Profesyonellik
Birçok yazıda “profesyonellik” üzerine mesaj veriyorum. Nedir profesyonellik diye sorarsanız, kişisel tarifim şöyle:
Bana göre, aşağıdaki 3 etmenden oluşur.
1 – Profesyonel ücretli çalışan bir kişidir. Tüm geliri, harcadığı zaman karşılığında kendisine ödenen ücrettir. (Bu noktada, İşimiz Zaman Satmak 1 ve 2 isimli yazılara göz atmanızı öneririm) Dolayısıyla, kendine veya ailesine ait bir şirkette yöneticilik yapan bir kişi, örneğin Sn. Mustafa Koç veya Sn. Güler Sabancı “profesyonel” diye sıfatlandırılamaz.
2 – Profesyonellik bir mesleğin üzerine inşa edilir. (Kelimenin kökü olan “profession” meslek demektir. Profesör kelimesi de aynı kökten geliyor. Daha derin latince kökünde – ortaokul yıllarımdan hatırladığım kadarı ile-“yeterlik” kelimesi de var.) Dolayısıyla, bir eğitim + ediniler + öğretiler bütünüdür. Tanrı vergisi yeteneği ile iş yapan biri (sanatcı, zenaat erbabı veya sporcu) karşılığında para da alsa profesyonel sıfatını alamaz. Benim gençliğimde Pele için tarihin en iyi futbolcusu; Franz Bakenbauer için ise “en iyi profesyonel futbolcu” denirdi. Pele’nin öğrenilemeyecek bir yeteneği vardı herhalde…
3 – Profesyonellik bir düşünce ve davranışlar bütünüdür. Bildiğimiz ahlak kuralları dışında, bir de “profesyonel ahlak” vardır. Zaten “yaratıcı profesyonellik” isimli yazıda “patrona rağmen, patron için çalışmak” dememin nedeni budur.
Profesyonel sporcuları da, profesyonel yöneticileri de bu etmenler altında değerlendiririm.
Etiketler: profesyonellik, sanat, sanatcı, spor, zenaat
Kategori: İş hayatı, yaşamın içinden
1981 yılında ODTÜ – İşletmecilik Bölümünden mezun olduktan sonra, Price Waterhouse Consultancy’de iş hayatına başladı...

9 September 2008
6:41 am
Profesyonellik ancak bu kadar güzel tanımlanabilirdi.
Profesyonellik bir çok insan için “hızlı giden ata binmek” diye tabir edilmekte (belki futbolcu transferleri bu algıyı yarattı, kim bilir?).
Ancak profesyonellik paralı askerlikle karıştırılmamalı diye düşünüyorum.
“Patrona rağmen, patron için çalışmak” (ajans kısmında müşteriye rağmen olur) bir çok “profesyonel”in gündelik yaşamında verdiği mücadele değil midir zaten?
Profesyonel ile “paralı asker” arasındaki fark, ortak çalışmada ortaya çıkar. Çalışılan marka üzerinde doğru olanı yapmak yerine kendisinden her isteneni (yanlış ta olsa) omuz silkerek yapan insanları doğruyu yapmaya ikna ederken bu fark belirginleşir…
31 January 2009
8:17 pm
[...] Profesyonellik ayrıntılarda… [...]
7 February 2009
8:04 pm
Zamanla şunları öğrendim. Hiç para olmadan iş yapmak profesyonellik tanımında yok.
21 March 2009
8:40 pm
[...] “Profesyonellik = ücretli mahkumiyet” mi [...]
6 April 2009
7:02 am
[...] üç madde zaten orta ve üst yönetim kademelerinde olağan. Öncelikle profesyonel olmak gerekir. Profesyonel… (O seviyeye ulaşmanın bazı kurallarını ben onlarca yazıda [...]
15 June 2010
9:31 am
İnsan Kaynakları (veya İnsan Kıymetleri) uzmanlarına çok iş düşecek.
16 June 2010
8:53 pm
Profesyonel hayatım boyunca bu ilkelere uygun davranmaya çalıştım. İlk yazılarım da bu yöndeydi zaten.
16 July 2010
5:56 am
Link’teki makale profesyonel kariyer peşinde olanlar için yazılmıştır.
26 July 2010
7:14 am
Profesyonellik, tek başına icra edilen bir iş değildir.
29 July 2010
6:03 am
Profesyonellik ve başarı arasındaki ilişkiler…
14 November 2010
8:33 am
Profesyonel yaşamda her zaman en iyi ekip ile çalışılmıyor. Profesyonellik, her zaman en iyi olanaklarla değil, eldeki kaynaklarla bile en iyiyi yapmaktır.
11 January 2012
1:07 pm
Profesyonel ile ücretli arasındaki farkı anlayacağımız bir vaka bu linkte. Boşuna Profesyonel ≠ Ücretli diye ısrar etmiyorum.