10 January 2011 Monday

Haklısın Amirim

Çocukluk yıllarında bazıları “öğretmenim, konuştu”, “öğretmenim, üstüne döktü”diye onu bunu şikayet ederler.

O yaşlarda önlem alınmalı. Yoksa büyüdükten sonra da yaparlar. Başkalarının kabahatlerinin peşinde koşarlar. Şirkette onu bunu patrona şikayet ederler.

Daha da yükselince, çakal kesilirler. Yanlış yakalayınca gözlerini kan bürür. Herkese göstererek / duyurarak çömezleri azarlarlar. Özellikle, başkalarının elemanlarını hedef seçerler. Bahanesi “öğrensin diye yaptım“. Gerçeği ise…  Amirliğini ispatlama çabası.

😉

Beni yıllar önce uyaran patronlarıma teşekkürler.

😀

Ama unutmayalım ki terazi şaşmaz. Diğer kefeye ne koyarsan, onunla ölçülürsün.

Henüz işi bilmeyen bir çömezle kendini kıyaslamışsan, kesinlikle haklısındır. En çok o kadar değerlisindir.

🙂

Etiketler: , , , , , ,

Kategori: İş hayatı, yaşamın içinden

“Haklısın Amirim” yazısına şu ana kadar 9 yorum yapılmış:

  1. Tabi basiretsiz kalmakla arasindaki ince çizgiyi de bilmek gerekir.

  2. Hocam,
    Kardeşler, abiyle ablayla büyüdüğünüzde bu ispiyonculuk pek uzun sürmüyor. Daha birinci sınıftan kötü bir şey olduğunu bana abim ve ablam öğretmişti 🙂

    Bense aksini sormak istiyorum size.
    Peki bunu teşvik eden patronlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
    Öyleleri de yok mudur?

  3. Bir de şikayet etmeyi motive eden patron modeli var, “bir sıkıntı varsa nerede tıkanıyorsa gel bana söyle, ben o tıkayanı…” şeklinde. “Ben sizinle değil, tıkayanla konuşmayı tercih ederim” dediğimde de şaşırmalarına çok şahit oldum.

  4. Sedat Bayrak,

    Açıkçası, ben de basiret adına bir dönem bu çiğliği yaptım. Bir amirim uyardı. “Çocukları fırçalama, doğrusunu ona öğret. Eğer kızıyorsan, git eşdeğerin ile kapış” dedi. Öyle yapmaya başlayınca, diğerlerinin çömezleri gözünde de itibarım arttı.
    😉

    Betül,

    Bunu teşvik eden patronları da blog’da konuk edeceğim. Merak etme.
    😉

    Sevil,

    O patronları da ağırlayacağım, elbette… Onların da hakkını teslim edelim. Bana yardımcı olun.
    😀

  5. kilgore trout :
    10 January 2011
    2:31 pm

    Hocam verdiğiniz örnek üzerinden gidelim.

    Okulda çalışkan bir öğrencisiniz birşeyler öğrenmek istiyorsunuz. Ama şans ki haylaz bir öğrencinin yanında oturmak zorunda kaldınız. Haylaz öğrencimiz dersle ilgili değil ve sürekli birileriyle konuşuyor. Çalışkan öğrencimiz bu durumda mağdur durumda kalıyor, dersi yanındaki çocuk yüzünden takip edemiyor. Bu öğrencimizin yanındaki haylaz öğrenciyi öğretmene şikayet etmesi bir hak arayışı olarak görülmemeli mi?

    Hocam özellikle “birey olmak” üzerine vurgu yapıyorsunuz. Aslında bu türk şikayetler kişinin bireysel hak arayışı değil mi?

    Ben örneği daralttım ama başka pozisyonlara, iş ortamına da aktarılabilir. İşleri berbat eden kişilere doğrusunu gösteriyorsunuz ama kişi hatasında ısrarlı ise yapılacak başka bir yol var mı şikayet etmekten başka.

    Benim kanaatim, bilhassa Türkiye’de “ispiyonculuk” terörü altında insanların haklarını aramaları engelleniyor. İşleri berbat ediyorsunuz ama biri sizi şikayet etti mi hemen “ispiyoncu” damgasını yapıştırıyorsunuz.

    İspiyonculuk kavramı bence yeniden tanımlanmaya muhtaç.

    Hocam bu konudaki düşüncelerinizin bu minvalde olmasını tam anlayamadım. Aydınlatırsanız sevinirim.

  6. kilgore trout,

    Dikkat edilirse, burada önemli nokta, amir olduğunda ne yaptığın. Şikayet ederek büyüdüğünde, özellikle çömezleri ve başkalarının astlarını herkesin önünde fırçalamayı, azarlamayı adet haline getiriyorlar.
    😉
    İşin şikayet kısmına gelirsek… Şikayet etmek ile gerçeği söylemek arasındaki çizgiyi bilmek gerek http://ugurozmen.com/is-hayati/gercegi-sadece-gercegi
    Diğerinin işi berbat ettiğini somut gerçeklerle gösterdiğinde, işveren onu tutmaz. Eğer tutuyorsa, zaten orada olmaman hayırlıdır.

  7. Şikayete karşı amir davranışının ne olması gerektiği konusunda:
    http://ugurozmen.com/is-hayati/dedikoduyu-engellemek

  8. Bazı patronlar biraz pohpohlanınca, “Haklısın amirim” yazısında bahsettiğim çakalların elinde maymun oluveriyorlar. Birinin dolduruşuna gelip, diğerine saldırıyor.

  9. İLKER TORTOP :
    26 November 2011
    2:21 am

    Uzun yıllar Satış-Pazarlama yöneticisi olarak çalışmış , başardıkça başı belaya girmiş, Patronun danışmanları, yalakaları, eskiden koruması olup şimdi sağ kolu olan adamlarla uğraşmaktan bıkıp dinlenirken. Birden yazılarınızı okuyunca hayretimi gizleyemedim. Bazen gülerek bazen kendi yaşadıklarımı düşünüp hayıflanarak okudum yazılarınızı. Elinize sağlık..

Yorum Yazın