26 June 2011 Sunday

Bir haftanın dökümü

Biliyorsunuz, bu hafta başında Webrazzi yeni açtığım uzaktan CRM eğitimi isimli siteyi duyurdu.

Blog dışında hem Gennaration’da, hem de E-Ticaret MAG’da yazılarım yayınlandı.

Hem tüm yazdıklarımı (9 tane) bir şekilde kayıt altına almak, hem de genelde blogdan izlemeyi tercih edenler için bir bilgilendirme yapmak amacıyla yoğun haftaların sonunda “haftalık döküm” yapmaya karar verdim.

Bu hafta (20 – 26 Haziran arasında) neler oldu?

😉

Pazartesi günü oldukça yoğundu. Bir önceki hafta başladığım Dijital oyunlar ve pazarlama dizisine devam etim.  Bir yazı daha yayınladım.

Webrazzi uzaktan CRM eğitimi sitesini duyurdu. Geniş açıklama burada.

😉

Gennaration “Kimin seçimi” isimli yazıyı yayınladı. Adı seçim olsa da, bu yazının konusu “eğitim” veya “anlayarak seçim yapmak” da diyebiliriz.

Gelecekte “Taaa ne zaman söylemiştim” denilebilecek çok özendiğim yazıları  Gennaration’a yazmayı tercih ediyorum. Basılı da yayınlandığı için, gerçek anlamda “tarihe kayıt düşmek” oluyor.

😉

Gerek geçtiğimiz hafta sonunda, gerekse bu hafta başında sohbet ettiğim bazı genç arkadaşların “müşteriyi tanımlamak” konusunda hiç çaba sarfetmediğini, üstelik bu nedenle birçok hata yaptıklarını gözledim.

Bu nedenle haftanın ana konusu müşteriyi tanımlamak oldu.

2’si uzaktanCRMeğitimi’nde,

2’si de E-Ticaret MAG’da

1 tanesi kendi blogumda

olmak üzere müşteriyi tanımak konulu 5 yazı yayınladım.

😉

İki hafta önceki Karadeniz seyahati sırasında tuttuğum notlardan bazılarını Taş yerinde mi ağırdır? isimli yazıda paylaştım. Yöresel tatların yok olmasını ve “herşeyin en iyisi İstanbul’da” olmasını hiç beğenmiyorum.

🙁

Rahmetli Muhan Soysal hocamı anlatan kitapta okuduğum ve paylaşmak istediğim bazı noktaları yazmaya Medeniyet ve trafik ile başladım.

Muhan hocamın, kitabın yazarı Mehlika Babaoğlu’na anlattıkları yanında kendi 35 sene önceki ders notlarımı da alıp birkaç yazı daha yayınlayacağım.

😀

Cumartesi günü Bi Büyük Fest’e katılamadım. Umarım benim yerime de keyif yapmışsınızdır.

Bi Büyük Blog için gönderdiğim yazı Şanslı dönem. Eğer değişimin içinde kalmak yerine farkına varırlarsa, bugünün gençleri için büyük fırsatlar olduğunu anlatmaya çalışmıştım.

😀

O sırada Mercedes-Benz’in test sürüşü etkinliğindeydim.

Arabalar harika. Ancak etkinliğin tamamını ele aldığımızda, dijital ajansların blogger konumlandırması üzerine biraz tartışmamız gerekiyor. “Bindikleri dalı kesmek” mi desem, henüz “marka konumlandırması konusunda yeterince çalışmamak” mı desem bilemedim.  Geleneksel ajanslarda işe  başlayıp dijital ajanslara geçmiş / geçecek arkadaşların temel marka iletişimi kavramlarını diğerlerine hatırlatmalarını bekliyorum.

Ortaokuldan bir sınıf arkadaşımın oğlu ile aynı etkinliği paylaştığımı öğrendim. Keyif duydum.

😉

Cumartesi’nin bir güzel yanı da Devletşah ve Barış Özcan’ın oğulları Sufi’nin doğum haberi idi.

Allah anneli, babalı, sağlıklı, mutlu, huzurlu, keyifli büyümeler versin.
Birlikte büyüsünler, birlikte yeniden keşfetsinler dünyayı.
Her olguya onun gözüyle bakmayı öğrensinler. Tekrar tekrar şaşırsınlar zaten bildiklerini sandıkları herşeye.
Ve ona, doyasıya, kıyasıya yaşamayı öğretsinler.

😀

Pazar gününü bu yazı için haftayı derleyerek geçirdim. Bir de Sufi’yi görmeye gittim.

🙂

Etiketler: , , ,

Kategori: yaşamın içinden

“Bir haftanın dökümü” yazısına şu ana kadar 2 yorum yapılmış:

  1. Uğur abi, oğlumuz Sufi’yi gelip ziyaret ettiğiniz ve buradan da iyi niyetli dileklerde bulunduğunuz için çok teşekkür ederiz, çok nazik ve incesiniz…

  2. Yukarıdaki “dijital ajansların blogger konumlandırması” ile ilgili paragraf, “blogger” yerine “sosyal mecralardakiler” diye değiştirildiğinde, tüm sosyal mecra etkinlikleri için geçerli…

Yorum Yazın