27 December 2008 Saturday

Öğrenmeyi öğrenmek

Son hafta içinde görüştüğüm birçok genç arkadaş, çalıştığı işyerinden şikayetçi. Hemen hepsinin gerekçesi aynı. “Burada öğrenecek hiçbir şey yok”…

Konu öğrenmek olunca ilgileniyorum. “Patron terbiyesiz”, “iş arkadaşlarımın hemen hepsi torpilli”, vb… deseler bu kadar sorgulamayacağım.

Öğrenmek konusunda istekli olunduğunu görünce sohbeti derinleştiriyorum. Çoğunlukla “sıkıldım” yerine “öğrenecek hiçbir şey kalmadı” denildiğini görüyorum.

Bir örneği anlatayım. Çalıştığı şirket bir denizcilik acentesi… Arkadaş da Pazarlama Departmanında çalışıyor. “Hep aynı şeyler işte…” dedi.

Ben de denizcilik acentesinde pazarlama departmanında çalışmıştım. Hayatımın en zevkli işlerinden biri idi. Önce kendi görev tanımımın gerekliliklerini öğrendim. Sonra manifesto detaylarını öğrenmeye başladım. Sonra konşimento… Sonra ordino… Daha sırada gemi kiralama koşulları vardı…

Yazın hafta sonlarında (işim olmamasına rağmen) Haydarpaşa Limanı’nda çalıştım. Üzerimde işçi tulumu ile… Konteynere mal yüklenirken puantaj yaptım. Hatta gümrükçünün çırağı “sen iyi hesap yapıyon yahu.” deyip 10 TL bahşiş de verdi. (“Konşimentoyu almak için ofise gidince, Pazarlama Müdürü’ne bir uğra” dedim. Pazartesi sabahı beni o masada görünce, yüzünün aldığı şekli anlatamam)

Patronu “otomasyona geçme” konusunda ikna ettim. Tüm şirketin süreçlerini otomasyona göre tanımlama işine yardım ettim. (Artık bu işe sistem analiz diyorlar). Birbuçuk yıl içinde, iki ortak patrondan sonraki adam durumuna gelmiştim.

Başka bir acenteye 2.5 katı maaş ile geçtim. Yeni gittiğim yerde, dokümantasyonu benden iyi bilen yoktu. 25 yıldan beri orada çalışanlar dahil…

Daha uzatmayayım. Öğrenmek istedikten sonra, küçük bir şirkette bile insanın çok yılları öğrenerek geçer. Yeter ki niyet olsun. Hem “benim işim değil” diyerek sahayı daraltmak, hem de “öğrenecek bir şey kalmadı” demek doğru değil. En azından ben ikna olamıyorum.

🙂

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Kategori: İş hayatı, yaşamın içinden

“Öğrenmeyi öğrenmek” yazısına şu ana kadar 13 yorum yapılmış:

  1. Üstad;
    Yine eğitim programı tadında bir yazı, teşekkürler. Deneyimlerini okudukça, yıllarımı boşa geçirmediğimi hissettiriyorsun bana. Sağol, varol, yaz hep yaz, daha kısa aralarla yaz lütfen.
    Sevgi ile kal…

  2. Genel olarak motivasyon düşüklüğü yaşadığımızda hatayı çevremizde aramayı tercih ediyoruz galiba. 30-35 yaş altı kesimde bunu daha da fazla görüyorum.

    Kafa açıcı bir yazı olmuş, teşekkürler.

  3. Mesela ben 14 yıldır aynı yerde çalışıyorum. Tabi bu süre içinde kurum içinde sürekli pozisyon değiştirdiğim için, tekdüze bir işhayatım olmadı hiç! Hareket alanını geliştirmek, yeni şeyler öğrenmek isteyen, bunu iş değiştirmeden de yapabilir. Tabi bu her kurumda mümkün olmayabilir.

  4. Konu tam benim yazım olmuş. Bende ara ara işyerimden şikayet ediyor(d)um. Özellikle de son 2-3 ay önce ciddi anlamda rahatsız olmaya başlamıştım -hala ara ara yokluyor- Ne güzeldir ki, bilgisayar bilgisi okumasam da, çok istediğim IT sektöründe çalışıyorum. Uğraşıyorum, didiniyorum, işimi titizlikle yapıyorum. Ancak bu çalışma isteğimi diğer arkadaşlarımda görmeyince, performansım ara ara düşebiliyor. Neden diyorum kendi kendime, ben enayi miyim aynı maaşı aldığım insanlar otururken, ben deli gibi çalışıyorum. Üstüne bir de, çekememezlik giriyor. Bre pehlivan, birşey yapmıyorsun, bare sus da, otur kıçının üzerinde… Konuyu yine patronumla olan değerlendirme aşamasında konuştuk. “Bırak onlar kendi dünyalarında kavrulsun” dedi kendisi. Birden durdum, “Haklısınız dedim. Daha önce bu yönden düşünsem de, dışarıdan gözlemeyen birisinin (ki bu özellikle big boss olunca) böyle bir yorum yapması, insanın aklını başına getirmesinde daha net yardımcı olabiliyor.

