit 2011 – 1

Dün Webrazzi Summit 2011 vardı. 700 kişilik salon ağzına kadar dolmuştu. Giderek artan sayıda kişi ve kuruluşun Web’deki oluşumlarla ilgilenmeye başlamasına şahit olmak bile güzel.

:-)

Arda Kutsal’ın açılış konuşmasından sonra, Nokta grubundan Tümay Asena2011 ve Sonrasında Dönüşüm: Sosyal, Lokal, Mobil” konulu sunumunu yaptı. “Sosyal ağlardan sosyal web’e dönüşüm” diye adlandırdığı kavramı anlattı. “Artık sadece 2 – 3 tane siteye girdiğimiz zaman değil her tarafta sosyaliz

Nokta’nın (ve bugünün birçok başarı öyküsü oluşturan internet girişiminin) ilk çıktığı yıllarda şanslı bir dönem olduğunu, rekabetin az olmasından faydalandıklarını, ama bugün de başka bir dönüşümün içinde olduğumuzu ve dönüşümü anlayanların yeni web eko-sistemi içinde başarılı olacaklarını vurguladı.

Mobil uygulamalarda (ki bunlara e-ticaret de dahil) OYUN’a yaklaşıldığından, oynamak gibi kolay ve keyifli, para veya puan kazandıran projeler olduğunu söyledi.

;-)

Tümay Asena ile tamamen aynı fikirdeyim. Bazı yazılarımda değişimin (en azından kendi uzmanlık alanlarımdaki) etkilerinden bahsetmiştim.

yazmıştım.

Kurumların büyük çoğunluğunun kişilerden de geride olduğunu, değişimi  yeterince anlamadığını, dolayısıyla fırsatları değerlendirmediğini de eklemeliyim. Zaten öğleden sonraki Sosyal CRM sunumumun  konusu da CRM’deki diğer değişimler ve bunun (maalesef Türkiye’de) yeterince anlaşılmadığı üzerineydi.

:-D

Sonraki konuşmacı Comscore’dan Michael Read idi. Ölçümleri anlattı. (Girişte verilen Webrazzi çantası içinde Comscore tarafından hazırlanan “DATA PASSPORT Second Half 2011” broşürü var.  Küçük el kitabı boyutlarında. Kamu taşıma araşlarında okumak için ideal ölçülerde. Bir süre elimden düşürmeyeceğim.)

Mike Read’in sunumundan aldığım notlar şöyle:

- 4 açıdan ölçüm önemli: Audience analytics (izleyici ölçümü), advertising analytics (reklam ölçümü), Web analytics, Mobile & Network analytics.

- Türkiye’de twitter kullanımının Ekşisözlük kullanımını daha yeni geçmiş.

- Nokta, Mynet, Hürriyet ve Sabah’ın uluslararası trafiği %10’dan fazlaymış.

- Yapılması gerekenleri anlatırken “hedef kitleyi belirleyin, rakiplerinizle kendinizi karşılaştırın, pazarlamanızı hedef kitlenize uyarlayın, benchmark edin” dedi.

  • Öğleden sonraki S-CRM sunumumda anlatacaklarımın ana noktalarını söylemiş gibi oldu.

:-D

Daha sonraki oturumlarda tuttuğum notlar için… Az sonra… Beni izlemeye devam edin.

;-)