10 May 2011 Tuesday

Öğrenmek, bilmek ve uygulamak

Biz lise son’dayken sınıf geçme yöntemi değişti. Ağırlıklı ortalama getirildi.

Hiç birimiz yeni durumu bilmiyorduk. Öğrencilerden biri, Kadıköy’de tezgahtan, Sınıf Geçme Yönetmeliği  cep kitapçığı satın almış. Örnekleri iyice çalışmış. Her türlü hesaplamayı ve istisnaları öğrenmiş.

Tüm okula o anlattı. Dersten çağırıyorlar, sınıflara gidip örneklerle anlatıyor, soruları yanıtlıyordu.  Bizim kafamızda birçok endişe ve soru vardı. O kendinden emin şekilde her soruyu cevaplıyordu.

Belirsizliği azaltmak için önce içinde bulunduğun ortamın kurallarını en ince ayrıntısına kadar öğrenmek gerektiğini o zaman farkettim.

😀

Bir basketbol ligi maçında, son saniye şutu çekildi. Top çembere dokunup yükseldi. Tam o sırada hücum eden takımdan biri havada yakalayıp içeri attı.

Çemberin hava sahasına el sokmaması gerektiği için basket sayılmadı, bir de faul aldı. Kazanmak üzere olan takımı yenildi. (O yıllarda, atletik yeteneği ile ters orantılı zekası espri konusuydu zaten.)

Kuralları bilmenin yetmeyeceğini, heyecan anlarında da akıldan çıkarmamak gerektiğini böyle öğrendim.

😀

“Biliyordun da, uyguladın mı?” diye sorarsanız, HAYIR uygulamadım. (Size de anlattım) Ama her seferinde başıma neyin geleceğini bilerek yaptığımı söyleyebilirim.

😛

Etiketler: ,

Kategori: İş hayatı, yaşamın içinden

“Öğrenmek, bilmek ve uygulamak” yazısına şu ana kadar bir yorum yapılmış:

  1. Bile bile lades olmak benim de zaafım hocam, yalnız değilmişim 🙂

Yorum Yazın