30 October 2010 Saturday

Ezberbozmak 1

Salı günü Ezber bozmak konulu bir konuşmam vardı.

Yaptıklarımın bazılarını anlattım. Türkiye’den ve Dünya’dan ilginç örnekler vermeye çalıştım. Daha çok su sorulara odaklanılmasını istedim:

– Neden bu ülkede yüzlerce yıldır taksit yapılırken, taksitli kredi kartı yıllarca kimsenin aklına gelmedi?

– Neden hediye puan kataloglarından (hem bankada, hem müşteri tarafında) herkes nefret ederken, ortadan kaldırmak yıllar boyunca kimsenin aklına gelmedi?

– Beyaz eşya veya seyahat kredisi verildiğinde kredi kartı limiti dolmuyor. Ama kredi kartıyla beyaz eşya veya seyahat satın alınca limit doluyor ve aylarca kartını kullanamıyorsun. Neden buna banka içi bir çözüm bulunmadı?

– Neden sadakat kartı çıkartan mağazalar bankalara teslim olmak zorunda kalıyor. Müşteri mağazanın müşterisi ise, bankalardan bağımsız sadakat puanı yöntemi bulunamaz mıydı?

🙂

Neden biliyor musunuz?

Yanıtı Selçuk Erdem vermiş.

😀

Etiketler: , , , , , , ,

Kategori: yaşamın içinden

“Ezberbozmak 1” yazısına şu ana kadar yorum yapılmamış

  1. Ezberbozmak konusundaki konuşmadan sonra, dinleyen birkaç kişiden eleştirilerini dinlemek istedim.

  2. Engin Tüzün :
    31 October 2010
    8:50 pm

    “hediye puan katalogları” nedir?

  3. Engin Tüzün :
    31 October 2010
    9:17 pm

    Hemen eklemeyim, ilk sorunuzu girişimcilikle ilgili bir yazınızda yanıtlamıştınız (yazıyı bulamadım). Yeni bir fikri gerçekleştirirken, önce rakiplerin o fikri hayata geçirip piyasada tutundurma riskini gözlemledikten sonra o fikre yatırım kararı almasından bahsetmiştiniz. Özellikle taksit kart gibi başarısızlık söz konusu olduğunda bankaya büyük zarar verebilecek bir yatırımsa. (batan yatırım örneği ise sanırım taksitli ticari kartlardı). Bu yazıda ise taksit kart gibi oldukça riskli ve yepyeni bir tüketim kültürü yaratan bir fikri yaratıcılıkla ilişkilendirdiniz. Taksit kartı yaratıcılık olarak mı değerlendirmeliyiz yoksa yatırımı oldukça riskli bir ürün olarak mı değerlendirmeliyiz?

  4. Engin,

    Friendfeed’deki yorumlar arasında, Ozan Cılga da aynı konuya değinmiş.

    Uğur Hocam, ben bunun biraz da “Risk alma endişesi” ile alakası olduğunu düşünüyorum. Çoğu marka ve şirket, sektörde rekabet halindeki diğer oyunculardan bekliyor ilk adımı. Gerek maliyet, gerek personel, gerekse de operasyonel anlamdaki diğer faktörleri “bahane edip” bekle ve gör politikası izliyorlar sanki…
    😉
    Öncelikle şunu ayırmak gerekiyor. Daha önce yazdığım “acele etmek şart değil” konulu yazı, teknolojide liderlik yarışı için geçerliydi. Chip’li kredi kartlarının ülkede tutup tutmayacağı belli olmadığından, acele etmeye gerek duymadı bankalar.
    .
    Oysa, yüzyıllardan beri alışverişlerini taksitli yapan bir ülkede yaşıyoruz. Zaten dolaylı da olsa kredi kartından taksitli işlem yapılıyordu. İlk ödeme POS’dan geçiriliyor, diğerleri için zip-zap makinesinden slip çekiliyordu. Yani yukarıda dediğin gibi “taksit kart gibi oldukça riskli ve yepyeni bir tüketim kültürü yaratan bir fikir” değildi.
    O tüketim kültürü yüzyıllardır vardı ve bankalar durumu bilmelerine rağmen, bilmezden geliyorlardı.
    😉
    Burada, benim yaptığımı değil de, neden başkasının yapmaya niyetlenmediğini sorgulamalıyız. O zaman (yaratıcı değilse bile) farklı düşünmeyi öğrenebiliriz.

  5. Yukarıdaki Neden diye başlıyan sorulara ekleme…

  6. Ezberbozmak dizisinin devamı

  7. Selam,
    Ben de taksitli kredi kartının bir risk olduğunu düşünüyorum. bence hali hazırda bütün kredi kartları ile taksit yapılırken ne gerek var diyorum bir yandan. cazip yanlarından biri sayılabilecek olan restaurant vs ler tabii ki işi farklılaştırıyor ama iş oraya geldiğinde restaurantta yemek yiyecek ve taksit yaptırmaya tenezzül edecek kadar yüksek meblağda bir hesabı kim ödeyecek ki?
    Ayrıca olur da ürün tutmazsa (örn: yapı kredi) bankanın tüketici gözündeki yerine bir zarar verir mi?
    Reklamını ilk gördüğümde tamam taksit olmayan yerlerde taksit yapıyor ama zaten taksitli satış yapılan yerlerde ne gibi avantajlar sunuyor sorusu aklıma geldi nedense.
    Ben şahsen hediye kataloglarını seviyorum. Şayet o kataloğunun her yerde bulunmayan, kolayca ulaşılamayacak ürünlerle dolu olduğunu görürsem daha da mutlu eder bu beni.
    Katalog yerine bir web sitesinden de aynı ürünlere yer verilebilir. Oradan sipariş ederek mesela.
    Ancak herkesin her şeyi alabildiği bir web sitesinden harcama yapabilme imkanı, tanıdığım bir kaç insanı memnun etmedi.
    Tabii azınlıktadır muhtemelen ama bildiğim bu.
    Bu arada abi seni yeni keşfettim, bütün yazdıklarını okumaya çalışıyorum şu aralar.
    Teşekkür eder,keyifler dilerim.

Yorum Yazın