19 July 2012 Thursday

Sosyal Cehalet’e övgü

Takip edeni takip ederim” cümlesinin değer üretmeyen ama takip edilmek isteyen beleşcilerin sloganı olduğunu yazmıştım.

İlginçtir, “Bloglar öldü” diyenler de aynı arkadaşlar. Oysa Dünya’da blogların önemi artmaya devam ediyor. Bilgi (information product) üreterek para kazananların sayısı da artıyor.

Hem tüm ufku yakın çevresi ile sınırlı olunca, hem de bilgi edinerek değil izleyici sayısını artırarak tatmin olmayı amaçlayınca … Farklı görünüyor demek ki.

Bilgi edinmeye çalışsalar, o bilgiye sahip olanları teşvik ederler. Paylaşımlar çoğalır, internette içerik üretimi artar. Dünya’da bu yönde ilerlendiği için bloglar daha fazla okunuyor.

Tek bir “takip edeni takip ederim” cümlesi bile cehalete övgünün ipucunu verebilir.

😉

Etiketler: , , , , , , ,

Kategori: interaktivite, yaşamın içinden

“Sosyal Cehalet’e övgü” yazısına şu ana kadar 6 yorum yapılmış:

  1. Değerli Hocam, ben bu “takip edeni takip ederim”cileri ekseriyetle çok seviyorum. 😀

    Öncelikle belirtmek gerekirse, zaten gidip de kimseyi takip etmiyorlar. Başkalarının kendilerini takip etmesini bekliyorlar. O yüzden kendi minik dünyalarında sıkışmış durumdalar.

    Daha da korkutucu olan kısım, hani gittiği tuvaleti tweet atanların aksine, bunlar o kadarını dahi yapmıyorlar. Sadece #takipcileriniarttir #garantitakip #takipedenitakipederim falan diye diye tweet’ler atıyorlar. Yani bunlarınki cehalete övgüden de öte, klinik bir durum. Ontolojik bir travma. Twitter’da bulunma amaçları dahi belli değil.

    Geçtiğimiz hafta bakalım ne kadar çalışıyor diye denemek adına yeni bir hesap açtım. Bu hashtag’leri kullanarak tweet atanları takip ettirmeye başladım. Bu sayede bir o kadar da yalancı ve fırsatçı olduklarını gördüm.
    1 haftada 2000’in üzerinde takipçiye ulaşmış olsam da (koca bir zombi ordusu), ben 5000 kadar kişiyi takip etmek durumunda kaldım. Yani kendileri gidip kimseyi takip etmedikleri gibi, takip edeni de takip etmiyorlar.

    O yüzden ben buna “şark kurnazlığına övgü” demeyi daha uygun buluyorum. 🙂

  2. Uğur abi o kadar çok gereksiz paylaşım yapılıyor ki kaliteli içerik arar olduk. Özellikle bloglar burada çok önemli yer iştigal ediyorlar. Bence de blogların değeri her geçen gün daha da artacak. Ayrıca sosyal ağ içinde herşey birbirine girdi. Bence dikey sosyal ağlar önümüzde ki günlerde bir hayli yer alacak diye düşünüyorum. İlgilendiğimiz konular ne ise o ağları takip edip daha kaliteli içerikler üreteceğiz. Ama en kaliteli ve kalıcı içerik bence her zaman bloglarda olacak.

  3. BURAK TARIM :
    19 July 2012
    4:59 pm

    GERÇEK BİLGİNİN VAR OLDUĞU GERÇEK BLOGLAR DAİMA YAŞAYACAKIR.

  4. Google+ ürün müdürü Greg Marra’ya göre takip edeni takip ederim yaklaşımı dolayısıyla işin ilginç tarafı bu değil. İşin ilginç tarafı takipçilerin bu hesabın yazılım ile yönetilen otomatik bir hesap olduğunu fark etmemesi ve ‘bileğimi burktum’ gibi mesajlarına ‘geçmiş olsun’ ‘iyileştin mi? ‘nasılsın?’ gibi mesajlarla cevap vererek ilişki kurmaya çalışması…

  5. Barış Atasoy :
    28 July 2012
    9:44 pm

    “Bloglar öldü” lafı, Türkiye’ de sosyal medya çevrelerince hızla benimsendi. “Beni takip edeni ederim” de onların motto’su zaten.

    Neden? Çünkü yerli dijital ajansların çoğu, müşteriye “hızlı” hizmet vererek, kolay para kazanmaya çalışıyor.

    Google ve Facebook reklamı satmak kolay. Facebook uygulaması yapıp para almak kolay. Parayla sayfaya “takipçi” getirmek kolay. Üstelik, insanlar “sayı” görünce ağızlarının suyu akıyor…

    Ama günün sonunda, bu “sayılar” bir değer ifade etmiyor. Ben artık spesifik bir ürünü, ürünle ilgili insanlar bloglarında konuşmamışsa, satın almıyorum.

    “Biz mesajı veririz, insanlar da takip eder” zihniyetine dayanan eski ve ölmüş reklamcılık anlayışı, ülkemizde “sosyal medya” olarak hortladı maalesef. Hala çoğu insan, sosyal medya denen şeyin, basit olarak “karşılıklı konuşmak” olduğunu anlamamış görünüyor.

  6. Barış Atasoy,

    Her kelimesine katılıyorum.

    Dijital ajanslar sağlam bir pazarlama ve/veya reklamcılık eğitimi almadıkları için, kolaya kaçıyorlar. Geleneksel mecralardaki ucuz ve kötü uygulamaları sosyal mecralarda hayata geçirmeye çalışıyorlar.

Yorum Yazın