14 February 2011 Monday

Onayım olmadan asla

Patron “Benim onayım olmadan hiç kimse şirket dışı şahıslarla maddi alışverişte ve taahhütte bulunmayacaktır” diye talimat veriyor.

CEO (Osman A. Ataç hocam) bu talimatı hemen geri almasını patrona söylüyor. Ama patron ısrarlı… (Zaten patron olunca, sorgulamadan karar vermek adettir.)

🙂

Düzen değişiyor.

  • Postacı iadeli tahhütlü bir mektupla geliyor. Alındı imzası mı lazım. Patrona gönderiyorlar.
  • Ofise temizlik malzemesi alınacak. Onay için patrona yazıyorlar.
  • Müşteri görüşmeleri kesiliyor. Ne de olsa her müşteri konuşması akçeli konulara dayanır.

O yıllarda e-posta da yok. Herşey birkaç kopya olarak yazılıp patrona sunuluyor.  Ondan yazılı – imzalı onay gelene kadar kimse kılını kıpırdatmıyor. Bütün işler aksıyor.

Patron yine şikayetçi. “Ne oluyor bu şirkette” diye köpürüyor. Yayınladığı talimatın “ne anlama geldiğini” hatırlatıyorlar. Talimat geri alınıyor.

😉

İşte bir girişimci davranışı örneği daha… “Ankara’ya parasız gelmiştim, koskoca bir holding kurdum. En iyi ben bilirim” tarzı… Uyarıldığı zaman anlamamak, sınama – yanılma ile öğrenmek…

Bende çoook girişimci öyküsü var.

😀

Etiketler: , , , , , , , , ,

Kategori: İş hayatı, yaşamın içinden

“Onayım olmadan asla” yazısına şu ana kadar 3 yorum yapılmış:

  1. Bu linki de http://ugurozmen.com/is-hayati/girisirken Kurumsal / Girişim dizisine eklemeli

  2. Y neslinin girişimcileri bu tarz sorunlarla uğraşmayacak bence. Bizler daha şeffafız, daha paylaşımcıyız.

  3. Bence yanılıyorsun Yakup,

    🙁

    Bu diziyi yazmama neden olan cümleler, daha 20’li yaşlardaki genç girişimcilerin “her şeyi bilir” tavırları. Daha önce genç arkadaşları uyaran yazılar yazıyordum. ( http://ugurozmen.com/is-hayati/girisirken gibi) Gördüm ki başarılı olanlar hemen kendilerinden önceki neslin tavırlarını tekrarlıyorlar. Bir anda sosyal mecralardaki “paylaşım”ları herşeyi bilen cümlelere dönüşüveriyor. Sorgulama ve irdeleme ortadan kalkıyor.

    😛

    “Paylaşımcı” kelimesini iyi incelemek gerek. Nerede olduğunu, ne yaptığını, kiminle beraber olduğunu her saniye sosyal mecralara yazmayı şeffaf olmak veya paylaşmak sanmıyoruz değil mi? Bizde bu harekete “teşhir” deniyor. http://ugurozmen.com/bilisim/zaman-tuketen-milyonlar

    😉

    Bir de daha çok “like” almak için “popüler söylemler”e saplananlar var. Yine arkası boş bırakılmış, üzerine düşünülmemiş kavramlarla… Yüzyüze konuşuyoruz. Üç soru soruyorum, beni doğrulayan yanıtları veriyor. Ama sosyal mecralara gidince, “popülist” olmayı seçiyor.

    😉

    Özetle bence çok fena yanılıyorsun. Racon kesen gençlere bak. Sen de hak vereceksin.

Yorum Yazın