    Sözüm ona ki; artık şikayet etmeyi, ciddi anlamda öğrenmeyi öğrenmeye çevirdim diyebilirim. Olması gereken de bu sanırım…
    Yazı için ayrıca teşekkürler Uğur abi, özellikle limanda yaşadığın anektodu daha önce de dile getirmiştin 😉

  5. Bu anekdotu, daha önce yorumlar arasına yazmıştım. Çırak Mühendis http://ugurozmen.com/?p=110 isimli yazıda da öğrenmenin önemini anlatmaya çalıştım.

    “Okulda bir şey öğretilmiyor” diyenlerin çoğunluğu, “işte de bir şey öğretilmiyor” diyenler.

    Acaba suçlu öğretmeyenler mi, öğrenmeyenler mi?

  6. Okulda da, işte de pekala öğreniliyor. Cem Yılmaz’ın tabiriyler hayatın anlamını verecek değiller ya, küçük nüanslar değiştiriyor düşünce ve hayat akışımızı. Teşekkürler hocam.

  7. Yalnız okuldaki öğrenim biraz hocalarımız ile doğru orantılı olduğunu düşünüyorum. Şahsen kendi aldığım eğitimim boyunca, ezberi kıran hocalarımla her zaman iyi geçindim, bana çok şey kattılar. Ancak iş yaşamında, biraz tek başımızayız. Tabir-i caiz ise, pişiyoruz, kendi yağımızda kavruluyoruz. eh, dozajı da bize kalıyor sanırım 🙂

  8. yazınızın başlığını görünce şaşırdım. tesadüf herhalde dedim. geçenlerde şirket kütüphanesinin alt raflarından çekip çıkardığım kitabın adı da bu. aynı kitaptan bahsettiğinizi sandım. yazınızı okuyunca durumu anladım. öğrenmeyi öğrenmek konusunda eksikleri olanlara tavsiye olunur: sistem yayıncılık’tan çıkan ramazan yıldırım’a ait kitap öğrenme becerisini geliştirmek için birebir. güzel yazıydı…

  9. Ugur Hocam;

    O konusmada gecen soru oyle degildi aslinda.Soru suydu: Daha cok, daha hizli ogrenmek icin KOBI mi, kurumsal bir firma mi?
    Bizim ogrenmek ile bir sorunumuz yok, bulundugumuz yerde herkesten daha fazla sey ogrenebiliyoruz. Bizim bahsettigimiz ogrenmenin firsat maliyeti. O denizcilik acentasi yerine en kurumsal denizci firmalardan birinde, yeni baslamis bir calisan olsaydiniz bu dediklerinizi yapabilir miydiniz?

  10. […] Dün Friendfeed’de ve LinkedIn’de eleman arayanların duyurularını gördüm. Gelen yanıtlarda en çok görev tanımı soruluyordu. Yine mi… […]

  11. ersen aşkın :
    4 September 2009
    7:19 pm

    hocam haklısınız öğrenmek isteyen kendi kanallarını açacaktır fakat herşey toz pembe değil sizinde bildiğiniz gibi, bazen sınırları çizmediğiniz zaman başkalarının hatalarını üstlenmek, suçlanmak ve günah keçisi durumuna düşmekten kurtulamıyorsunuz. ben görev tanımlamalarının zayıf olduğu her şirkette sorunlar ve anlaşmazlıklar, tartışmalar gördüm, bu konuda size malesef katılamıyorum.

  12. hocam burada biraz da işyeri faktörü önemli. Mesela ben şu an çalıştığım firmada taşın altına elimi sokmaya çalıştıkça bir türlü kabül görmüyor. Bağlı çalıştığınız insanların kafa yapısı bu sürece destek yada köstek oluyor.

  13. Meslekten değil, “beceriler“den bahsediyor. Zaten bir meslek eğitimini aldığınızda, eğer öğrenmeyi öğrenmemişseniz okulun verdikleriyle en çok 7 – 8 sene idare edebilirsiniz.

Yorum Yazın