Bir "reddedilme" öyküsü
Öğrenciydik. Bir akşam arkadaşlar bir araya geleceğiz. İçlerinden biri gelince anlattı. O zamandan beri aklımda…
Arkadaş şehir dışında okuyordu. Sömestre tatili olduğu için gelmiş. Anne-baba onu özlemişler aylardır. Birlikte olmak istiyorlar.
Oysa arkadaş, başka şehirde kaldığından özgürlüğüne iyice alışmış. Eve geldiği, çıktığı saati kimseye söylemiyor. Hesap verme zorunluğu yok.
Babası akşam yemeğini birlikte geçirmek istiyor. Konuşmalar şöyle sürüyor.
- Oğlum akşam yemeğini birlikte yiyelim. Sonra git…
- Akşam yemeğine kalınca ne olacak.
- Senin yüzünü göreceğim.
- Resmimi vereyim, ona bak.
- Oğlum… Sen benim resmime çook bakacaksın. Ben seni görmek istiyorum.
“Ne yaptın bu sözü duyunca?” diye sordum.
“Kalkıp geldim” dedi… Ama ekledi… “Ağır konuştu yahu…”
Bu yazıyı neden yazdım. Tunç Kılınç’ın reddedilmek konulu yazısına gelen yorumların çoğunluğu sevgili veya iş konulu olduğu için… Hangisi yukarıdaki kadar ağır acaba…
Hangisinin ağırlığı azalmayıp da artar, yıllar geçtikçe…Üstelik reddeden sen olduğunda…
Etiketler: hesap vermek
Kategori: yaşamın içinden
1981 yılında ODTÜ – İşletmecilik Bölümünden mezun olduktan sonra, Price Waterhouse Consultancy’de iş hayatına başladı...

25 February 2010
2:20 pm
İşte o ağırlığı hissetmemek için davetli olduğum pek çok ilginç ve eğlenceli etkinliğe katılamıyorum iki gündür. Çünkü teyze hasta, anne zaten hayal aleminde ikisini bırakıp çıkamadım evden. Günün birinde “keşke” dememek için. Teşekkürler Üstad yazdığın ve paylaştığın için.
25 February 2010
3:07 pm
senin şu hap yazılarına bayılıyorum hocam, müthişsin.
bu aralar, blogda da paylaşma heyecanı ile, patch adams’a sardım. adamın ‘reddedildilçe güçlenen’ kendine has hayat duruşu ilham verici. bu yüzden o da artık “hayali kahramanlarım” arasında
esasında ne mutlu ki abimiz hayatta, ölmeden bir rakı balık yapılası
25 February 2010
3:24 pm
İşte bu yüzden ben her pazar akşamı evde yemek yemeye çalışıyorum. En azından haftada bir gececik beraber olabilelim diye (:
25 February 2010
3:40 pm
Tunç Kılıç’ın yazısından şuranın altını koyu renkli kalemlerle çizmeli…
“Şeffaf ve samimiysen, seni sen olduğun için seven insanları kalabalık içinde görmek kolaylaşıyor. İki ajandası olanlar ise çıplak kalıyor. Nerelerde, kimlerle, ne yaparken daha mutlu olduğunu keşfediyorsun.”
Müge abla şimdiye pek çok kez reddedilmeyi yaşadım ben de. Ve senin dediğin gibi “keşke” dememek için bir şans tanıdım kendime. İlk defa farklı bir şey deniyorum. Sessiz kalıp kendi içimde cevabı arıyorum…
Hocam, TunçKılıç’ın deyimiyle düşündürücü oldu hap yazınız…
Teşekkürler
25 February 2010
3:42 pm
İyi bir hatırlatma oldu benim için de, bazen bunun farkında olmadan aileye gereken zamanı veremiyoruz, farkına vardığımızda da içimiz bu yazıdaki gibi bir tuhaf oluyor
25 February 2010
5:06 pm
Ağır konuşsydı keşke benim babamda.. Fotoğrafına bakmak yetmiyor artık..
25 February 2010
10:28 pm
çok güzel
25 February 2010
11:10 pm
Hayattaki en büyük fobilerimden biridir “Reddedilmek” .. Yazı ise çarpıcı.. Uğur Abi ellerine sağlık
26 February 2010
9:04 am
Bu güzel yazı için teşekkürler. Hangisi daha ağır diye durup bakınca geçmişe her bir tanesi önemsiz ve komik kalıyor. Zaman değişmiş, biz değişmişiz. İnançlarımız, hayallerimiz değişmiş. Yine rededdileceğiz yine ağır gelecek tam da o anda içinde bulunduğumuz durum için, hayallerimiz için…
Sevgiler
26 February 2010
7:14 pm
2 kelime konuşamadıktan sonra görmenin de faydası yok! Çok güzel yazı, teşekkürler.
27 February 2010
6:36 am
Friendfeed yorumları için: http://ff.im/gxnuG
28 February 2010
8:31 pm
Teşekkürler Uğur Bey
gün geçtikçe ağırlığı azalmayıp da artacak eylemlerin hepsinde bu hikaye aklıma gelecek…
1 March 2010
8:05 am
Hangisinin ağırlığı azalmayıp da artar, yıllar geçtikçe…Üstelik reddeden sen olduğunda…
…..
)… kaybeden reddeden…
herkesin öyküsü farklı….. ağırlığı da tabii…. ama kendi adıma “yıllar geçtikçe ağırlığının arttığı” doğru… neden reddettiğini “hala” tam bilememek… o zamanki ruh durumunu çözememek.. ama olanlar oldu artık.. yapacak bişey yok… en sevindirici kısmı “reddedilene” hayırlı olması
1 March 2010
12:48 pm
Reddedilen kaybettiğini sanıyor çoğunlukla… Yazıyı, kaybedenin reddeden olabileceğini belirtmek için yazdım.
Böyle an(ı)lar da olabiliyor hayatta…